2020-07-07
Skip Navigation Links
Destpêk/Anasayfa
Pêwendî/İlişki
Lînk
Skip Navigation Links
Video
Album
Arşîv
N. Göçmen
 
PSK miadını doldurdu, HAK-PAR'la yola devam
2015-11-18 18:01
N. Göçmen
Birçok arkadaş gibi Özgürlük Yolu dergisinin ilk sayısından bu yana Özgürlük Yolu hareketi içinde yer alanlardanım. Hareketimizi ilgilendiren gelişmeler hakkında görüşlerimi kısaca paylaşmak istedim.

16.01.2012"de, o zamanın PSK Merkez Komitesine yazdığım bir mektupla illegalite ve PSK"nin durumu hakkında görüşlerimi iletirken; "" PSK yönetiminin zaman kaybetmeden, kırk yıllık siyasi hareketimizin daha fazla yara almaması için, insiyatif alarak illegal yapıyı sonlandırmak amacıyla gerekli çalışmaları başlatması..."" gerektiğini belirtmiştim

Yine o mektupta "... Bu durumda parti hızla erimeye ve dağılmaya devam edecektir. PSK ya kendini fesedip ülkedeki legal partiye destek vererek tarihteki onurlu yerini alacak, güçlenmesi yönünde olumlu bir rol oynayacak; ya da anlamsız bir inat göstererek harcanıp tükenecektir" diyerek partinin gidişatı hakkında saptamada bulunmuştum.

Daha fazla gecikmeden, "Kemal Burkay’ın dönüşüyle birlikte siyasi geleneğimize karşı oluşan olumlu havayı, rotası düzeltilmiş legal partide toparlayabilmek için bir fırsat olarak değerlendirilmesi gerekiyor. Yurtiçi ve yurtdışındaki tüm legal-illegal örgütlenmelerin, demokratik, barışçı ve eşitlik temelinde çözüm için mücadeleyi esas alan legal partideki yapılanma sürecine sahip çıkarak katılmasından başka yol kalmamıştır.. " diyerek de çözüm olarak önermiştim.

Parti bu süreçte örgütsel yapısını tamamen kaybettiği için, bu ve benzeri sorunlara ilişkin ne bir açıklama yaptı, ne de bir tartışma platformu açtı. Yöneticilerin aksine görüş belirtenlere, cevap bile vermeden, "defterden" siliyorlardı. Artık parti normlarının değil, ahbap-çavuş ilişkilerinin geçerliydi. Bu açıdan, örgütsel olarak çözülmüş, darma dağınık bir yığıntıdan başka birşey de kalmamıştı. PSK"nin bütün değerlerini hiçe sayan, Kandil eksenli hareket eden abuk subuk bir yapıya dönüşen bu yapı, elbette 40 yıllık PSK"yi temsil edemez.

Son yıllarda parti olarak yapılan, ortaya konulan herhangi bir çalışma oldu mu bilemem. 40 yıllık geçmişin birikimlerini hoyratça harcayan; beceriksizliği tartışılmayan, hasbelkader yönetici durumunda olan mirasyediler, bırakın partiye ivme kazandıracak çalışmaları gerçekleştirmeyi, sıradan parti çalışmalarını bile yapacak durumunda olamadılar. Bu çürümüşlük dönemine üyeliklerin sıfırlanmasıyla başladılar. Haksızlık yapmayalım, bunda başarılı da oldular.. Üyeler büyük oranda, gerçekten de sıfırlandı! . Doğruya doğru!..

Ayarıca, Güney Kürdistan"da IŞİD saldırılarından önce Laleş"i yılda iki kez ziyaret etmek; Koye"de İKDP"nin bir-iki kutlama veya anma toplantılarına katılmak; Komünist Parti"yi ziyaret etmenin dışında; yılda birkaç kutlama, kınama ya da başsağlığı mesajı yayınlamak olmuştur. Bunların dışında kayda değer her hangi bir etkinliği olmuş mudur?. Neredeyse parti adına mesaj yayınlayabilmek için kulakları selada, gözleri musalla taşında cenaze bekler, bayrama kaç gün kaldığını sayar oldular.. Kürt halkının özgürlüğü için mücadele eden 40 yıllık partinin düşürüldüğü durum bu. Ortada bir cenaze var, bunun da en kısa zamanda kaldırılması lazım.. Daha başka bir şey söylemeye gerek var mı?..

