2020-07-07
Skip Navigation Links
Destpêk/Anasayfa
Pêwendî/İlişki
Lînk
Skip Navigation Links
Video
Album
Arşîv
Necati Bayram
 
Almanya görüşmesi üzerine
2016-01-04 15:57
Necati Bayram
PSK 10.Kongresi ile HAKPAR 6.Kongresi üzerinden epeyce zaman geçti.

PSK kongresinde alınan legalleşme kararını pratikleştirmekle sorumlu Merkez Komitesi’nin izlediği yol geliştirdiği tutum, kuruluşundan bu yana hiç de alışık olmadığımız, PSK kültürüne yakıştıramadığımız bir dizi soruna neden oldu.

Kürdistan’da toplumumuzun sömürgeci partilerden ve PKK"den yüz çevirmeye başladığı, yeni ve güçlü bir seçenek arayışı içine girdiği bir dönemde, partili kadroların ve kurumlarımızın bütünlüğünün esas alınması yerine, dışlayıcı, daraltıcı, içe kapanmacı, bölücü bir siyasetin yürütülmesinin tarihi bir sorumluluğu olacağı açıktır.

PSK Kongresinde alınan “legalleşme” kararını “bütünlüklü olarak” ve ”legal partiye zarar vermeden” gerçekleştirmekle sorumlu olan Merkez komite izlediği siyasetle, aynı geleneği paylaşan, aynı kurumlarda çalışan arkadaşları karşı karşıya getirmiş, hem PSK, hem, HAK-PAR hem de diğer kurumlarımız bu süreçten yara almıştır. Hepimizi derinden üzen, gereksiz polemik ve sataşmalarla sürdürülen bu beceriksiz siyaset, ne yazık ki her gün biraz daha kalıcı tahribatlar yaratılarak devam ettirilmektedir.

Çözüm üretmek, bu gün ortaya çıkan parçalanma manzarasını değiştirecek, bütünlüğü sağlayacak yollar bulmak için çabalamakla görevli arkadaşların, içine düştüğü bu akıl almaz sekter tutumun bir an önce değişmesini diliyorum.

PSK Genel Sekreteri Sayın Mesut Tek’in de Deng dergisinde ve Roja Welat sitesinde yayınlanan yazısı da ne yazık ki önceki yazıları ve tutumu gibi sadece suçlayıcı, çarpıtma ile dolu, sorunu büyüten, yeni yeni sıkıntılara vesile olan bir içerik ve üslup taşımaktadır.

Ben bu yazıyı okuyuncaya kadar yaşadığımız olumsuz süreç ile ilgili tanıklıklarımı ve düşüncelerimi yazmayı düşünmüyordum.

Bu konuda Sayın Kemal Burkay’ın , Arif Sevinç ‘in ve Düzgün Kaplan’ın yazdıkları yeterince açıklayıcı idi.

Ancak Sayın Mesut TEK’in Deng dergisinde ve Roja Welat’ta yayınlanan yazısında, bizzat iştirak ettiğim, tanık olduğum, Almanya’daki görüşmemize ilişkin anlattıklarını okuyunca, görüşmenin ayrıntılarını (görüşme talep eden taraf olarak) bir de benim bakış açımla kamuoyumuza sunmanın bir sorumluluk haline geldiğini düşündüm. Çünkü bu toplantıya HAK-PAR adına ben ve rahmetli Genel başkanımız Fehmi Demir katılmıştı. Fehmi Demir yaşama veda ettiği için HAK-PAR adına bu görüşmenin içeriğini paylaşacak tek kişi benim.

Öncelikle Sayın TEK’in söz konusu konu yazısını okuyunca şaşırdığımı ifade etmek isterim. Birçok konuda yanlış/eksik bilgilendirmeler mevcut. Bunların hepsine bu yazı ile açıklık getirme niyetinde değilim. Çünkü birçok ayrıntı var. Bu ayrıntılara girip daha fazla didiştirmeyi düşünmüyorum. Zaten Partimiz (PSK) Legalleşme sürecinde görev alan yöneticileri sayesinde yıprandığı kadar yıprandı. Bu yönetsel hata ve eksikleri Sayın Tek de kabul ediyor. Yanlışı kabul etmek te bir erdemdir. Kutlarım. Ancak bir konu var ki, yazmasam eğer, kendime, yoldaşlarıma ve savunmuş olduğum değerlere haksızlık etmiş olurum.

