2019-11-17
Skip Navigation Links
Destpêk/Anasayfa
Pêwendî/İlişki
Lînk
Skip Navigation Links
Video
Album
Arşîv
Ergun Babahan
 
Her şeyi komploya bağlamanın rahatlığı
2015-03-16 20:45
Ergun Babahan
Dolar yükseliyorsa, mutlaka uluslararası para çevreleri Türkiye’ye komplo kuruyordur. Ya da IŞİD’i Amerika, Türkiye’yi bölmek, petrolü kontrol altına almak için kurup sahneye sürmüştür. Batı zaten kurulduğu günden beri Türkiye’yi bölmeye çalışmaktadır…

Bu teorilere inanırsak başta Amerika olmak üzere bütün Batılı ülkelerin işi gücü bırakıp kafayı Türkiye’ye taktığına, Türkiye’yi zora sokmak için planlar geliştirdiğine ikna oluruz. Okumayan, araştırmayan beyinler için en kolay çözüm komplo teorileridir.

Komplo teorisinin tersten okunuşu, aslında bizim çaresiz birer piyon olduğumuz gerçeğidir. Her şey Batılı merkezlerde kararlaştırılmakta, biz sadece seyretmekteyiz. Geçtiğimiz 10 yıl büyümemizi istedikleri için biraz kalkındık, şimdi frene bastılar gerilemeye geçtik gibi.

Sabah’ın dünkü nüshasında doların yükselişi ülke ekonomisinin gerçeklikleri, siyasi ortamın gerginliği, Merkez Bankası’na yapılan müdahalelerle değil de yine komplo teorileriyle açıklanıyordu. Oysa en sıradan iktisatçı bile, para spekülatörlerinin kâr peşinde olduğunu, kazanç görünce kan kokusu almış köpekbalığı gibi saldırıya geçtiğini bilir. Burada ülke önemli değildir, kazanç veya kayıp duygusu önemlidir.

ARAŞTIRMADAN SONUCA VARMA

Komploya bu düşkünlük, araştırma yapmadan sonuca varma keyfiyeti, Klasik Yunan düşüncesinden kopuşla açıklanabilir.

Tek tanrılı dinin ortaya çıktığı dönem Yahudi toplumunda ekonomik, bilimsel ve hatta coğrafi merak yoktur. Herodotos tarihiyle İbrani yazımı arasında büyük fark vardır.

Yunanlılar kendi kitapları için araştırma yapar, olay yerine gider, tanıkları elden geldiğince sorgular ve insanları hem zaferde, hem yenilgide eylemlerinden sorumlu tutar. İbrani yazıları ise bunun tam tersidir. Yazılar anonimdir, hiçbir araştırma izi görülmez, öyküleri bağımsız dış otoritelerle karşılaştırma çabasında bulunulmamıştır. (Peter Watson, Fikirler Tarihi, Yapı Kredi Yayınları.)

Batı’nın Klasik Yunan felsefesiyle Rönesans döneminde yeniden tanışması onlar için sorgulama, insanları eylemlerinden sorumlu tutma dönemini yeniden açarken, Şark’ı komplocu teorilerle baş başa bırakmıştır.

KÖTÜ GİDERSE DIŞ GÜÇLER...

Çoğunluğa dayalı demokrasi deneyimleri bu teorilere yeni bir boyut katmış bulunuyor. Toplumda iyi giden her şeyi lidere, kötü gidenleri ise dış güçlere bağlamak.

Havuz Medyası’nın yazarlarına, AKP’nin çapsız kanaat önderlerine baktığımızda bu şablonun hiç değişmediğini görüyoruz. Bu başarılı bir sistem, çünkü alıcısı var. Uluslararası para piyasalarından, ekonominin işleyişinden habersiz kitlelere ‘‘Dolar yükseliyor, çünkü gavurlar Türkiye’ye komplo yapıyor’’ dediğiniz zaman sonuç veriyor. Araştırma değil, kendine hikaye anlatılmasını isteyen bir kitle var çünkü karşısında.

Elbette bu teorilerin giderek tırmandırılması ve cumhurbaşkanı, başbakan veya bakan düzeyinde dile getirilmeye başlaması ülkeyi alay konusu hale getiriyor ve değerli yalnızlığını derinleştiriyor. O da başka bir yazının konusu. İyi pazarlar…

-------------------------------------------

Millet-15 Mart
Print