Sözde PSK yönticilerinin, HAK-PAR"ı elegeçirme planları kongrede geri tepince , bu kez de ""kendi değerlerimizle legale çıkıyoruz"" diyerek, Özgürlük Yolu hareketinde bir bölünme yaratmağa çalışıyorlar. Tüm bu gelişmelerin arka planında, 2011 seçimleri döneminde Kandil ziyaretiyle sözde yöneticilerin yarattığı eksen kayması olduğunu düşünüyorum. Kamuoyu ve özellikle kendi üyelerinden gizlenen bu kirli ziyaretten sonraki gelişmelere bir bakalım:

2011Seçimlerinde PSK ve HAK-PAR"ı, PKK-BDP"nin kuyruğuna takmayı "Kürtlerin ve yurtseverlerin birliği" yönünde geliştirilmiş yeni politikalar gibi sunulmaya çalışılarak işe başlandı. Yaratılan bu sapmayla hem Özgürlük Yolu"na hem de HAK-PAR"a ciddi zararlar verildiğini, HAK-PAR"ın kapısına adeta kilit vurlduğunu hatırlayalım. Yapılan, HAK-PAR ve PSK’yi yok etme, PKK dışındaki unsurların kolunu-kanadını kırma, halkı alternatifsız bırakma operasyonuydu. "Kürtlerin ve yurtseverlerin birliği, Seçim Bloku" gibi söylemlerle bugünün HDP"sinin bir bileşeni olmalarının temelleri atılmıştı . Bu yıkım girişimi ancak Sayın Kemal Burkay"ın ülkeye dönüşü ve HAK-PAR"ın başına geçmesiyle engellenmiş; böylece HAK-PAR yeniden toparlanabilmişti. Şurası açık; o süreç devam etseydi bugün HAK-PAR HDP"nin bir bileşeni olacak, sözde PSK"nin de legalite sorunu olmayacaktı!.

Son yapılanlar, bağımsız, kendine özgü, eşitlik temelinde fedaral çözümü ve Kürt halkının tüm temel istemlerini savunan 40 yıllık bir hareketi HDP veya benzerlerine katarak Kandil sürecinde verilen sözlere kurban etmekten başka bir anlam ifade etmiyor.

2011 seçim sürecinde her ne kadar bir bütün olarak Özgürlük Yolu hareketine zarar verdilerse de, kurguladıkları amaçlarına ulaşamamışlardı. Bu kez de kendilerine engel olarak gördükleri HAK-PAR"ı ele geçirme planları yaptılar.

Uzun süre legale çıkmaya karşı olanlar, illegaliteyi kutsayan ve arkasına saklananlar, bir anda bir yerlerden vahi inmiş gibi ""PSK kendi değerleriyle legalleşiyor"" sloganıyla ortaya çıktılar. PSK ile aynı programa sahip; 13 yıl içinde çalışılan HAK-PAR varken, illa da ayrı parti kurma ısrarının sebebi ne olabilirdi? HAK-PAR, bu kesimin çok sevdiği, yerli yersiz kullandığı tabirle "Kurdistani" değil miydi? Öne sürülen tek gerekçe HAK-PAR isminde Kürdistan kelimesinin geçmemesi. Kimsenin karşı olamadığı, kendi içinde tartışıldığı, fakat şartların buna, bu aşamada pek müsait olmadığı yönünde yapılan değerlendirmelere göre hareket edildiğini bildikleri halde, "Kürdistan" kelimesinin sömürüsünden medet umuyorlar, O da olsaydı bu kez "HAK-PAR"lıların gözlerinin üzerinde kaşları var" diyeceklerdi herhalde.. Çünkü niyet başka. Öne sürdükleri gerekçeye bakıldığında samimiyetsizlikleri her yönden okunuyor. Yoksa HAK-PAR"ın yapılan son kongresinde, parti isiminde değişiklik yapılması yönünde öneride bulunabilirlerdi. 13 yıl içinde çalışacaksınız, yönetici, hatta genel başkanlık yapacaksınız böyle bir "Kürdistani"lik aklınıza gelmeyecek, ele geçirme komplosu geri tepince de ayrı bir parti kurmaya gerekçe göstereceksiniz. Hadi canım siz de!..

