2019-12-15
Skip Navigation Links
Destpêk/Anasayfa
Pêwendî/İlişki
Lînk
Skip Navigation Links
Video
Album
Arşîv
Hasan Cemal
 
Saray’daki Sultan’ın korkulu rüyası...
2015-02-26 23:03
Hasan Cemal
‘Saray diktası’na açılan yolda yeni bir adım olan İç Güvenlik Paketi’nin Meclis’te görüşülmeye başladığı ve Erdoğan’ın bir yerlerde, “Öyle de böyle de çıkacak” diye bas bas bağırdığı gündü.

Aynı saatlerde, cuma çıkışı, Abdullah Gül sükûnet içinde konuştu.
Ve uyarılarını şu noktalarda topladı:

İç Güvenlik Paketi’ni bir kez daha gözden geçirmelerini tavsiye ederim. Bazı düzeltmelerin yapılması gerektiğine inanıyorum.
İç Güvenlik Paketi’ne soğukkanlılıkla bakmak lazım.
Güvenlikçi konuların konjonktürel olmaması lazım.
Özellikle polise aşırı yetkiler, yakın dönemde polisin yetkilerini özellikle dinlemeyle ilgili nasıl istismar ettiğinin örnekleri ortaya çıkarken, şimdi bu konularda daha dikkatli olmak gerekir.
Nasıl bir başkanlık sistemi?
Bu çok önemli.
Türk tipi bir parlamenter sistem yaşadık ve bunun sıkıntılarını gördük. Türk tipi bir başkanlık sistemiolmaması gerekir.
Eğer bir başkanlık sistemi olacaksa, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki gibi olacaksa, o zaman kuvvetler ayrılığının açık seçik bir şekilde yazılması, gelişmiş demokrasilerdeki hukukun üstünlüğüne dayanması gerekir.

Gül’ün uyarılarının adresi Erdoğan

Sayın Gül’ün ‘yandaş medya’da görmezlikten gelinen bu isabetli uyarılarının adresi kimdi diye sormak gereksiz.

Adres elbette Saray’daki Sultan’dı.
Erdoğan, İç Güvenlik Paketi için ya çıkacak ya çıkacak diye bas bas bağırıyordu çünkü.
Kuvvetler ayrılığı umurunda değildi.
Hukukun üstünlüğü defterinde yoktu.
‘Başkanlık sistemi’ne gelince…
Hiç kuşkusuz ‘alaturkası’nı istiyordu.
İçinde kuvvetler ayrılığı olmayan, hukukun üstünlüğüne yan çizen, bütün gücü kendi elinde toplayan bir ‘Saray diktası’nın peşindeydi o.
“Başkanlık sistemi bizim genlerimizde var” derken de, ‘Meksika modeli’ni överken de, demokrasiyle alakası olmayan, Latin Amerikavari bir Başkan Babalık düzenini arzu ettiği çok açıktı Erdoğan’ın…
Bunun için de Abdullah Gül’ün uyarıları yerli yerindeydi.

Gül baskı altında!

Şimdi kiminin aklına takılabilir.
Acaba Sayın Gül’ün bu uyarıları, ayaküstü bir sohbetin ürünü müydü?
Gelişigüzel mi yapılmıştı?
Hiç sanmıyorum.
“Gırtlak dokuz boğumdur, dokuz kere yutkunmadan konuşma!” kuralına titizlikle uyan Abdullah Gül’ün uyarılarını öyle ayaküstü düşünüp taşınmadan yapması çok uzak ihtimal.
Şunu yazın bir kenara.
Sayın Gül baskı altında!
Baskılar hem kendi partisinin, AKP’nin içinden, hem de dışındaki bazı etkili çevrelerden, üstelik her geçen gün artarak geliyor.
Baskıların temelinde yatana gelince, sır değil:
Saray’daki Sultan…

Fidan’ın istifası çatlağın işareti

AKP’nin içinde bir çatlak var.

Bu çatlak işliyor.
Bu çatlağın işlemekte olduğunu gösteren işaretlerden biri de, örneğin Hakan Fidan’ın MİT Müsteşarlığı’ndan istifasıdır.
Bu istifa sıradan bir olay değil.
Tayyip Erdoğan’ın her geçen gün kontrolden, hatta bazen zıvanadan çıkan tavırları, AKP’nin zirvelerinde bile, “Bu iş böyle nasıl gidecek?”, “Erdoğan’a nasıl fren koyabiliriz?” sorularına yol açmaktadır.
Ve bu sorular, AKP içinde dikkatlerin şöyle ya da böyle Abdullah Gül’e dönmesine neden oluyor.

----------------------------------------------------------

T24-26 Şubat
Print