2020-07-14
Skip Navigation Links
Destpêk/Anasayfa
Pêwendî/İlişki
Lînk
Skip Navigation Links
Video
Album
Arşîv
Oral Çalışlar
 
Ülkücülerin Kontrgerilla'yla hesaplaşması
2012-10-14 16:14
Oral Çalışlar
Profesör Turan"ın çağrısının sadece ülkücülere yönelik olmadığını, bu alanda sorumluluk taşıyan herkesi kapsadığını düşünüyorum.

Profesör Dr. Ahmet Nezihi Turan’ın sözleri ülkücülerin geçmişle hesaplaşması açısından bir milat oluşturuyor: “Macaristan’ın (Sovyetler Birliği tarafından) işgali sonrası bütün dünya komünizm tehlikesine ikna oluyor. O tarihten itibaren NATO’ya bağlı Özel Harekât Daireleri tahkim ediliyor. Türkiye’de de böyle olmuş. Özel Harp Dairesi’nde görev yapanların MHP’yle temasları daha kolay olmuş. Türkeş de zaten Özel Harp Dairesi adına çalışmış; Amiral Sezai Orkunt’a sorulduğunda, ‘Evet bu yapı vardı. Türkeş de içindeydi’ dedi... Bir de legal tarafı var. Siyasi parti, onun uzantısı olan legal dernek. Bu yapı ile illegal faaliyetler bir yerde çakışıyordu... 12 Eylül duruşmalarında birçok MHP’li, ‘MİT mi MHP’nin içerisinde, MHP mi MİT’in içerisinde anlayamadık’ demişti.”

Geçmişin militan ülkücüsü (12 Eylül’le birlikte bağını koparmış) Prof. Turan, Aksiyon dergisinin 1-7 Ekim sayısında, kendi mahallesine, “Artık gerçekleri konuşmanın zamanı geldi” çağrısı yapıyor.

Tarih profesörü Turan’ın açıklamaları ve değerlendirmeleri, dünü anlamak bakımından önem taşıdığı gibi, yeni bir sivil toplum yaratabilmek için militarizmle ve despotik devletçilikle mücadele açısından da anlamlı mesajlar veriyor.

12 Eylül darbesi döneminde Türkeş’le bir yılı aşkın aynı cezaevinde kalmıştık. Ağca’nın Papa’yı vurduğu günlerde idamla yargılanan Türkeş, bana “Oral Bey, bunların hepsini bizim yaptırdığımızı düşünüyorsunuz, inanın bazı olaylar bize rağmen oluyor” demişti.

Türkeş’in değerlendirmesi düşündürücüydü. Türkeş’in ve partisinin ilişkileri derindi. Buna ilişkin çok sayıda ipucu bulunuyordu. Profesör Turan da benzer bir saptama yapıyor. Türkeş’in bağları olduğunu düşünüyor ve birçok eylemin bu derin ilişkilerin bir parçası olarak yürüdüğüne inanıyor.

Turan, kader ortaklığı yaptığı arkadaşlarını, bildikleri gerçekleri açıklamaya çağırıyor: “Mahallenin dışına çıkılmasını (istiyorum). Solda yaşanan iç sorgulamayı, yani Halil Berktay’ın karşılığını görmek istiyorum...”

Yeni bir Türkiye kurulurken hâlâ 12 Eylül 1980 darbesinin sınırları aşılabilmiş değil. Bunun temel nedenlerinden birisi, 12 Eylül’ü hazırlayan koşulların hâlâ tam anlamıyla aydınlığa kavuşmamış olması.

Özel Harp Dairesi

Ülkücüler ve solcular, hangi oyunun parçası olarak kullanılmışlardı? Avrupa’da deşifre edilen Gladyo Türkiye’de neden hâlâ karanlıkta? Özel Harp Dairesi nasıl bir işlev yerine getirmişti?

Özel Harp Dairesi arşivine ne oldu? Kimler Özel Harp Dairesi’nin elemanları olarak cinayetlerde rol oynadılar?

Militarizmin mağduru AKP’nin yapması gerekenlerin başında kozmik odaların aydınlatılması gelmeliydi.

MİT’çi Mehmet Eymür, birçok olayın asli faili olan Abdullah Çatlı için “Bizim elemanımızdı” demişti. Bu sözler de aydınlatılmadı.

Kahramanmaraş katliamında ülkücülere görevi kim verdi? Malatya Belediye Başkanı Hamid Fendoğlu’nu havaya uçuran bomba nerede ve kim tarafından hazırlandı? Abdi İpekçi’yi, Savcı Doğan Öz’ü, MHP Genel Başkan Yardımcısı Gün Sazak’ı hangi irade öldürttü? Askeri dosyalar açılırken bu dosyaların da açılacağını sanmıştık. Ancak kilit kilit üzerine takılı durmaya devam ediyor.

Türkiye, Balyoz, Ergenekon, Kafes gibi davalarla askeri darbecilikle hesaplaşma yaşıyor. Askerin siyasete girmesinin hesabı soruluyor.

Ancak bugünlere nasıl gelindiği, devlet içinde oluşmuş suç çetelerinin ne olduğu konusunda yeterince duyarlılık oluştuğu söylenebilir mi? Devleti çürüten sırların konuşulması, bunlara ilişkin belgelerin üzerine gidilmesinin zamanı neden gelmiyor?

Özel Harp Dairesi’ne bağlı Seferberlik Tetkik Kurulları hâlâ faaliyette. Binlerce yeni eleman alındığına ilişkin haberler yayımlanıyor. Bunlar kime karşı kullanılmak üzere örgütleniyorlar?

Militarizmle kavganın sağlam temellere oturması için bu soruların aydınlatılması gerekiyor.

Bu nedenle, Profesör Turan’ın çağrısının sadece ülkücülere yönelik olmadığını; bu alanda sorumluluk taşıyan herkesi kapsadığını; en önemlisi de devletin kendisi ile yüzleşmesine yönelik olduğunu düşünüyorum.

13 Eki. 12, Radikal



Print