Bu görüşme, Sidar Bingöl ve Mehmet Ali Doğanın talebi ve benim Genel Başkan Fehmi Demir’e ısrarım ile gerçekleşti. Görüşmeye ; Mesut Tek, Bekir Topgider, Sidar Bingöl, Mehmet Ali Doğan, Düzgün Kaplan , Ben ve Fehmi Demir katılmıştı.

Görüşme Almanya’nın Köln şehrinde KOMKAR bürosunda gerçekleşti ve tam 7 saat sürdü. Bu görüşmeyi özetle bilgilerinize sunacağım.

Bu görüşmeye nasıl gelindi? Partimizin (PSK) içinde bulunduğu durum hiç iç açıcı değildi. Kongre sonrası bize “genelge” verilmediği gibi. Yönetici arkadaşların kapısı da bize kapatılmış, duvar olmuştu. Görüştüğümüz bir iki yönetici de ilaç olamıyordu. MK Kongre sonrası toplanarak alınan kararları yeniden düzenlemiş, “redekte “ etmiş, bir yol haritası oluşturmuştu. Çizdiği bu çizgi dışına da bir türlü çıkmıyordu. Uzlaşmaya, ortak akıl oluşturmaya yanaşmıyordu. Legalleşme kararını sadece HAK-PAR ’ın isim değişikliğine indirgemiş, ortaya çıkan sorunları görmezden gelerek ciddi bir tahribata neden olmuştu.

HAK-PAR bir yana legalleşme kararı alan PSK ciddi bir bölünme ile karşı karşıyaydı. Her gün sorun biraz daha büyüyordu…

Yurt dışındaki arkadaşlardan Mehmet Ali Doğan’la görüşüyordum. “ne yapılabilir” diye. O da Sidar yoldaşla görüşmüş, bize “gelin birlikte Mesut TEK’le görüşelim” dedi.

Rahmetli Genel Başkanımız Fehmi Demir’le birkaç Başkanlık Kurulundaki arkadaşların huzurunda görüştüm. O bana ‘bu işten bir şey çıkmayacak ama gidelim’ dedi. Ben Yurtdışındaki aracı olan yoldaşlara geleceğimizi bildirdim. Gün tarih ve yer belirlendi. Biz birlikte Köln’e gittik. KOMKAR’da buluştuk.

Görüşmede, birçok konu konuşuldu. Bize açılan soruşturmalardan, HAK-PAR kongresine kadar. Sayın TEK bize “yeni paradigmalar”dan bahsetti.

Bize tek seçenek sundu. ‘Yapılacak şu; gidin HAK-PAR’ın ismini değiştirin bu iş olsun’ dedi. Ben “Bu sorun HAK-PAR’ın sorunu değil. Bu sorun PSK’nin legalleşme sorunudur. Bu ateş topunu HAK-PAR’ın üzerine atamayız” dedim.

Yurtdışından katılan arkadaşlar da sayın TEK’in tutumunu yadırgadılar, itiraz ettiler. ‘Bu yaklaşımın olumlu bir sonuç çıkmasına hizmet etmez’ dediler.

Mehmet Ali Doğan arkadaş; ‘Bu tavrınla bölersin, buna hakkın yok, ne yapmaya çalışıyorsun?’ diye sordu.

Sidar arkadaş “böyle yaparsan ben de yokum “dedi. “Bu iş bitmedi, bitmemeli yazık ediyorsunuz ’dedi. (İkisi de uzun uzun gerekçelerini açıkladı.)

Ben, soruşturmalar la ilgili konuştuğumuzda “A. Akcan arkadaşa neden soruşturma açtınız, Kongreye de katılmadı” diye sordum.

Yazısın da açıklamıyor ama “O arkadaşa yanlışlıkla yaptık” dedi.

-“Bizim soruşturmamızı neden sonuçlandırmıyorsunuz, sehpayı kurup ipliği geçirmişsiniz, ne bekliyorsunuz” “Ya sehpaya tekmeyi siz vurun, yoksa biz kendimiz vuracağız.”dedim

Güldü.

Önerilere gelince, görüşmede Fehmi Demir “doğru olanın PSK’nin siyasi yaşamını sonlandırıp HAK-PAR’la devam etmesiydi. (Zaten PSK kongresinde de bunu savunmuştu) Şimdi bundan sonra yapılabileceklere bakalım” dedi.

Bizim Önerilerimiz;

1- Siz Partinin Genel Sekreterisiniz Kongreyi yeniden toplayıp geniş katılımlı bir kongre ile bunu düzeltelim. Eğer bu olmazsa!

