2019-07-20
Skip Navigation Links
Destpêk/Anasayfa
Pêwendî/İlişki
Lînk
Skip Navigation Links
Video
Album
Arşîv
Ergun Babahan
 
Siyasi İslam ve demokrasi
2015-02-23 20:51
Ergun Babahan
Müslüman ülkelerde demokratik sistemin yaşadığı sıkıntılar uzun süre önce “İslam ve demokrasi bir arada yaşayabilir mi?” sorusunu gündeme getirmişti. Hz. Muhammed’in bir din tebliğ ederken bir devlet de kurma işini de üstlenmesi, İslam’ın; toplum ve yaşamın her alanını kuşatan bir din olmasıyla sonuçlanmıştı. İslam’ın hükümleri insan oğlunun yasalarından üstün tutulduğunda, demokrasi de eğilip bükülen bir rejim olabiliyordu.


Cengiz Çandar ve Taha Akyol bir kaç gündür Batı akademiyasında Türkiye, İslam ve demokrasi üzerinde yapılan tartışmalara yer veriyor ve bu tartışmaya katkıda bulunuyorlar.

Türkiye’nin son 10 yıldır AKP iktidarıyla yaşadığı deneyim, İslam ve demokrasinin bir arada yaşayamayacağını savunan kesim için somut bir örnek haline geliyor.

Ancak, Türkiye sivil toplumu, cemaatleri, Müslüman demokratlarıyla başka bir gelişimin de ipuçlarını veriyor.

MÜSLÜMANLARDAN İTİRAZ

Ergenekon ve Balyoz davalarıyla gündeme gelen, son dönemin antidemokratik uygulamalarında AKP’nin suç ortağı olarak görülen Hizmet Hareketi, Kürt meselesinden hukuk devletine, çoğunculuktan çoğulculuğa uzanan bir yelpazede daha demokratik bir tavır geliştirmeye çabalıyor.

AKP’ye teslim olmamış muhafazakar demokratlar, Türkiye’nin kendi değerlerini koruması gerektiğini ama demokratik bir hukuk devleti hüviyetine sahip olması gerektiğini daha yüksek sesle dile getiriyor. ‘Siyasi İslam’a, Müslümanlar içinden ciddi itirazlar yükseliyor.

Türkiye’de Siyasi İslam bugün Erdoğan’ın kimliğinde somutlanmış durumda. Sarayıyla bir sultanlık sistemi kuran Erdoğan, bunu başkanlık seçimiyle perçinlemek istiyor.

Gidişatın giderek daha tehlikeli olduğunu görenler, seslerini yükseltme ihtiyacı hissediyor. Başbakan Davutoğlu’nun 11’inci Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile görüştüğünü açıklaması, SABAH’ın Gül aleyhindeki yayınını daha anlamlı kılıyor. Hatırlarsanız SABAH’ın bir köşesinde durduk yere bir “Abdullah Gül niye hala Huber Köşkü’nde kalıyor?” yorumu çıkmıştı.

Son gelişme SABAH’ın bu haberinin etik bir kaygıdan değil, gözdağı verme amacından yola çıktığını açıkça göstermiş oldu.

‘TEK ADAM’A ORTAK TEPKİ

Görev süresinin son dönemini Erdoğan’ı memnun etmekle geçiren Abdullah Gül de sonunda sessizliğini bozdu ve “Türk Tipi bir başkanlık sistemine” karşı olduğunu açıkladı.

AKP içinde Erbakan’ın son dönemindekine benzer bir demokratikleşme arayışının nüveleri görülüyor gibi. Tek adamlığın sonunda kendi siyasi çizgilerine de zarar vereceğini görenler, dayanışmaya başlıyor.

Sonuçta parti içinde başlayan, seçimlerle süren bir demokrasi kültürünü yaşamış, bedelini ödemiş ama meyvesini almış ciddi bir ekip var. Ve bu ekibin seçime doğru daha da aktif hale geleceği anlaşılıyor.

Hakan Fidan’ın istifa edip aday olmasıyla başlayan süreç, tek adamlığa muhafazakar kesimden yükselen tepkinin bir sonucu olarak da okunabilir. İslamla demokrasi belki de bu mücadeleler sonucu bir arada var olabilecek.

-------------------------------------------------------

Millet-22 Şubat
Print