2020-07-07
Skip Navigation Links
Destpêk/Anasayfa
Pêwendî/İlişki
Lînk
Skip Navigation Links
Video
Album
Arşîv
N. Göçmen
 
Evet, 40 yıldır PSK’liyim
2015-12-07 15:39
N. Göçmen
"PSK miyadını doldurdu, HAK-PAR"la yola devam" başlıklı yazı Özürlük Yolu hareketine emeği geçen birçok arkadaş tarafından büyük ilgiyle karşılandı, genelde olumlu tepkiler aldı.

Bunların yanısıra, "Çarpıtmalara, “40 yıllık PSK’lilere” cevap olsun diye değil, parti tabanımızın bildiği gerçekleri bir de kamuoyu bilsin diye yazıyorum" diyen Mesud Tek "Kandil hikayesi" başlıklı bir yazı yayınladı. Hemen belirteyim, "tabanımızın bildiği" derken doğruyu söylemiyor.. Çünkü parti tabanına "Kandil hikayesi" hakkında herhangi bir bilgi verilmiş değil. (Burnundan kıl aldırmaz bir tavırla, hem "cevap olsun diye değil, polemiklere katılmak için değil, kamuoyu bilsin diye yazıyorum" diyor, hem de uzun uzun cevaplıyor, "polemiklere" bodoslama dalıyor!... Buna ne demeli?)

Şunu açıkça belirteyim: Evet 40 yıldır PSK’liyim. Bundan da gurur duyuyorum. Sayısız kadro ve sempatizanın emeği olan PSK yüzlerce, binlerce inançlı özgürlükçünün ve sempatizanın onurlu geçmişidir. 40 yıl değil, bir an bile halkın özgürlük mücadelesine katkıda bulunanların emeğine saygı gösterilmesi erdemliliktir. Mesud Tek ve benzerlerinin Özgürlük Yolun"da uzun yıllar büyük fedekarlıklarla mücadeleyi sürdürenleri “40 yıllıklar” diye küçümsemeye yeltenmesi tek kelimeyle saygısızlıktır. Kınıyorum!

Mesud Tek yazısında, "Kandil hikayesi"nin arka planını açıklayacağına; sanki birileri "PSK hiçbir örgütle görüşmemeli" diyormuş gibi, uzun uzadıya PSK"nin 1993 yılında PKK ile yaptığı protokolünden bahsediyor. 1993 protokolü ve sonuçları zaten kamuoyuna deklere edilmişti. Yani , parti tabanı ve kamuoyu tarafından bilinmeyen, gizlenen bir durum sözkonusu değil. Şimdi tartışılan "Kandil"e ne için gidildi, ne kararlar alındı, hangi sözler ne karşılığında verildi?" Fakat o, 1993 protokolü sürecinde yapılan toplantı, yürüyüş ve turizm boykotu kampanyasından bahsediyor. 1993"te yapılan doğrularla kendi yaptığı yanlışları gizlemeye, temize çıkarmağa çalışıyor. Sapla samanı karıştırarak 1993 protokolünü, "Kandil hikayesi"ine kalkan yapıyor..

Mesud Tek, "Evet, ben Kandil’e iki kez gittim ve KCK yöneticileri ile görüştüm. Bu görüşmelerin kamuoyuna yansımaması konusunda mutabık kaldık.." diyerek nihayet ilk defa itirafta bulunuyor.. Fakat, içeriği ve sonuçlarına ilişkin sağlıklı bilgi vermekten özenle kaçınıyor. Bunun yerine, "görüşmelerde o dönemde PKK’nin haksız saldırısı (sanki PKK"nin haklı saldırısı varmış gibi) altında bulunan Şıvan Perwer, Ümit Fırat, Orhan Miroğlu, Muhsin Kızılkaya ve kendisine yönelik eleştirel tutum alan öteki aydınlara yönelik tehdit, karalama ve hakaretlere ilişkin tepkimizi dile getirdik." diyor. Yani, Kürt aydınlarına yönelik tehdit, karalama ve hakaretlere ilişkin tepkilerini dile getirmek için Kandil"e gidiliyor. Bu görüşmeler "kozmik sır" olsa gerek, kamuoyuna yansımaması konusunda da mutabık kalıyorlar. Anlattığına göre "Kandil hikayesinin" özeti bu. Ne yapalım? İnanalım mı?

