2020-07-10
Skip Navigation Links
Destpêk/Anasayfa
Pêwendî/İlişki
Lînk
Skip Navigation Links
Video
Album
Arşîv
Necla Çamlibel
 
Hak ve Özgürlükler Partisi’nin 6. Kongresi’nde neler oldu
2014-11-06 21:18
Necla Çamlibel
Hak ve Özgürlükler Partisi, 6. Kongresi’ni 26.10.2014 tarihinde gerçekleştirdi. Söz konusu kongrede ben de hazır bulunmuştum. Kongrede, hararetli tartışmalar yaşandı. Keza kongre öncesinde ve sonrasında birçok konuşmalar ve tartışmalar yapıldı. Sanırım bu kongre, bundan sonra da çok tartışmalara neden olacak.

Kongre öncesi ve özellikle sonrasında yapılan tartışmalarda sanki taraflar arasında büyük bir savaş varmış gibi fırtınalar koparıldı. Tabi ki bu fırtınalar sabun köpüğünden öte bir şey olmadığı gibi gerçeği de yansıtmadığı düşüncesindeyim.

Kongre, demokratik ve çağdaş normlara uygun şekilde, üç adayın da yarıştığı bir kongreydi. Her üç aday da doğal olarak kongreye gelen delege ve katılımcılar üzerinde etkili olmak için çaba gösterdiler. Kişi ve birimlerini ziyaret ederek neden aday olmak istedikleri konusunda delegeleri bilgilendirmeye çalıştılar.

Ben kongreyi baştan sona izledim. Kimse birbirleriyle savaşmadı. Ortalıkta kan, küfür ve hakaret yoktu. Zira yarışanlar, uzun yıllar birbiriyle omuz omuza en çok emek sarfetmiş, çalışmış adaylardı. Bunlar, neden birbirlerini küçülten davaranış ve söylemlerde bulunsunlar ki?

Diyarbakır zindanlari, Bayram Bozyel’in ne olduğu ve davada nerede durduğunun tanığıdır. Fehmi Demir’in de son yirmi yılda, legal alanda yürüttüğü mücadele gözler önündedir. Bu iki başkan adayı da, aynı sofrada oturmuş birlikte yemek yemiş, zorlukları göğüslemiş, taşın altına elini koymuş yoldaşlardır.

Bana göre bunlardan biri diğerinden yukarda veya aşağıda değildir. Sadece süreçle ilgili duruş ve kürt ulusal mücadelesini ve HAK-PAR çatısı altında nasıl ileriye götürülmesi gerektiği konusunda, aralarında ince nüans farklılıkları olduğu görüşündeyim.

Kürt örf adetinde de bir yere misafir olmanın, aynı sofrada oturmanın değeri büyüktür. İnsanın ekmek yediği sofraya hürmeten, yaratılan onca değerin heder edilmesi için çaba sarfetmesi mümkün mü?

Bu köklü davayı yıpratmayı ve eline fırsat geçmişken ağzını geleni söyleyemeyi alışkanlık edinmiş kimi dostların (!) bu demokratik yarışı kötüye kullanma çabaları boşunadır. Kökleri sağlam, direngen, kararlı kadroların yürüttüğü bir mücadeleyi yıkmak o kadar kolay değildir.

Keza, HAK-PAR’ın 6. kongresi her partinin yasal olarak yapmakla mükellef oluduğu, iki yılda bir olması gereken bir kongreydi.

Birçok kurum ve Kürt parti temsilci, sekreteri ve üyeleri bu kongreye katıldılar, önemli birlik ve beraberlik mesajları verdiler. Ayrıca hükümet adına da Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın mesaj gönderdiği kongre olağan gibi görünse de, olağanüstü tartışmaların ve yorumların yapıldığı bir kongre konumundayıdı.

Kongrenin en önemli yönü, kongre salonun düzeniydi. Partinin onursal başkan A.Melik Fırat’ın ve Genelbaşkan Kemal Burkay’ın resimleri sahnede asılmıştı. HAK-PAR bayrakları ve Parti’nin en belirgin sloganının yer aldığı -Kürt Sorununa barışçıl ve eşitlikçi çözüm-Türkçe ve Kürtçe olarak yazılmış- salonun bir köşesinde kümelenmişti. Ama en renkli ve anlamlı slogan, “Bê Jinan azadî nabe!” sloganıydı. Salonun en arka tarafında birçok gencin taşıdıkları Kürt bayrakları, tartışmasız solonun en önemli görünümüydü.

Kongre salonunda sakin bir atmosfer vardı. Dışardaki kulislerde, hareketli konuşmalar ve görüşmeler yapılıyordu. Bu da demokrasinin gereği olan bir durumdu. Dikkat çeken şeylerden biri de, partideki çok seslilikti. Bu konu HAK-PAR’ın daha da olgunlaştığının somut bir kanıtıydı. Zira herkes, her konuda ne düşündüğünü tartışıyor, konuşuyor, paylaşıyor birbirlerini etkilemeye çalışıyordu.

Tanıklık ettiğim konuşmalarda çok olumsuz eleştiri ve görüşler olmuş olsa da. Hakaret, çamur atma, emeğe saygısızlık yapma yoktu.