HAK-PAR"ı türlü kumpaslarla ele geçirmeyi planlıyanlar, kongrede başarılı olmayınca HAK-PAR"ı bölmeye çalışıyorlar. Etik olmayan bu girişimin PSK"ni değerleriyle ne ilgisi var? Ayrıca bu 40 yılda yaratılan değerleri baltalamak, bölmek, zarar vermek değil midir? "Kürdistani" tavır bu mudur? Önce böleceksin, sonra da "birlik" yapacaksın! Ne diyelim ""allah akıl fikir versin!.. ""

Düşünülen parti, sosyalist bir parti midir? Öyle ise bugün hasbel kader sözde PSK"de yönetici olanlardan kaçı sosyalist? Bugünkü sözde yöneticilerden herhangi birinin sosyalist olduğunu duyan var mı? Genel Sekreterleri de dahil bunu söyleyen birileri oldu mu? Nedense Kemal Burkay"dan sonra partide ve yayınlarında sosyalizmle hiç ilgilenmediler. Böyle konulara değinmediler, sosyalist olduklarını bile söylemediler.. (kimbilir içten içe Kemal Burkay"a ""bu sosyalizmi başa bela"" ettiği için kızıyorlardır). Sosyalist kelimesini yalnız parti ismini söylemek zorunda kaldıklarında telafuz eder oldular.. Peki bu durumda sosyalist olmayanlar, sosyalizme inanmayanlar, sosyalist parti mi kuracak? Sosyalisti olmayan sosyalist parti! Bu da bir yenilik, bir ilk, tabela da var tutar mı tutar!. Ama niyet bu bile değil.

Kafaları kumdan çıkarmanın zamanı çoktan geçmektedir. Özellikle hala bu kişilerle bir şekilde ilişki içinde olan aradaşlardan şu soruların cevaplarını araştırmalarını, kendi emek ve geçmişlerine sahip çıkmalarını bekliyorum:

1) Kandil"e koşarak giden bu yolunu şaşırmışların yaptığı gizli-kirli görüşmelerin mahiyeti ve sonuçları hakkında şu güne kadar üyeler dahil, kamuoyuna herhangi bir açıklama yapılmadı. Bunca zaman geçmesine rağmen neden hala gizlenir? Ne için gidildi, ne konuşuldu, ne kararlar alındı, hangi sözler ne karşılığında verildi, sorgulamak gerekmiyor mu?

2) Kandil ziyaretinden sonra "Diyarbakır"a ayak basan" sözde yönetici, bu işi neden seçime iki hafta kala yaptı? Ayağının tozuyla yaptığı açıklamada "HDP ile ittifak yapabiliriz", "seçimden sonra HDP ile resmen görüşmelerin başlıyacağını" belirterek, seçimlerde HDP"ye desteğini açıklamış olmuyor mu? 36 sene beklemiş, iki hafta daha beklemesinde ne sakınca vardı? Amaç HAK-PAR"ın seçim çalışmalarına zarar vermek değilse, bu telaş neyin nesiydi? Devrim treni mi kaçıyordu?

3) Kongre dedikleri meşruyeti olmayan toplantının kararlarına göre, legal partiye kurdukları komploya karşı çıkarak boşa çıkartan kaç yoldaş için sözde PSK"den atmak için soruşturma açtılar? Bu arkadaşlar kimlerdir?

Bu konular aydınlığa çıkmalı..

Kısaca sözde PSK"nin içine düştüğü duruma değinmeğe çalıştım. Elbette daha söylenecek çok şey var. Bu sapmanın mimarlarının doğru yolu bulmaları için çaba göstermenin pek yararlı olmıyacağına da belirteyim. Çünkü onlar PSK değerlerini, ruhunu çoktan terketmiş, yamalanacak yere kapağı atmışlardır. Dikkat çekmek istediğim, her Özgürlük Yolu emekçisinin kendi geçmişine, her zerresinde emeği olan değerlerine sahip çıkmasıdır.

Kürt halkının özgürlük yolunda 40 yıllık mücadelesiyle tarihteki yerini alan PSK misyonunu tamamlamıştır. Su akmış yatağını bulmuş, Özgürlük Yolu hareketi 13 yıl önce seçimini yaparak, yola HAK-PAR"la devam demiştir..
Print