2019-11-19
Skip Navigation Links
Destpêk/Anasayfa
Pêwendî/İlişki
Lînk
Skip Navigation Links
Video
Album
Arşîv
C E M A L Î
 
Vicdansızca İşler
2015-02-12 15:41
C E M A L Î
Akdeniz’de 300 kişilik bir mülteci teknesi daha batmış.

Gün yok ki Akdeniz’in şurasında burasında, Ege’de, İtalyan sahillerinde böylesine mülteci tekneleri batmasın, onlarca, hatta yüzlerce mülteci boğulmasın.

Bu iş artık kanıksandı, olağan, rutin işlerden sayılıyor ve nerdeyse haber değeri bile taşımıyor.

Bu nasıl bir dünya? Bu ne acımasızlık, bu ne vicdansızlık?

Bu tekneler çoğunlukla Türkiye sahillerinden, ya da Libya gibi Kuzey Afrika ülkeleri sahillerinden kalkıyor. Bunlar çoğu kırık dökük tekneler; adeta bir seferlik için tıka basa doldurulup “umuda” –aslında ölüme- yolcu ediliyorlar.

Bu sefere çıkanlar Suriye’den, Irak’tan, İran ve Afganistan’dan, Afrika ülkelerinden gelmiş, çoğu savaştan kaçmış çaresiz insanlar. Varlarını yoklarını satıp umut tacirlerine vererek, ölümü göze alarak bu yolculuklara çıkıyorlar.

Söz konusu umut tacirlerinde vicdan yok. 10 kişiyi bile taşıyamaz hurda teknelere 50 kişi bindirip, deniz sakin mi fırtınalı mı bile demeden yola çıkarıyorlar. Kısa zamanda yüklerini tutmaktan, keselerini doldurmaktan başka kaygıları yok. Mülteci kanıyla beslenen sırtlanlar bunlar.

Bu hurda gemilerin kaptanları, tayfaları –eğer varsa- onlar da para pul için, kendi hayatları dahil, insan hayatıyla kumar oynuyorlar. Tekneler batarken bir can yeleğine sarılıp suya ilk atlayanlar onlar…

Tamam, bu tacirler acımasız, bu kaptanlar vicdansız diyelim; peki mültecilerin yola çıktıkları bu sahiller de sahipsiz mi? Bu ülkelerin polisi, sahil güvenliği yok mu? Libya zaten çökmüş, anarşi içinde bir ülke diyelim, ya Türkiye? Onlarca, yüzlerce mülteci her Allahın günü bu hurda teknelere binip liman ve sahilleri terk ederken onları fark etmek zor mu? Koca koca tekneler göze görünmez mi?

Yoksa bu sahil güvenlik erbabı bile bile bu işe göz mü yumuyor, onlar bu işin ortakları mı?..

Hadi onlar bu işin ortağı diyelim; peki sahil illerinin valileri, emniyet müdürleri, bu ülkenin İçişleri Bakanı, Başbakanı filan?.. Bu trajedi hiç mi onların ilgisini çekmiyor?.. Hemen her vesileyle, olur olmaz, o kadar çok konuşan bu adamlar neden bu durumla ilgilenmiyor, bu konuda bir çift söz etmiyorlar?

Peki ya dünyanın başka büyükleri; Obama, Putin, Merkel, Holland, Kameron ve ötekiler?.. Baylar, bayanlar, siz nerdesiniz? Afganistan, Irak, Suriye, Libya Mısır ve öteki ülkeler karışır, yangın yerine dönerken, insanlar can havliyle oraya buraya atılırken bu durum sizi hiç mi ilgilendirmiyor? Bu işte sizin hiç mi sorumluluğunuz yok?

Suriye son üç-dört yılda alt üst oldu. İki milyona yakın mülteci Türkiye’ye yığıldı, Bir o kadarı Güney Kürdistan’a sığındı, bir o kadarı Ürdün ve Lübnan’a. Peki bu ülkelerin bu kadar mülteciye bakması, onları barındırması, doyurması kolay mı?

Ey ABD, ey AB, ey Japonya, Rusya, Çin! Sen bu insanlar için ne yaptın?

Tamam, Yunan Ekonomisini kurtarmak için AB 360 milyar Euro’yu verdi (o da işe yaramadı ya!), Suriyeli mülteciler için de bu dört ülkeye birer ikişer milyar veremez miydiniz? Bu paralarla onlara barınabilecekleri derli toplu kamplar, temiz su, yiyecek, giyecek sağlanamaz mıydı?

Belki de o zaman bu ölüm teknelerine binmez, bu sonu belirsiz sefere çıkmazlardı.

Suriye bir örnek, Irak bir başka örnek… Bu ülkeler yanıyor. Ama dünyanın büyükleri seyrediyorlar. İsteseler Irak sorununu da, Suriye sorununu da çözerler. ABD, Rusya ve öteki büyükler –Türkiye, İran ve Suudi Arabistan da içinde- isteseler, Suriye muhalefeti ile Esad’ı bir araya getirir, önce ateşkes sağlar, ardından bir çözüm bulur, onları uzlaştırırlar.

Bu arada bölgenin ve dünyanın, en çok da Kürt halkının başına bela IŞİD güruhuna karşı elbirliği ederek onu da etkisiz hale getirebilirler.

Böylece Suriye ve Irak’ta ateş söner, göçmenler oraya, kendi ülkelerine döner, yaralarını sararlar.

Ama dünyanın büyükleri başka işlerle meşguller. Onların ve irikıyım bölge ülkelerinden her birinin hesabı başka. Amerika başta Esad gitsin istiyordu, Saddam ve Kaddafi gibi… Sonra fikir değiştirdi, gitsin mi gitmesin mi, bir karar veremiyor. Giderse yerine daha kötüsü gelecek diyor…

Rusya Esad gitsin istemiyor; çünkü o giderse bir silah müşterisi ve Lazkiye limanı da gitmiş olacak…

Türkiye Esad gitsin, Müslüman Kardeşler gelsin istiyor. Suudi Arabibistan da Suriye’de bir Sünni yönetim, hem de Vahabi türünden istiyor. İran ise tersine, Bağdat, Şam ve Hizbullah’la birlikte Şii aksını ayakta tutmaya çalışıyor…

ABD ve AB’nin büyükleri ayrıca başka işlerle meşguller. Onlar şimdi Ukrayna’yı yutmaya, Rusya’yı batırmaya çalışıyorlar.

Ukrayna sorununu da onlar yarattılar. İsteseler nüfusun ezici çoğunluğu Rus olan Doğu Ukrayna’ya federal bir statü tanır ve bu işi kolayca çözerler. Ama amaçlar başka. Sırtlanlarımız Rusya’yı çökertmek, Kafkaslara ve Orta Asya’ya, Kuzey Denizi’ne, Sibirya’ya filan da el koymak istiyorlar. Onlar gözü doymaz avcılar. Rusya ise Çarlık’tan ve SSCB’den kalmış mirası koruma telaşında…

Biz de böyle bir dünyada onlardan insanca işler bekliyoruz, çözüm bekliyoruz, heyhat!

Bu vicdansızların, acımasızların, gözü doymazların yönettiği bir dünya ve bu nedenle insanlık yangınlarla kavrulmaya, acı çekmeye daha çok devam edecek.

Ne yazık!

12 Şubat 2014




Print