2020-07-10
Skip Navigation Links
Destpêk/Anasayfa
Pêwendî/İlişki
Lînk
Skip Navigation Links
Video
Album
Arşîv
Necla Çamlibel
 
Kemal Burkay’ın Ülkeye dönüşü üzerine birkaç not
2011-10-23 11:21
Necla Çamlibel
Günaydın Kurdistan, Günaydın Türkiye, Hayde Gülümse Kürdistan!

Necla Morsünbül

Neclam12@hotmail.com

Gülümseyen ve gülümseten ağabeyimiz, 31 yıl sonra hastret kaldığınız toprakları ve halkımızla buluştunuz. Xızır, Ehmedê Xane, Düzgün Baba yardımcınız olsun.

Ülkeye döndüğünüz günün gecesinde gözüme uyku girmedi. Sizi karşılayanları düşündüm. Size gösterilen sevgiyi düşündüm. Yıllarca hizmet ettiğiniz insanlarımız sizi büyük bir coşku ve sevinçle karşıladılar. Televizyon kameralarına yansıyan; halkımızın gençleri, yaşlıları, köylüsü, kentlisi, sağcısı ve solcusu sizi bağrına bastı.

Diyasporadaki dostlarınız, yoldaşlarınız ve sizin şiirlenizle büyüyen gençler yurda döneceğinizin haberinin heyecanı içindeydiler. Ne olacak, nasıl karşılanacak, ilk olarak kamuoyuna ve kürt halkına ne tür mesajlar verecek. Bu duygularların ve düşüncelerin tedirginliğini içindeydiler.

Seni yolcu etmek için İsveç’e giden arkadaşlarla görşütüm. Şu anda İsveç havaalanındasınız. Tüm dostlarınız yanınızdaymış. Ben de oğlum Aryan’la orda olmayı, size güle güle demeyi isterdim. Bu mümkün olmadı. Ailce kafamızın ve yüreğimizin sizinle olduğunu bilmenizi isterim.

30 temmuz 2011 günü ülkeye ayak bastınız. Coşkulu bir kitlele tarafından ilgiyle ve çoşkuyla karşılandınız. Saygıdeğer ağabeyimiz, sizinle birlikte özgürlük yolunda yürüyen yoldaşlarınızla ne kadar öğünseniz azdır.

Şimdi gülümsemenin zamanıdır. Artık kürtlerin tarihinde önemli bir takvim sayfası açılıyor. Bugüne kadar ideolojisinden, düşüncesinden ve fikirlerinden ödün vermeyen Kemal Burkay ülkesine döndü. Hade gülümse Kürdistan, Kemal Burkay geldi.

Diyaspora Kürtleri olarak, günlerdir Kemal Burkay’ın ülkesine dönmesi üzerine konuşup duruyorduk. Çeşitli yorum ve tahminlerde bulunuyorduk. Dönüş gününü heyecanla bekliyorduk.

Ne güzel bir gün, Kemal Burkay artık sürgünlüğü sona erdi. Ben Avrupa’daki biri olarak onun bu yolcuğunu büyük bir heyecanla bekliyordum. Son bir hafta sürekli haber dinledim. Gidiş günü de oğluma birlikte televizyonda onun gidiş haberini izledik. Onun ilk görüntülerini havalimanına inişinin gödürtüleri evrana yansıyınca. Gözyaşlarıma hakim olamadım.

Ağladım sevinçten, yarım yüzyıla varan mücadelesi artık sonuç verecek diye sevinçliydim. Kemal Burkay’ın ve tüm onu sıkı çember içine alan gençlerin o gururlu ve sevinçli bakışlarına sahit oldum. Aramızda sırf bir cam parçası vardı. Ancak o binlerce insan arasındayım.

Sevinçliydim. Çünkü orda onlarca, Metin Aksoylar, Yılmaz Demirlar, Mustafa Çamlıbeller, Yavuz Koçoğlular, Nurettin Basutlar, Bozan Erdemler, Mahmut Yiğiteller,Remzi İller, Ramazan Adıgüzeller, Azad Acarlar ve daha yüzlerce şehidimiz ordaydılar. Onları da hisettim. Artık emeklerimiz boşa gitmediğini gördük diyebilirsiniz. Onlarda o binlerce insanın arasındaydı, bu yolculukta birkez daha Kemal Burkay’ı yanlız bırakmamışlardı.

