2020-07-10
Skip Navigation Links
Destpêk/Anasayfa
Pêwendî/İlişki
Lînk
Skip Navigation Links
Video
Album
Arşîv
Necla Çamlibel
 
HAK-PAR Kongresi
2016-04-29 17:26
Necla Çamlibel
Hak ve Özgürlükler Partisi"nin birinci olağanüstü kongresiyle ilgili izlenimlerimi sizlerle paylaşmak istedim. Çünkü acılar da, sevinçler de, başarılar da paylaşıldıkça daha da anlam bulur.

Bu kongreye katılmak isteyipte katılamayan tüm yoldaşlar, partililer emin olun ki, hepiniz ordaydınız. HAK-PAR kongresinde yaratılan o olumlu ve başarılı enerji emin olun ki, haftalar öncesinde medya üzerinden de hissediliyordu. Yaşanan bu başarı ve coşku tüm herkesin katkılarıyla gerçekleşti.

Uzun bir yürüyüş sonrasında, birçok tartışmanın yaşandığı bir dönemden sonra, tıpkı uzun yıllar süren bir binanın inşaaşı gibiydi. Bu binanın temelerinin uzun yorucu bir çalışmadan ve büyük bir emeğin sarf edilmesi sonra atılmıştı. Tüm malzemelernin hazır olmasına rağmen bir türlü dış sıvasının iç sıvasının tamamlanmayıp bitmeyen bir sağlam temelli bir bina gibiydi. HAK-PAR’ın bu son kongresinde işte bu temel üzerine önceden kurulmaya çalışılan ancak her bir ustanın ayrı bir boya, taş ve iç mimarlık vs konularında anlaşmazlıkların çıktığı bir türlü asıl işine odaklanmadı ekiplerin artık tam hedefe halkının istem ve taleplerine hizmete hazır asıl kuruluş amacına hedeflenen bir yapıya dönüştü. HAK-PAR’ın kongresi gerçekleşti...

HAK-PAR birinci olağanüstü kongresinde seçilen Sayın Refik Karakoç ile ilk DBP (Demokrasi ve Barış Partisi’inde) de çalışmıştım. Sayın Karakoç hem Kürt hem de Türk siyasetinde tanınan biridir.

Kendisinin yanına da gidip tebrik ettim ve ilk gün tıpkı DBP içinde yaratılan heyecan ve başarıyı bu süreçte de devam ettireceğinden eminim. Bu konuda elimden geldiğince bu işin içinde canla başla yeteneklerim doğrultusunda çalışacağımı kendilerine bu vesileyle ilettim.

İyi bir ruh yaratıldı bu kongrede. Evet kongre salonun sıcak bir hava olması nedeniyle oldukça baskındı ancak, orada yer alan kitle ve heyecan, özellikle yurtdışından gelen yoldaşlar ve bunun başını çeken Mehmet Ali Akagündüz ve onunla birlikte oturan ekibi kongreyi canlı kılmakta payı büyüktü. Bu ekibin tam da arkasında oturuyordum. Kürdistan bayraklarıyla Kürdistani istemleri içeren sloganlarla hem kendileri hem de salondaki kitleyi ve gençleri çok hareketlendirdiğini gördüm. Ayrıca sanatçı Fatê’nin mesaj içerikli stranı ve Şair Medine Kerpiç’in de merhum Fehmi Demir için yazdığı şiiri duygusal anların yaşanmasına neden oldu. Tüm bunlar konreyi renklendiren argumanlardı.

Genel Başkan Yardımcısı Necati Bayram’ın konuşması kimilerince sıradan tekrardan ibaret mesajlar olarak nitelendirilse de, bu konuda farklı düşündüğü belirtmek isterim. Elbeteki, doğru olanlar ve ulusal mücadelenin önemi ve bu yolda nasıl yürünülmesi hareket edilmesi gerektiği noktasında iç ve dış kamuoyuna verdiği mesajlar çok değerliydi. Söz konusu konuşmayı. http://www.dengekurdistan.nu/details.aspx?an=15423 bulabilirsiniz.