Eğer iddia edildiği gibi Kürt aydnılarına yönelik tehdit, karalama ve hakaretlere ilişkin tepkilerini dile getirmek için Kandil"e gidilmişse, neden bu ziyaret "kozmik sır" olarak gizlenmiştir? "Tepki dile getirmek için" illa Kandil"e mi çıkmak gerekiyor? Görüşmelerden sonra PKK"den Kürt aydınlarına ilişkin bir tutum değişikliği olmuş mudur? Hayır. Hatta tehditler daha da yoğunlaşmış, pervasızlaşmıştı. Örneğin Kemal Burkay"ın ülkeye dönüşünden sonra, saldırıların dozu artmış, linç kampayasına dönüşmüştü. Peki "Kandil hikayesi"nin yazarı Mesud Tek"in bu konudaki tavrı ne olmuştu? Linç güruhunun Kemal Burkay"a tehdit, karalama ve hakaretlerle saldırdıklarında, PSK adına yayınlanan bir bildiriyle yetinen Mesud Tek"ten ciddi hiç bir tepki gelmediğini belirteyim. Hatta, "PKK"nin Kemal Burkay"a Yönelik Tehditlerini Mahkum Ediyoruz!" başlığıyla açılan kampanyaya imza bile vermedi! "Aydınlara yönelik tehdit, karalama ve hakaretlere ilişkin tepkiyi dile getirmek için" Kandile çıkan Mesud Tek bu dönemde nedense kayda değer bir duyarlılık göstermedi..

1993"deki görüşmeler sonucu PSK"nin temel politikalarında herhangi bir sapma olmuş muydu? Hayır. Buna karşın hemen hemen bütün Kürt örgütlerine karşı düşmanca tutum içinde olan PKK"de, saldırgan politikaların giderilmesinde en azından o dönem için önemli rol oynamıştı.

Kandil görüşmelerinin en önemli sonuçlarından biri de PSK-Özgürlük Yolu hareketinin temel politik yapısında yaratılmaya çalışılan kırılmadır.

12 nisan 2011"de HAK-PAR "FEDERAL ÇÖZÜM Şiarıyla seçime giriyoruz" diyerek, seçimlere katılacak adaylarının listesini yayınladı. 6 gün sonra, 18 nisan 2011"de her ne hikmetse bu kez de seçimden çekildiği açıklanarak, BDP"nin başını çektiği "seçim bloku"nun destekteleneceği ilan edildi. 5-6 günde ne olduysa HAK-PAR seçime sokulmadı. Bu durum gerek Özgürlük Yolu taraftarlarında, gerekse HAK-PAR tabanında büyük bir kırılma yarattı. HAK-PAR"ın kapısına neredeyse kilit vuruldu. Bu küçümsenecek bir olay mıydı?

Oldu bittiler silsilesi bununla da sınırlı kalmadı. Bu arada BDP, KADEP ve HAK-PAR"ın içinde olduğu bir birlik de ilan edildi. Yapılan bir veya iki toplantıdan, çekilen birkaç poz resimden sonra, görevini ifa etmiş olacak ki bu "çalışma" da sırra kadem bastı. Zamanın HAK-PAR Genel Başkanı "Kandil Baharı"nın etkisiyle BDP yanlılarının "bıjî serok Apo"lu toplantılarında boy gösteriyordu. Hatırlarsak, tam da bu süreçte, hızını alamayan zamanın HAK-PAR Genel Başkanı, Ahmet Türkü"le birlikte soluğu Hewler"de, Mesud Barzani"nin yanında alarak, "Kuzeyde Kürtlerin birlik yaptığını ve Kürdistan Ulusal Kongresi"nin toplanması" konusunda Sayın Barzani"yi iknaya çalıştılar. Sonuçta HAK-PAR Kürdistan Ulusal Kongresi"nin düzenleme komitesine alınmadığı gibi, konuk olarak katılması da PKK"nin insiyatifine, daha doğrusu insafına bırakıldı. Tüm bunlar "Kandil hikayesi"nde çizilen yol haritasının realize edilmesi değil midir? Mesud Tek"in, bu gelişmelerden sonra "görüşmelerde ne partiyi, ne geleneği ne de mücadeleyi PKK’ye yamadım" demesi pek anlam taşımıyor. Bu "hikaye"Kadil ziyaretini pek aydınlatmıyor, hala karanlık, hala açıklanmaya muhtaç.

Sonuçta görülüyor ki, Kandil ziyaretinden sonra PKK değişmedi, Mesud Tek ve birlikte hareket eden klik değişti..


Print