2019-11-19
Skip Navigation Links
Destpêk/Anasayfa
Pêwendî/İlişki
Lînk
Skip Navigation Links
Video
Album
Arşîv
C E M A L Î
 
Yaşasın Kukla!
2015-03-22 12:03
C E M A L Î
Kukla oyunu ilk kez nerede çıkmış bilemem. Belki de geçmişte, dünyanın birçok yerinde, farklı zamanlarda ve birbirinden habersiz…

Çünkü kuklalar da soytarılar gibidir. Dünyanın her yerinde vardırlar, insanları güldürür veya oyalarlar.

Kuklalar hep birilerinin işine yarar.

Kukla oyununun ünlü diyarlarından biri Osmanlı’nın merkezi İstanbul’dur. “Karagöz” diye ün yapmıştır.

Malum, “Osmanlı’da oyun çoktur” diye bir deyim var. Karagöz de bu oyunlardan biridir. Belki de Osmanlı’ya Bizans’tan miras kalmıştır.

Bilindiği gibi, Osmanlı’nın mirası Cumhuriyet’le birlikte Ankara’ya geçti; ama Karagöz deyince akla yine de İstanbul gelir.

Karagöz ustalığı da bir meslektir. Usta bir perdenin ardında durur, görünmez; ama on parmağına takılmış iplerle kuklaları oynatır, bir yandan da seslendirir. Usta, kukla oyunu yoluyla izleyici kitleye birşeyler anlatır. Kuklaların da belli karakterleri, sosyal ve siyasi hayatta rolleri vardır.

Karagöz oyununun hayranları en çok da çocuklardır. Çocuklar bu oyuna bayılırlar. Karagöz ve Hacıvat’ın diyaloglarına, bitmez tükenmez çekişmelerine, kavgalarına kendilerini kaptırır, bazen güler, bazen kederlenirler. Çocuklar bu oyunu sahici sanırlar.

Yalnız çocuklar mı, bazen büyükler de bu oyunu sahici sanırlar. Hem de ne sahici! Kukla onların kahramanı olur, umudu olur; gözü, kulağı, dili olur…

Bir oyun biliyorum, 1970’li yıllarda Ankara’daki kukla ustaları buldular. Sonradan Şam’ı, Bağdat’ı, Hind’i-Çin’i de dolaşıp Ortadoğu ve dünya çapında ün kazanan bu oyunun kahramanı bulunduğu yere, duruma göre renkten renge girer. Bazen Marksist-Leninist olur, bazen bağnaz milliyetçi… Bazen Kemalist, bazen İslamcı… Kan dökmeye bayılan bir savaşçı ve tatlı diller döken bir barışçı… Gücü yettiğine acımasız bir diktatör, yerine göre son model demokrat!..

Ve tüm bunlar olurken seyirci hep kahramanının yanındadır, ona hayrandır, onu alkışa boğar ve şöyle haykırır:

“Yaşasın Kukla!”

Seyircinin kuşkuya düştüğü, tüm bu hızlı değişiklikler karşısında kafasının karıştığı durumlarda kukla ustaları, onların yardımcıları, reklamcılar, kukladan beslenen tüm ticaret ve sanayi erbabı yardıma koşar, kuklayı övüp göklere çıkarır, bir güzel parlatır ve seyircinin imanını tazelerler.

Kuklanın kendisi bile bu kadarına şaşırır ve şöyle der:

“Ben neymişim be!..”

Öteden beri insanların kuklaları nasıl yönettiklerini, oynattıklarını bilirdik. Ama görülüyor ki insanları yöneten kuklalar da az değildir. İnsanoğlu ve de kızı böyledir işte, eski Mısır’dan bu yana, dana putu yapar da ona secde eder…
Print