Kongrenin başlamasına iki gün kalıncaya kadar sürdürdüğü genel başkan adaylığı kararını, Sayın Refik Karakoç’un lehine sonlandıran Latif Epözdemir’in kibar ve politik yaklaşımını oldukça anlamlı ve değerli bulduğumu sizlerle ayrıca paylaşmak istedim.

Kongre salonunda göze çarpan önemli bir şey de bu kongrede kadın arkadaşlarımız oldukça fazlaydı. Bu elbette önemli bir ivmeydi. Ancak PM konusunda aynı şeyi söylemek zor. PM’ye özellikle emektar kadın arkadaşlarımızdan birkaç kişi daha seçilmemesi olumsuz olarak değerlendirdim. Ancak o arkadaşlar biliyorum ki, her zamanki gibi yine bu yolda canla başla çalışacaklardır.

Umudum o ki, bu süreten uzak düşüpte gönlü HAK-PAR’da olanlar da sürece katılır halkımız için omuz omuza verip daha da güçlü bir şekilde hep birlikte yol alırız.

Bu başarı geçmişten bu güne kadar yürütülen ulusal mücadelenin birikimi sonucudur. Bu konuda emek sarf eden binlerce yurtsever kürdün ürünüdür. Sen, ben o demeden kararlıca yürüyen emektarların kararlı duruşunu taktir etmemek elde değil. Sizler hep var olun. Bu kervan halkımızı er veya geç bağımsız Kürdistan yolunda buluşturacaktır.

Parti Meclisinin yenilendiği ve bazı konularda tüzük değişikliklerinin de yapıldığı olağanüstü Kongrede, ülkemizin ve bölgenin gündemi değerlendirildi ve şu sonuçlara varıldı; bunları çok önemli bulduğum için sizlerle yeniden paylaşmak isterim.

Kongremiz;

1 - Irak’ta halkımızın meşru haklarını gasp eden zalim BAAS rejiminin çökmesinin ardından yönetime gelenlerin de adil olmayı, çağdaş, demokratik, federal bir rejim inşa etmeyi başaramadıklarını, Irak’ı terör ve iç savaş bataklığına çevirdiklerini tespit eder. Bir arada barış içinde yaşamanın her gün biraz daha imkansız hale getirildiği Irak ta Güney Kürdistan’ın bağımsızlık yoluna girmesini haklı ve meşru görür.

HAK-PAR Kongresi halkımızın bağımsız devlet olma yolundaki bu yürüyüşünü coşkuyla selamlar.

2- Başta BAAS rejimi ve çeşitli terör örgütleri olmak üzere bölge devletlerinin ve büyük emperyal güçlerin müdahaleleriyle iç savaşa sürüklenen Suriye’de yaşanan dramın sorumlularını kınayan kongremiz, bir an önce iç savaşın sonlandırılmasını, Sünni, Nusayri Arap, Kürt, Dürzî ve diğer etnik grupların bir arada barış içinde yaşamasına olanak sunacak federal bir yapılanmaya gidilmesi gerektiğinin altını çizer. Kongremiz Batı Kürdistan da meşru hakları için çabalayan halkımızla dayanışmasını ifade eder.

Kürt örgütlerinin Esad rejiminin kirli oyunları karşısında duyarlı olması gerektiğini, Sayın Barzani’nin girişimleriyle Batı Kürdistan örgütleri arasında yapılan mutabakatı esas alarak, Batı Kürdistan’ı adil bir statüye kavuşturmak için el birliği yapmalarının önemini vurgular.

3- İran da despot rejimin, halkımızın en meşru haklarını dahi tanımayan zalimane tutumunu, insan hakları ihlallerini, Güney Kürdistan’a müdahale girişimlerini, bölgenin istikrarsızlaştırma çabalarını kınayan kongremiz, İran da Kürt halkının özgürlük mücadelesini yürüten dostlarımızı bir kez daha selamlar dayanışmamızı ifade eder.

