2019-09-22
Skip Navigation Links
Destpêk/Anasayfa
Pêwendî/İlişki
Lînk
Skip Navigation Links
Video
Album
Arşîv
Ergun Babahan
 
Roboski’den İsmail’e; önce öldür sonra suçla
2015-01-25 20:15
Ergun Babahan
İşçileri 100’er 100’er, Kürtleri 10’ar 10’ar, çocukları birer birer öldürüyorlar. Sonra çıkıp ya ‘bu işin fıtratında var’ diyorlar ya da ‘kendi kusurları.’

İçişleri Bakanlığı, Ali İsmail Korkmaz’ın ailesinin açtığı davada ölümün kendi kişisel kusurundan kaynaklandığını iddia etti: “Güvenlik güçlerine taş atmakta ve aktif olarak polise mukavemet göstermektedir.”

Akla, mantığa ve vicdana sığmayan bir savunma…

Şaşırdık mı?

Kendi yanlışlarını örtmek için sürekli bir düşman yaratan, Paralel’i, üst akılı, Kürtleri, Alevileri suçlayan bu anlayış, Türkiye’yi bir korku ve nefret toplumuna dönüştürdü.

Reform ve demokrasi sözüyle yola çıkan AKP, askeri vesayet altında yaşadığı mağduriyetleri bugün kendisi gibi yaşamayan, düşünmeyen herkesi düşman ilan ederek aynen devam ettiriyor.

YENİ BİR SEÇKİN SINIF

Kendi çocuklarının suçlarını, günahlarını örtmek için devlet sisteminin altını üstüne getirenler, milletin çocuklarının ölümünü görmezden gelebiliyor. Yeni bir seçkin sınıf yaratılıyor gözlerimizin önünde. Her türlü eylemine karşı devlet tarafından korunan, önü açılan, zenginleştirilen yeni bir sınıf bu.

Alabildiğince lümpen, küfürbaz ve çığırtkan sözcüleri var. Televizyon programlarında, köşelerinde fikir beyan etmiyor, küfür ve hakaret yağdırıyorlar. Sahibinin evini korumak için canını dişine takan bekçi köpekleri gibiler.

Fikirlerinden ödün vermeden gazetecilik yapan ve bedelini canıyla ödeyen Uğur Mumcu’nun altı çizilmesi gereken bir sözünü dün Büyükelçi Namık Tan Twitter’da paylaşmıştı:

“Haklıdan yana değil, güçlüden yana olanlar korkak ve kaypak olurlar. Güç merkezi değiştikçe dönerler, fırıldak olurlar.”

Kimi yeni yetmelerin bu tavrını anlamak belki kolay ama yıllarca demokrasi söylemi tutturanların ‘‘Paralel Tehdit’’ diyerek yaşadığımız rezilliklere kulak tıkaması, görmezden gelmesi anlaşılır gibi değil.

DÜŞMAN ÜRETEN SİYASET

Gezi’de ölen çocuklardan Roboski’ye, yaşadığımız kıyımları yok sayan bu yaklaşımın sahipleri kimin uçağına binerse, onun türküsünü tutturuyor.

Siyaseti düşman kavramı üzerinden yürütenlerin, bu topluma barış getirme ihtimali sıfırdır.

Cizre’deki ölümleri Paralel’e bağlayan bu anlayış, öldürülen yedi çocuktan birinin sorumlusunu bile yakalayıp adalet önüne çıkarmadı. Maalesef, Türkiye medyası da Gezi’de ölen çocuklara sahip çıktığı kadar sahip çıkmadı bu Kürt çocuklarına.

AKP’nin bu yaklaşımı, Kürt sorununun müzakere değil de askeri yöntemlerle çözüleceğine inanların sayısını artırmış görünüyor kamuoyu araştırmalarına göre. Her adımını bu araştırmalara göre atan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın seçim öncesi bu yolda bir adım atması mümkün görünmüyor.

Kandil şimdilik gelişmeleri sakin bir biçimde izliyor ama Hakkari’de yüzde 90 oy alan HDP’nin Meclis’te olmadığı bir dönemde, barış da sağlanamamışsa, Türkiye’nin hali ne olur siz düşünün

-------------------------------------------------------

Millet-25 Ocak
Print