“Bijî Azadîya Kurdistan, Bijî Kurdistan, Bijî Partiya Sosyalista Kurdistan, gülümse ilklim değiştir akdeniz olur” diye bağıranların içinde şehitlerimiz de vardı. Hep birlikte “mamak şarkısı” ile “ben geliyorum” şiirini okuyan binlerin sesin içinde onların da sesleri de yankılandı.

Bunlar, umudun, özgürlüğün ve barışın çığlığıydı. Bu çığılığın önünde hangi güç boyun eğmez ki?

Türk hükümeti, Türk basını, dost ve düşmanlar bu sıcak ilgiye şaşırmışlardı. Kemal Burkay’ı haber ve şiirlerinden tanıyan gençler mutlu bir şaşkınlık içindeydiler. Yıllardır ismini bildikleri, yüzünü göremedikleri birisiyle yüz yüze gelmişlerdi. Onunla aynı havayı teneffüs ediyorlardı.

Tv ekranlarına çıkan ağabeyi Mustafa Burkay, yiğeni ve köylüler çok heycanlıydılar. Doğduğu köyün ardıç ağacı ilk kez televizyon ekranlarına yasımıştı.

Onca kalabalığa karşın, kimsenin ağzından bilinçsiz bir sözcük, anlamsız bir slogan, ortalığı provake edecek bir söz ve davranışın olmaması karşılananla, karşılayanların seviyesinin bir göstergesiydi.

Kemal Burkay’a gösterilen bu ilgi, Özgürlük Yolu hareketine öncülük edenlerin emeğinin bir ürünüdür. Onlar, bu ilgiyi fazlasıyda haketmiş durumdalar. Özgürlük Yolu’nun kurucuları büyüklerimize minnettarız. Onlarla gurur duyuyoruz. Bunlar büyük bir özveriyle ağır bir yükün altına omuzlarını koydular ve bizi bu günlere ulaştırdılar.

Bir tv kanalında “Bir kedisi yok ama ülkesi var.” Biçimindeki alt yazı bence durumu çok iyi özetliyor.

Kimi dost ve arkadaşlarımız, telefon ve internet üzerinden duygularını benimle paylaştılar.

Bir tanıdığım kişi internet üzerinden bana şöyle yazdı. “Kemal Burkay’ın arkadaşlarını kıskandım. Bu ne heyecan, ne ilgi, ne sevgi?” Bu dostuma neden böyle düşündüğünü sordum. Bana şöyle cevap verdi. “Keşke her örgüt liderlerimiz Kemal abi gibi net ve dik durabilselerdi. Biz de onları aynen bu şekilde karşılasaydık. İşte bu nedenle doğru bir insan ve doğru bir çizgide inatla yürüyen sizleri kıskandım.”

Bu samimi sözler üzerine çok mutlu oldum, gururlandım. Bize bu duyguları yaşatanlara selam olsun.

Birbaşkası gözüm Yılmaz ağbeyi, Yavuz koçoğlun’u, Nurettin Basut’u aradı. Kemal abi beni hem ağlattırdı hem de sevindirdi. Onu karşılayan binlerce insan bir ağızdan zılgıt ve sloganlar attılar. Basın mensupları büyük bir şaşkınlık içindeydiler.

İşte bu du duygularla bilgisayarın başına oturdum. Duygu ve düşüncelerimi yansıtacak kelime bulmakta zorlanıyorum.

Kemal Burkay’la aynı sofrada yemek yemenin, çay kahve içmenin ve sohbet etmenin gururunu yaşıyorum. Kendimi şanslı bir insan görüyorum.

