2019-08-19
Skip Navigation Links
Destpêk/Anasayfa
Pêwendî/İlişki
Lînk
Skip Navigation Links
Video
Album
Arşîv
Murat Belge
 
Seçim vaadleri
2015-05-30 23:25
Murat Belge
“Seçim” zamanı… Seçim kampanyası… Herkes çıkıyor meydanlara, topluma vaad ettiklerini, bagajında taşıdıklarını anlatıyor, gösteriyor. Doğal olarak, bu etkinlikte yer alan herkes, en güvendiği mallarını en görünür yere koyuyor, “Bakın, bende bunlar var,” diyor. “Beni Seçin!”

Bu yarış ortamında, “koşucu” olmaması gereken biri var, Türkiye’nin 2015 Haziran seçimlerinde: Cumhurbaşkanı. Yasa gereği orada olmaması gerekiyor ama orada. Herkes kadar faal; o da, topluma kendi sermayesini gösteriyor.

Örneğin, “düşman”larını sayıyor: bunlar “Eskici”lermiş, yani “eski Türkiye”yi savunanlarmış. Adlandırmak gerekirse, birinci sırada “Terör Örgütü” geliyor, yani PKK. PKK’nın önderiyle Cumhurbaşkanı’nın partisinin hükümeti yıllardır görüşmekte. Yanlış anlaşılmasın, ben bu görüşmenin olumlu bir iş olduğu kanısındayım. Ama bir yandan görüşürken bir yandan düşman ilân etmenin de ciddi bir tutarsızlık olduğu kanısındayım aynı zamanda.

Sırada ikinci “Pensilvanya”. Aslında Cumhurbaşkanı’nın nefret birimlerini ölçebilen bir alet olsaydı, herhalde bunu birinci sıraya koyardı. Evet, bunlar da “Başkanlık Sistemi” istemeyen, dolayısıyla Cumhurbaşkanı’nın “düşman” listesine girenler arasında seçkin bir yere sahip; ama “Pensilvanya” derken Cumhurbaşkanı yalnızca ABD’nin o devletinde ikamet eden kişiyi kastetmiyor. Aklında yalnızca o “D” değil, bütün “ABD” var. Asıl komployu kuran o; o ve İsrail. Pensilvanya daha düşük derecede bir “suç ortağı”.

Üçüncü sırada “Halkı Aşağılayanlar” diye bir kategori görüyoruz. Kim bunlar. “Vesayet rejimi” vb. sözler edildiğinde hemen akla gelen CHP mi? Olmasa gerek, çünkü beşinci sırada “Muhalefet Partileri”ni görüyoruz. O halde partisiz “elitistler”, örneğin sivil ve askerî bürokrasi olabilir. Evet, “popülist” Başkan’a uygun bir “düşman”.

Dördüncü düşman biraz şaşırtıcı: “Ermeni Diyasporası”! Onlar da “Yeni Türkiye” istemiyormuş, bunun garantisi olan “Başbakanlık Sistemi”ni de istemiyormuş!

Ben bu Diyaspora’nın “Başkanlık Sistemi” gibi konularla yakından ilgilendiğini sanmıyorum. Ayrıca, “düşman” olduklarına göre, bunu istemeyecekleri kanısında da değilim, çünkü bu Başkanlık “Sistemi”, Türkiye’ye dünya gözünde prestij kazandırmayacak. Tam tersi etkiyi yaratacak.

Ama Cumhurbaşkanı listeye “Ermeni Diyasporası”nı ekleme gereğini duyuyor, çünkü arkasından beşinci sırada “Muhalefet Partileri” geliyor ve böylece bu partileri Ermeniler’le aynı safta gösterme fırsatı doğuyor.

“Popülist önder”, tanımı gereği, “halk”ın her türlü önyargısını okşar, gıdıklar. Toplumun her türlü anakronik, olmaması, aşılması gereken saplantısı “popülist önder”in beslendiği kaynaktır. Onun için “Ermeni Diyasporası”nı bir “düşman” olarak diri tutmak önemlidir.

Aynı şekilde, “Eşcinsel aday” da dile dolanmalıdır, bu dolanma da birkaç oy getirebilir, ihmal etmemeli. Zaten bu gibi önyargılarla donanmış bir toplum kendi başına iyi bir şeydir. Onun için önyargıların silinmesine değil, pekişmesine katkıda bulunmak gerekir.

Cumhurbaşkanı da bunu yapıyor.

Derken “düşman”lardan saz çalmasına, türkü söylemesine de takıyor. Bu da, her nasılsa, bir “küçümseme vesilesi”.

Başka, “mostra”lık ne gibi mallar var işportada? Diyanet İşleri Başkanı’nın makam arabası ve o Başkan’ın o arabaya sahip olma hakkı var, örneğin. Bu da bir “Başkanlar Enternasyonali” çünkü. “Memleketin bütün başkanları birleşin, kaybedecek Mercedes’leriniz, Saray’larınız ve her türlü itibarınız vardır”!

Birileri çıkmış, Cumhurbaşkanı’nın hoşlanmadığı bir içeriği olan bir bildiri imzalamış, yayımlamış: Cumhurbaşkanı’nın ağzında bunlar “Aydın kisvesi altında 200 kişi”. Cumhurbaşkanı olan zatın böyle “kisve” altında olan ve olmayan aydınları ayırdetme ehliyeti olduğunu düşünmüyorum. Tek ölçütü, kendisine karşı alınmış tavır.

İşte bütün bu nefret, Cumhurbaşkanı’nın sermayesi ve topluma vaad ettiği. Verin 400 milletvekilini, bu vaadlerini gerçekleştirsin.

--------------------------------------

Taraf-30 Mayıs
Print