HAK-PAR içinde yer alan farklı görüşlerdeki bazı üyeler ne yazık ki, bu kongrede Parti Meclisi aday listeleri dışında kalmayı tercih ettiler.

Ancak üç adaydan biri olan sayın Mehmet Celal Baykara’nın kibar ve kırmadan dökmeden, “biz gitsek de bu partinin yaşanması gerektiği” mesajını oldukça önemli bulduğumu belirtmek isterim. Sayın Azad Sağnıç’ da kendine has üslubuyla, emek verenlerin ortak adayda birleşmesi halinde HAK-PAR’ın daha da güçlenebileceğini, kendilerini 12 yıllık süre içinde partide sığınmacı olarak gördüklerini ve bu sığınmacılara artık bir görev ve sorumluluk verilmesi gerektiğini dile getirdi.

Sayın Bayram Bozyel’in sürece ilişkin belirlemeleri ve konuşma tonu ve duruşu oldukça etkileyiciydi. Bayram Bozyel, uzun yıllar DDP, DBP ve HAK-PAR’ın kuruluş aşamasında yakınen takip ettiğim kişilerden biriydi. O, her zamanki sakin, olgun ve birikimli duruşunu bir kere daha sergiledi. Kongrenin ikinci tur seçiminde adaylıktan çekildi. Ve HAK-PAR Genelbaşkanlığı’na seçilen Fehmi Demir’i salonda kutlaması herkesi takdirini kazandı.

Ancak bu bir yarıştı. Sonuçta süreci doğru okuyanların yanında yer almak isteyen delegeler yeni başkanı seçtiler.

HAK-PAR, Türkiye’de ciddi bir muhallefet partisidir. Kürt sorununun barışçı ve eşitlikçi temelde çözümünü isteyen bir partidir. Bu duruşunu seçtikleri adayla da bir kez daha sergilediler.

HAK-PAR’ın köklü geleneğine sahip olanların, bu partinin yaşatılması ve güçlendirilmesi konusunda daha çok emek sarfetmesi gerekiyor.

Ancak naçizane eksik bulduğum bir kaç noktayı da siz okuyucularımla paylaşmak isterim.

Kongre salonunun en etkiliyici kesimi Kürt bayraklarıyla katılan ve Kürdistan davasına bağlılığını dillendiren salondaki gençler idi.

Kongre açılışında Kürt ulusal marşının okunmamış olmasını eksiklik olarak gördüm. Tabi ki bu kongre hazırlık komitesinin kararıdır. Onlar öyle uygun bulmuş ve böylesi önemli bir kongrede okunmaması büyük eksiklikti.

Partiler semboller Kürt ulusal mücadelisinde araçlar ancak, bunu bilmeme rağmen bu araçları doğru kullanmak da o kadar önem arz etmekteydi bu süreçte kanımca.

Ayrıca, kongreye yurtdışından Almanya-Destekleme derneği yöneticisi olarak katıldım. Aynı zamanda partinin kurucu üyeleri arasında yer almama rağmen salona gittiğimde partinin 81 kurucu üyesi arasında ilk anayasa mahkemesine gidenler arasında yer alan kurucu üye olarak oy hakkımı bu kongrede kullanamadım. Çünkü ismim doğal delegeler arasında yoktu. - oy kullanamadım diye başka yorumlara yol açmamak için şu açıklamayı da hemen yapmak isterim: partinin 6. Kongresiydi ve ben daha önceki kongrelerde katılamamıştım. Doğal olarak yeniden doğal delegeler listesi hazırlanırken ben yazılmamışım, her hangi bir art niyet aramadım ve aramak isteyenlerede fırsat vermek istemem). Bu nedenle de herhangi bir adaya oy kullanmadım. Ancak bu kongrede gönlümden geçen aday olmasına rağmen, tarafsız kalmayı taraf olmaktan daha hayırlı bulduğumu sizlerle paylaşmak isterim.

Elbetteki, HAK-PAR benim partimdir. Onun legal alanda güçlenip Kürt kitleleri arasında yaygınlaşması ve onun politikalarının kabul görmesi için elimden geleni bugüne kadar yaptım, yapmaya devam edeceğim.

Bu biraz da HAK-PAR yönetiminin bundan sonraki yapacaklarıylada doğrudan orantılıdır. Malum, bazen doğru politikalar yetmez. Uygulamalar da önemlidir. Bundan sonra naçizane birkaç önerim: Kongreye katılan ve katılamayan emektarlarla sıkı bir ilişki kurulmalı ve onları yeniden göreve davet etme konusunda özel çaba sarfetmelidir.

Medyada hiç kongrede yer almayıp da HAK-PAR ve onun geldiği geleneği yıpratmaya yönelik lafazanlara ve sözcülerine çok prim verilmemelidir. HAK-PAR’a üye dahi olmayıp HAK-PAR adına medya üzerinden lafazan kesilenlere itibar etmemek lazım. Çünkü bu hem HAK-PAR’a hem de HAK-PAR a gönülden bağlı olan kesimlere ve en önemlisi tabandaki emektarlara haksızlık olur düşüncesindeyim.
Print