2019-12-15
Skip Navigation Links
Destpêk/Anasayfa
Pêwendî/İlişki
Lînk
Skip Navigation Links
Video
Album
Arşîv
Hasan Cemal
 
İktidar ve muhalefet Manzaraları
2012-10-31 21:58
Hasan Cemal
İktidarıyla muhalefetiyle çizdiğimiz manzara öyle ki, geçen haftaki yazımda da belirttiğim gibi, kuruluşundan 89 yıl geçmesine rağmen Cumhuriyet’in temel taşlarını hâlâ yerli yerine oturtamadık, demokratik bir Cumhuriyeti tüm kurumlarıyla hâlâ gerçekleştiremedik. Yazık!

Salıcı, askerlere “Sizin koruyamadığınız Cumhuriyet’e biz sahip çıkıyoruz”
diye seslenmişti.

Hürriyet’in dün birinci sayfasındaki ‘Askere sitem!’ başlıklı fotoğrafı gördünüz mü?
CHP İstanbul İl Başkanı, Taksim’de Cumhuriyet Anıtı’nın önünde tören için toplanmış komutanlara elini kolunu uzatmış bağırıyordu:
“Sizin koruyamadığınız Cumhuriyet’e biz sahip çıkıyoruz.”
Bu fotoğraf bana birkaç hafta önce Meclis ‘darbe komisyonu’nda CHP’li bir milletvekiliyle tartışmamı anımsattı.
Konu darbecilikti.
Benim kendi darbeci geçmişimden yola çıkarak CHP’nin geçmişindeki ‘darbeci gelenek’ten söz açmıştım.
CHP milletvekili bağırmıştı:
“CHP’ye darbeci diyemezsiniz!”
Ben de cevap vermiştim:
“CHP’nin darbeci genlerinden bahsedersem üzülebilirsiniz.”
Komisyon Başkanı burada tartışmayı kesmemiş olsa, Cumhuriyet’in kuruluşundan itibaren CHP’deki İttihatçı damarı anlatacaktım.
Ya da “Cumhuriyet’i korumak kollamak” için 1960’ta yapılan 27 Mayıs darbesinde CHP’nin rolünden söz edecektim.
Yine 1971’deki 12 Mart darbesinde CHP’nin neredeyse yarısının askeri yönetimle nasıl iç içe çalıştığını, partinin darbe hükümetine nasıl başbakan ve bakanlar verdiğini anlatacaktım.
Sonra 28 Şubat’a gelecektim.
O zamanki CHP lideri Baykal’ın o meşhur sözünü, “Ordu, sivil toplum kuruluşu gibi çalıştı” cümlesini hatırlatacaktım.
27 Nisan’ı da unutmayacaktım.
2007’de, Cumhurbaşkanı seçimi öncesinde askerin Meclis iradesinin üzerinde kapkara bir bayrak gibi sallamış olduğu ‘muhtıra’yı CHP yöneticilerinin, sözcülerinin nasıl sahiplendiğine şöyle bir değinecektim.
Bu arada, hem Baykal hem Kılıçdaroğlu döneminde sergilenen ve bugünlere sarkan Ergenekon ve Balyoz ‘avukatlığı’nın demokrasiyle bağdaşmayan yanlarına değinecektim.
Olmadı, zaman kalmadı.
Dünkü Hürriyet’in birinci sayfasındaki o konuşan fotoğrafı görünce bunları anımsadım.
Benim bütün bu söylemek istediklerim tek karelik bir fotoğrafa sığmış ve Sefa Özkaya’nın haberiyle özetlenmişti:
“Sizin koruyamadığınız Cumhuriyet’e biz sahip çıkıyoruz.”
CHP İstanbul İl Başkanı, Taksim’de komutanlara böyle bağırıyordu. Benim anlatmak istediğim de buydu, CHP’nin genlerindeki darbecilik...
Hâlâ askere çağrı...
Hâlâ askerden medet ummak...
Hâlâ bilinçaltındaki darbecilik...
Demokrasi kültürü ne zaman kapıyı çalacak ve programında kırk yıldır sosyal demokrat yazan bir partide ne zaman özümsenecek?
Allah akıl fikir versin.
Yurtdışındayım.
Bu satırları yazarken Ankara’daki alternatif Cumhuriyet bayramı kutlamalarını canlı olarak Milliyet internetten izliyorum.
Polisin müdahalesi...
Biber gazı...
Çatışmalar, itiş kakış...
Ak Parti iktidarının bu yasakçı zihniyetinin demokrasiyle, demokratik hak ve özgürlüklerle bağdaşır yanı yoktur.
Yazık.
Yazık olan o kadar çok şey var ki.
Örneğin CHP, Meclis anayasa çalışmalarındaki vatandaşlık tarifinde Ak Parti’nin gerisinde kalabiliyor.
Bir başka talihsiz örnek:
Çankaya Köşkü’nde kaç yıldır ilk kez eşli bir Cumhuriyet resepsiyonu veriliyor. Ama CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu katılmıyor, BDP Eşbaşkanı Demirtaş katılmıyor.
Niye?
Yazıyı uzatmak istemiyorum.
İktidarıyla, muhalefetiyle bugün çizdiğimiz manzara öyle ki, geçen haftaki yazımda belirttiğim gibi, kuruluşundan 89 yıl geçmesine rağmen Cumhuriyet’in temel taşlarını hâlâ yerli yerine oturtamadık, demokratik bir Cumhuriyeti tüm kurumlarıyla hâlâ gerçekleştiremedik.
Evet, yazık!

------------------------------------------

Milliyet-30 Ekim
Print