4-Türkiye’de de en önemli, yapısal sorunlarının başında Kürt sorununun geldiğine dikkat çeken Kongremiz Kürt sorunu devletin İnkar-red- şiddet ve asimilasyon politikalarının ürünü olan Kürtlerin halk olmaktan kaynaklı haklarını gasp etmesi ile sürüp gelen, adil bir çözüme kavuşturulamadığı için de giderek ağırlaşan ulusal bir sorun olduğunu vurgular. Kürt sorununda şiddete, baskıya dayalı politikaların çözüm olmadığının görülmesi gerektiğini ifade eden kongremiz “tek devlet, tek bayrak, tek millet” gibi geleneksel politikalarda, üniter devlet anlayışında ısrar edilmesinin, Kürt meselesini PKK’ye ve onun silahsızlandırılmasına indirgenmesini çözümsüzlük politikalarında ısrar anlamına geldiğini bir kez daha hatırlatır.

Kongremiz bir an önce şiddet bataklığından çıkılması, PKK’nin silah bırakması, Devletin de sorunun çözümüne uygun, Kürt halkının temel haklarını tanıyan adımlar atması çağrılarını yeniler.

PKK “öz yönetim”ler adı altında Varto, Silvan, Nusaybin, Şırnak, Cizre, Sılopi, Gever(Yüksekova) Sur gibi pek çok ilçenin yoksul mahallelerini savaş alanına çeviren stratejisini, yine Devletin “güvenlikçi politikaları” devreye sokmasını mahkum eden kongremiz bu savaşın, Kürtlerin hak ve özgürlük talepleriyle bir ilişkisi olmadığını bir kez daha vurgular.

Ortadoğu’da sorunlarını barışçıl yollarla, demokratik ve adil yöntemlerle çözemeyen toplumların içine sürüklendiği dramatik süreçlere dikkat çeken kongremiz bir an önce anadilde eğitim başta olmak üzere, Kürtlerin ulus olmaktan kaynaklı haklarının teslim edilmesini, barış içinde bir arada yaşamak için, eşitliği esas alan adil bir çözüme yönelinmesini, federal yapılanmaya zemin olacak adımlar atılmasını talep eder.

5- Alevilerin haklı ve meşru taleplerinin geciktirilmeden tanınması,

Kadınlara yönelik ölümlerle sonuçlanan şiddeti kınar Devleti etkili önlemler alınmasını talep eder.

AB standartlarında çoğulcu, katılımcı bir demokrasinin tüm gereklerinin yerine getirilmesi, Toplumumuzun ihtiyaçlarını karşılayacak özgürlükçü sivil bir anayasanın yapılması mücadelesini destekleyen Kongremiz; Toplumun öncelikli gündemi haline gelen yeni anayasanın Ülkenin çok renkli toplumsal yapısına uygun olarak herkesi kapsayan bir vatandaşlık tanımı, yerinden yönetime elveren adem-i merkeziyetçi bir siyasal ve idari yapılanma ile anadilde eğitim AB standartlarında temel hak ve özgürlükleri içermesi gerektiğini belirtir.

6 – HAK-PAR’ın bir birlik projesi olarak doğduğuna dikkat çeken Kongremiz, geçmişte hangi kulvarda yer alırsa alsın tüm Kürdistanlıları, özgürlük, demokrasi ve değişim yanlılarını demokratik çalışma prensipleri çerçevesinde, birlikte çalışmaya çağırır.”

Elbetteki kongreye ve ordaki siyasi atmosfere ilişkin söylenecek çok şey var. Ancak şimdilik bunlarla yetineyim. Şunu da belirtmeden yazımı bitirmek istiyorum. Gerek Avrupa’dan Ankara’ya giderken, gerekse de dönüşte birlikte yolculuk yaptığım tüm değerli arkadaşlarla uzun samimi sıcak sohbetler yaptık. Bundan sonra HAK-PAR’a Avrupa’dan daha çok katkı sunmamız gerektiğini konuştuk.


Print