2019-11-19
Skip Navigation Links
Destpêk/Anasayfa
Pêwendî/İlişki
Lînk
Skip Navigation Links
Video
Album
Arşîv
C E M A L Î
 
Baltayı kendi ayağına vurmak
2015-02-23 11:23
C E M A L Î
Ege Üniversitesi’nde çıkan bir kavgada Fırat Yılmaz Çakıroğlu adında bir genç öldü, üç genç de ağır yaralandı. Bu elbette üniversitelerde çıkan ve ölümle sonuçlanan ilk olay değil, ama ülkede gerginliğin arttığı bir dönemde cereyan etti.

Genel seçimler yaklaşırken AK Parti’nin başkanlık sistemindeki ısrarı zaten ortamı germişti. Şu günlerde yeni güvenlik paketi Parlamento’da görüşülüyor ve kıyasıya kavgalara yol açıyor. Muhalefet bunu bir diktatörlük girişimi diye niteleyip direnme hakkını kullanacağını söylüyor. Başbakan Davutoğlu ise “halk gerekirse kendi mahallesini savunur” diyerek bizzat kendisi kitleleri sokağa dökmekten söz ediyor.

Böylesi bir ortam provokasyonlara son derece açıktır ve üniversitelerde uç veren bu tür çatışmaların yaygınlaşması halinde sonunun nereye varacağı kestirilemez.

Ölen genç Ülkü Ocaklı. Birileri bundan yararlanıp hemen 20 Şubat’ta, ölen genç adına Facebook’ta açtıkları sayfada, hem de ölen gencin ağzından, akıl almaz biçimde ırkçı kışkırtmalar yapıyorlar. Kürtleri, Ermenileri düşman gibi gösteriyor, onlara karşı savaş çağrısı yapıyor, bu amaçla kitleleri sokağa çağırıyorlar. Hatta bu olay nedeniyle sükunet ve sağduyu telkin eden MHP Genel Başkanı Bahçeli’ye ateş püskürüyorlar.

Öyle anlaşılıyor ki komplo uzmanı ve kana susamış belli odaklar, 12 Mart ve 12 Eylül öncesinde yaptıkları gibi bir kez daha iş başındalar.

Bahçeli daha önce benzer durumlarda yaptığı gibi bu kez de özellikle kendi yandaşı gençlere sükunet telkin etmekle iyi etti ve böylece yangın çıkaran ve onu yaymaya çalışan provokatör çevrelerin oyununa gelmedi. Aynı şeyi HDP Eş Başkanı Demirtaş da yaptı. O da gençleri bu tür oyunlara karşı dikkatli olmaya, sükunete çağırdı. Kılıçdaroğlu’nun bu olay nedeniyle yaptığı açıklama da benzer nitelikte idi. Bu sükunet ve sağduyu çağrıları olumlu ve gereklidir. Birilerinin bulanık suda balık avlamak için fırsat kolladıklarını unutmamalı.

Ama daha da önemlisi iktidara, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ve hükümete düşen sorumluluktur. AK Parti, parlamentodaki parmak çoğunluğuna dayanarak ve hala sürmekte olan kitle desteğine güvenerek her istediğini yapma hevesinden, meydan okuma üslubundan vazgeçmeli, gerginliği düşürmeli. Bunun için de muhalif çevrelerden, aydınlardan gelen eleştirilere, hele hele bir önceki Cumhurbaşkanı Gül’ün tevsiyelerine kulak vermeli.

Gerginlik büyür de bugün bazı işaretleri görülen yangın ülke çapında yayılırsa, Bülent Arınç’ın deyişiyle, yüzde elli kitle desteği de bir işe yaramaz ve hükümet yönetemez duruma düşebilir. Bunun kime ve neye yarayacağını ise 1960’tan beri yaşanan nice deneylerle, 12 Mart ve 12 Eylülle çok iyi biliyoruz.

AK Parti bakımından gerginlik politikası, baltayı kendi ayağına vurmak olur.

Halkın beklentisi terör ve zorbalık değil, insanca bir yaşamdır, özgürlüktür, barış ve demokrasidir. Halktan yana olduğunu, halkı düşündüğünü söyleyenler rotalarını buna göre belirlemeli.

22 Şubat 2015


Print