2019-12-10
Skip Navigation Links
Destpêk/Anasayfa
Pêwendî/İlişki
Lînk
Skip Navigation Links
Video
Album
Arşîv
Orhan Kemal Cengiz
 
Linççi üretimi nasıl durdurulur?
2013-02-23 00:35
Orhan Kemal Cengiz
Linç girişimlerini de cezalandıran Nefret Suçları Yasası"nın bir an önce yasalaşması gerekiyor.

Sinop ve Samsun’da BDP’li milletvekillerine yönelik linç girişimlerinde MHP’liler, CHP’liler suçlu olabilir. AK Partili bazı kişiler bu işin başını çekmiş olabilir. Özel Harp Dairesi’nin sivil uzantıları bu işi örgütlemiş olabilir. Bunlar ve daha pek çok şey doğru olabilir. Ama bütün bu doğruların hiçbiri bizim her daim lince hazır bir vatandaş profilimiz olduğu gerçeğini ortadan kaldırmıyor. O linççi, kâh ramazan davulcusunu evinden uzaklaştırmak isteyen Aleviyi hedef alıyor; kâh mahalleyi Romanlardan temizlemek için evleri ateşe veriyor; kâh mahalledeki Kürt işçilere haddini bildiriyor. Bazen bir travesti oluyor hedefinde, bazen bir Ermeni, bazen “Allah yoktur” diyen birisi. Kimi zaman da adalet dağıtıcısı rolüne soyunup, henüz mahkeme önüne çıkmamış bir zanlıyı polisin elinden alıp oracıkta öldürmek istiyor. Hiç bitmek bilmeyen bir öfkesi var onun. Genel ahlakı, dini değerleri, vatanı, milleti koruduğunu söylüyor.

Bir avuç insanın üzerine yüzlerce, binlerce insanla birlikte saldırmanın, hangi ahlak, hangi din, hangi değerle bağdaştığını bize açıklamasını tabii ki ondan beklemiyoruz. Bizler de Türkiye’nin rutini haline gelmiş bu pespaye linç girişimlerini sanki her seferinde yeni bir şey görüyormuşuz gibi sessiz sedasız bir şekilde, kendi köşemizde izliyoruz. Bu ülke, bu beyaz bereli insanları nasıl üretiyor? Neden başka bir ülkede yüzlerce senede meydana gelecek oranda linç girişimi bizde birkaç sene içinde meydana geliyor? Neden bir insanı lime lime öldürmek için harekete geçmiş insanlar, sanki çok basit bir suça teşebbüs etmişler gibi kolayca salıveriliyor, haklarında dava bile açılmıyor? Neden, linççilerin giriştikleri iğrenç işe türlü türlü açıklamalar bulma gereği duyuyoruz? Neden bu kadar aşağılık bir girişimin ardından öfkemiz sel olup akmıyor?

Bence hazır cevaplara değil, çok fazla soru sormaya ihtiyacımız var. Ben birkaç soruyla daha bu sürece katkıda bulunmaya çalışayım: Eğer bizler 6-7 Eylül olaylarını, Maraş, Sivas katliamlarını okullarımızda tarihimizin utanç verici sayfaları olarak okutsaydık insanlar benzeri suçları işlemeye bu kadar kolay girişebilirler miydi? 1915’ten başlamak üzere, bu ülkede adları sanları anılmadan, cesetleri bile gömülmeden ülkenin dört bir yanında hayaletleri dolaşıp duran milyonlarca mağduru ansaydık, katliam günlerinde bayrakları yarıya indirseydik, beyaz bereliler böyle gururla etrafta dolanabilirler miydi? Kürt sorununu çözmeye, Kürtlerin başlarına bu ülkede neler geldiğini anlatma işiyle girişseydik yine aynı şeyler olur muydu dersiniz?

Bu ülkede kendimize, kendi gerçekliklerimize ilişkin farkındalığımız o kadar düşük ki neredeyse gündelik rutin haline gelmiş olan linç ve linç teşebbüslerinin çok ciddi birer suç olduğunun ayrımında bile değiliz. Bizim yasalarımızda lince ilişkin hiçbir hukuki düzenleme yok. Linççiler girişimlerinde başarıya ulaşıp mağdurları öldürürse ‘faili belirlenemeyen şekilde adam öldürmekten’, öldüremezlerse de en fazla ‘mala zarar vermekten’ yargılanıyorlar, tabii o da yargılanırlarsa...

Geçmişimizle hesaplaşmak uzun ve sancılı bir iş, onun için zamana ihtiyaç var. Ama en son sözünü ettiğim bu yasal mevzuat işi bir çırpıda halledilebilir. Gelin linç ve linç girişimlerini ağır bir suç olarak düzenleyelim. Sinop ve Samsun’daki gibi insanların sırf belli bir siyasi harekete ait olmaları nedeniyle linç edilmesi girişimlerini ve yine din, dil, ırk, cinsiyet, cinsel yönelim gibi nedenlerle mağdurların hedef alındığı durumları nefret suçu kabul edelim. Bir türlü gün yüzüne çıkamayan ‘Nefret Suçları Yasamız’da ‘Linç’ için ayrı düzenlemeler getirelim. Linçten kıl payı kurtulan BDP’lilere geçmiş olsun diyor, bu musibetin, linç girişimlerini de cezalandıran Nefret Suçları Yasası’nın bir an önce yasalaşmasına bir vesile olmasını diliyorum

------------------------------------------------

Radikal-22 Şubat


Print