2- Yurt içi ve Yurtdışındaki üye ve sempatizanlarla birlikte geniş katılımlı bir Konferans düzenleyelim ve oradan çıkacak sonuca her kes saygılı olsun.

3- PSK’yi birlikte kuralım. Hem HAK-PAR olsun hem PSK. Kurup Diyarbakır’da görkemli bir açılış yapalım. 6 ay veya 1 Yıl sonra oturup karar veririz. O HAK-PARa katılır veya HAK-PAR ona katılır.

Üçüncü öneri ile ilgili ben söz alarak “Ben ve Arif Sevinç kurucu olmaya hazırız. Legalleşme konusunda görev alan MK ile birlikte kurucu oluruz. İhtiyaç olursa HAK-PAR’dan kaç kişi eksikse tamamlarız. Bu sorunu birlikte bütünlüklü olarak çözeriz” dedim.

Tabi önerilerin ayrıntılarına ilişkin bir çok şey konuştuk. Ama Genel sekreterimiz pek mutlu olmadı.

Sona yaklaşırken ben kendisine “Kekê siz son Genel Sekretersiniz. Bu konuda en büyük sorumluluk size düşer. Çünkü bu parti legalleşirken başında siz varsınız. Bütünlüklü legalleşmeyi başarırsanız bu başarı başta sizin ve MK’nin başarısı olur. Ama başaramazsanız eğer PSK’yi bölen adam olarak anılacaksınız. Tarih sizi böyle anacak” dedim. Mesut Tek “Arkadaşlarla görüşeceğim” deyip ayrıldı. Ayrılırken de vedalaşmak üzere elimi uzattığımda bana elini uzatmadı. Ayrıca Sidar Bingöl arkadaşa da “bizi niye bir araya getirdin” diye sitem ederek de bozuk çaldı.

Evet sevgili arkadaşlar, üye, sempatizan ve Özgürlük Yolu taraftarları Almanya görüşmesinin özeti bu.

Bunun dışında, PSK’nın 10. Kongresi sonrasında ülke içinde yapılan genişletilmiş toplantılara çağırılmadığımız gibi, katılma talebinde bulunduğumuz halde engellendik. (PSK ile ilgisi olmayan KDP’liler bile toplantılara katıldı. Bizim katılımımız engellendi.)

Yalnız bu değil tabi, Toplantılara katılıp MK’ya “yanlış yapıyorsunuz “ diyen katılımcılar da bir daha toplantılara çağırılmadı.

Muhtemelen Sayın Tek, Almanya toplantısında bize bahsettiği “yeni paradigmalar” üzerine oturacak, yeni yol arkadaşları ile yola devam etmeyi düşünüyor…

Oysa, O “yeni arkadaşlar” la Sekreteri olduğun Partinin kadro ve yöneticileri birlikte çok çalıştılar. Uyumlu ve başarılı bir çalışmadan çok onların yarattığı sıkıntılarla boğuşmak zorunda kaldılar…

Çok uzattım ama Mesut Tek’e son bir soru ile yazımı sonlandırayım; Diyarbakır’a ilk geldiğiniz gün, bazı arkadaşların çabasıyla HAK-PAR Genel Başkanı ve Başkanlık kurulu üyeleri ile toplantı yapılan otelde bir araya geldik. (Çağrıyı PSK üyesi yaşlı emektar yoldaşlar yapmıştı. Bir sonuç alırız umudu ile) HAK-PAR Diyarbakır’da bulunan ve sizi karşılamaya gelen Başkanlık Kurulu tam ekip katıldı. PSK yöneticilerinin tamamı neden katılmadı?

Hadi onu geçelim,

Orada yapılan önerileri de geçelim, çünkü Arif Sevinç yazısında bu konuyu ayrıntıları ile anlatmış, tekrara gerek yok… Toplantı ortamında Bülent Serhat arkadaş (MK legale çıkmadığı için kod ismini yazdım. Çünkü Sayın genel sekreter Legale çıktı ama PSK’nin MK’sı hala legalleşmedi. İllegal. Buna neden ihtiyaç duyuluyorsa?) “ soruşturma sonuçlanmadan bizim üyelik haklarımızı neden kullandırmıyorsunuz. Bize tebligat yaptınız mı?” Sorusuna; (sağ elinin avuç içini göstererek.) “aha şimdi tebliğ ediyorum” dedi. PSK geleneğinin ve hukukunun yerle bir edildiği bu tutum karşısında Genel Sekreter olarak ne hissettiniz? Merak ediyorum!
Print