2019-11-19
Skip Navigation Links
Destpêk/Anasayfa
Pêwendî/İlişki
Lînk
Skip Navigation Links
Video
Album
Arşîv
C E M A L Î
 
Benim başıma geldi, sizinkine gelmesin!
2016-05-14 17:03
C E M A L Î
Şu MHP kongresi olayı tam bir komediye döndü. Yoksa trajediye mi demeliyim?

Yani dramdır; hem trajedi, hem komedi…

Önce muhalifler olağanüstü kongre istediler, Bahçeli reddetti.

Sonra muhalifler tüzüğe uygun olarak kongre için yeter imza topladılar, Bahçeli yine reddetti.

Sonra işin içine yargı girdi, hani şu Türk milleti adına ve sözde yasalara uygun olarak karar veren yargı, yani mahkemeler…

Bir icra mahkemesi Kongreyi yapmak üzere bir heyeti görevlendirdi… Bahçeli Yargıtay’a itiraz etti.

Sonra bir başka mahkeme, Yargıtay kararını filan da beklemeden yürütmeyi durdurdu.

Sonra bir başka mahkeme yürütmeyi durduran kararı durdurdu!

Sonra bir başka mahkeme de onu durdurdu!

Derken ülkenin dört bir yanından, Tosya’dan Gemerek’ten mahkemeler devreye girdi, her biri bir karar verdi. Hepsi de “Türk Milleti adına” ve “yasalara uygun olarak”!...

MHP’liler de şaşırdı, biz de şaşırdık “Sayın seyirciler” olarak!..

Ya bu ne iştir arkadaş, bu MHP Kongresi’nin akıbeti ne olacak, dedik. Bu bize dert oldu!

Kimi yarın olacak diyor, kimi ebediyete kadar asla!

Eh adalet dediğin, hukuk dediğin, yargı dediğin demek böyle bir şey!..

Çiçeği burnunda herhangi bir sulh hukuk hakimi ülkenin herhangi bir köşesinden, Keşan’dan, ya da Çemişgezek’ten, Türk Milleti ve yasalar adına deyip, kafasına uygun, keyfine göre bir karar verirse, demek tüm Türk milleti ve bu arada mecburi olarak Türk milletinden sayılan biz Kürtler ve cümle mozaikler buna uymak zorunda kalacağız…

Yargıç kararı efendim!

Ya yargıç muzibin biri olursa, cümlemizle dalga geçmeye kalkarsa?..

Di gel işin içinden çık! Biz de yüzde 52 oyla seçilmiş Erdoğan’ı başkomutan biliyorduk… Meğer ne çok başkomutan varmış!

Örneğin bu yargıç bir karar alır da “Cemali, Türk Milleti adına senin karınla aynı yatakta yatmanı yasakladım!” derse?..

Hani yanlış anlamayın, karımı dövmüş, şiddet uygulamış filan değilim; böyle bir sorun yok, karımın da benden bir şikayeti yok. Buna rağmen, hani yargıçtır, bana bir gıcığı vardır, belki Memurlar Kulübü’nde okeyde onu yenmişimdir, falan filan… Aklına eserse böyle bir karar verir mi verir!

Bu durumda ne yapacağım? Karımı seviyorum üstelik… Bir üst mahkemeye yürütmeyi durdurması için başvuruda mı bulunacağım, yoksa Yargıtay’a itiraz mı edeceğim? Bir dizi masrafa girip avukat mı tutacağım?..

Bu yollara başvursam bile ne kadar sürecek; altı ay mı, bir yıl mı, beş yıl mı? Bu ülkede işlerin nasıl yürüdüğü malum…

Bu süre zarfında halimiz ne olacak?!.

Yoksa yargıç kararını çiğneyecek miyim? Ya bu kez de polisler gece yarısı evime, yatak odama baskın düzenlerse?!.

Daha da kötüsü, ya yargıç, “Cemali, Türk milleti adına seni tuvalete gitmekten yasakladım!” diye bir karar alırsa?!.

Alır mı alır efendim, yetkisine sınır mı var?

Diyelim ki bu karar yasalara uygun değil; ama “uymuyorum” diyebilir miyim? Ben cumhurbaşkanı mıyım, bu gücüm var mı?..

Böyle bir karar karşısında ne yapabilirim? Yargıtay’a itiraz, yürütmeyi durdurma, falan filan?..

İyi ama tam da fena halde sıkışmışım, bütün bu yollara başvurmaya zamanım mı olur?..

Böyle bir durumda başıma gelecekleri bir düşünün. Bu kararı alan evimin tuvaletinin de mühürlenmesine karar verir elbet. Hani, ayıptır söylemesi, oturak filan kullanmayayım diye evin dört bir yanına kamera koydurtur!

Dışarıda bir umumi helaya koşsam, oranın bekçisi önüme dikilip şöyle diyebilir: “Kimliğini göster bakim!”

“Ne kimliği yahu! Bu iş parasıyla değil mi? Eskiden kimlik mi sorardınız?”

“Şimdi soruluyor, mahkeme kararı!”

Bunun üzerine mecburen kimliğimi çıkarıp uzatıyorum. Adam elindeki listeye göz gezdiriyor, sonra bana dönüp kaşlarını çatarak:

“Sen giremezsin hemşerim, yasak!” diyor.

“Nedenmiş o?”

“Nedenini bilirsin, mahkeme kararı!”

Fena halde de sıkışmışım, adama yalvarıyorum:

“Yahu arkadaş, bunun bir yolu yok mu, yürütmeyi durduramaz mısın?”

“Olmaz!”

“Yahu beş lira vereyim, idare ediver…”

“Yüz lira versen de olmaz!”

“500 lira?..”

Göz altından 500’lüğü süzüyor, hızla etrafa bir göz atarak parayı kaptığı gibi cebine indiriyor ve fısıltı halinde: “Hadi geç bakalım, kimseler görmesin!” diyor.

Bu seferlik savdık, ev kirasını hela bekçisine kaptırdık diyelim. Bununla başa mı çıkılır; milyoner olsan kâr etmez!

Üstelik bu yasaklar bu ülkede bazen mahkeme kararı olmadan bile oluyor. 12 Eylül döneminde Musa Abi’yi (Anter) geleneğe uygun olarak gözaltına almışlar. Ama polisler sırf gıcık olsun diye tuvalete gitmesine uzun zaman izin vermemişler. Üstelik prostatı var, sık sık tuvalete gitme ihtiyacı duyuyor…

İşte böyle sevgili okurlar, düşündükçe hafakanlar basıyor. Diyelim benim başıma geldi, sizinkine gelmesin!

14 Mayıs 2016


Print