Binlerce seveninin yanında, kızları ve torunlarıyla bir arada çekilmiş resimleri beni daha da mutlu etti. Sevgili Berivan ve Helin’nin o gururlu, onurlu ve dik duruşlarından çok etkilendim. Ekranlara yansıyan o güleç yüzlü duruşları benim mutluluğuma mutluluk kattıi. Sevgili Berivan ve Helin, ne mutlu sizlere böyle değerli ve onurlu bir babanın çocuklarısınız. Ne mutlu size sevgili Rojda ve diğerleri, Kemal Burkay’ın torunlarınısınız...

Yine Türk basınına da yansıyan şu başlıklar dikkat çekiciydi:

“İklim değişti, Kemal Burkay geldi, ...Otuz bir yıllık sürgün bitti. Kürt siyasetçi ve şairi Kemal Burkay Stockholm’den İstanbul’a gelişinde ‘Gülümse’ şarkısıyla karşılandı. Burkay: Hoşnut ve iyimserim, bu mücadele tüm herkesin mücadelesi sonucu kazanılmıştır, dedi” İşte bu kadar.

“Hayatı boyunca şiddete karşı barışı savunan Kemal Burkay, şimdi bu mücadelesini Türkiye’de sürdürecek. Onun gelişiyle barış umutları yükselecek.

Ülkenin yetiştirdiği şair ve siyasetçi Burkay ülkene, köyüne, evine ve dostlarının arasına hoş geldin.

Bir gazete “Bir kedisi yok ama bir ülkesi var” diye başlık attı.

Birçok aydın ve devlet adamı onu karşıladı. Onun onurlu duruşu, başkalarının onurlu duruşuna sebep oldu.

O gün havaalanında olma imkanı bulamayan binlerce insan, ekranları başından ayrılmadılar. Karşılayanların heyecanına ortak oldular.

Bu olumlu ortamı zayıflatmak, hatta provake etmek isteyenler olacaktır. Ancak bu tür sekter davranışların Kürt halkını fazla etkiliyemiyeceğini umut ediyorum. Hiç şüphesiz Burkay’ın gelişiyle Kürt sorunun çözülmesinin önü biraz daha açılacaktır.

Son olarak bir kaç öneride bulunarak bu notlarımı bitireceğim:

Kemal Burkay’ın dönüşü Kürt sorunun çözümü konusunda önemli bir etki yaratacağı ortadadır. O halde onun düşüncelerinin kamuoyuna yansıtma işi, başta onun partisine daha sonrada ona yakın aynı düşünceyi paylaşan aydın, yazar, akademisyen ve sanatçılara düşmektedir. Yaklaşık bir hafta geçmesine rağmen bu konuda elle tutulur adımlar atılmamıştır.

Yine bir kez daha şu noktanın altını çizmek istiyorum. Ümit ederim osmanlı da oyunlar biraz azalmıştır. Kemal Burkay’ın can güvenliğinin sağlanması önemli bir sorundur. Umarım, Kemal Burkay’ın dost ve arkadaşları da bu konuda gereken önlemleri alırlar.

Hak-Par Kemal Burkay’ın çalışmalarıyla ilgili kamuoyunu bilgilendirmek için bir basın kurulu oluşturmalıdır. Bir internet sitesi veya canlı yayın yapacak bir radyo yayını veya bir bülten çıkarmalıdır.

Gençler, yoldaşlar;

Kemal Burkay; sırf bizim için değil, Kürt halk için de büyük şanstır. Bu nedenle onu hiç bir şekilde yanlız bırakmamalıyız. Gece gündüz gözümüz onun üstünde olmalıdır. Bir şahin gibi onu izlemeliyiz. Hiç belli olmaz. O topraklarda, çok değerli insanlarımızın kanı akıtıldı. Yüzlerce insanımız zindanlarda can verdi. Bu sistem binlerce insanımızı şaşkına çevirerek peşine almış uçuruma doğru götürüyor. Çok uyanık olmalıyız. Sonuç olarak şunu söylemek istiyorum. Sayın Burkay’ın dönüşüyle mutluyum, ama bir o kadar da tedirginim...

Saygıdeğer ağabeyimiz, Ehmedê Xane, Xızır, Düzgün Baba seni tüm ama tüm kötülüklerden korusun.
Print