2019-12-15
Skip Navigation Links
Destpêk/Anasayfa
Pêwendî/İlişki
Lînk
Skip Navigation Links
Video
Album
Arşîv
Orhan Kemal Cengiz
 
Milliyet ne yaptı?
2013-03-05 18:24
Orhan Kemal Cengiz
Gazetelerden hükümetle, devlet politikalarıyla "uyumlu" bir şekilde çalışmalarını da bekleyemeyiz.

İlk önce bir arkadaşımın mesajını gördüm Twitter’da. “Milliyet’te ani değişiklikler olursa şaşırmayalım” diye yazmış. Ne demek istiyor acaba diye düşünürken, Başbakan’ın ajanslara düşen konuşma metnini gördüm. Başbakan adını vermeden Milliyet’i çok sert bir şekilde eleştirmiş ve “Batsın sizin gazeteciliğiniz” demiş.

Ben de İmralı görüşme notlarının basına sızdırılmasının süreci akamete uğratmak niyetiyle yapılmış bir provokasyon olduğunu düşünenlerdenim. Ama aynı zamanda Milliyet’in ve Namık Durukan’ın yaptığının da dört dörtlük bir gazetecilik olduğunu düşünüyorum. Bazıları buna şaşırıyor olabilir ama gazetelerin işi haber yapmaktır. Nasıl ki, bir doktor önüne gelen hastanın kim olduğuna bakmadan onu iyileştirmekle yükümlüyse, nasıl ki bir avukatı ‘suçluları’ savunuyor diye kınayamazsak, gazeteleri de yaptıkları haberlerden dolayı kınayamayız. Kin, nefret ve şiddete yönlendirmedikçe, başkalarının şöhret ve itibarını hukuka aykırı bir biçimde zedelemedikten sonra gazeteler her türlü haberi yapmakta serbesttir. Gazetelerin yaptığı haber ve yorumlar siyasal iktidarı veya toplumun belli bir kesimini ciddi şekilde rahatsız edebilir, irkiltebilir ve hatta şoke edebilir. Zaten ifade hürriyeti dediğimiz şey, tam da bu ‘rahatsız’ edici fikir, düşünce ve bilgiler için vardır.

Milliyet’i sadece Başbakan eleştirmedi, bazıları da The New York Times’ın WikeLeaks belgelerini yayımlamayı reddettiğini söyleyerek, ‘sorumlu yayıncılığın’ önüne gelen her haberi yayımlamamayı gerektirdiğini öne sürdüler. Benim hatırlayabildiğim kadarıyla Times belli belgeleri yayımlama belli belgeleri de yayımlamama yoluna gitmişti. Kaldı ki illa Batı’dan örnek alınacaksa, Britanya hükümetinin duyduğu rahatsızlığa rağmen bütün WikeLeaks belgelerini yayımlayan The Guardian gazetesi çok daha iyi bir örnek olabilir diye düşünüyorum.

Yine Milliyet’in, İmralı notlarını yayımlamasını, bazı gazetelerin 28 Şubat döneminde yaptığı yayınlara benzeterek eleştirenler oldu. Ben şahsen bu ikisi arasında nasıl bir bağlantı kurduklarını anlayamadım. 28 Şubat’ta, ordunun içindeki belli bir cunta yapılanmasıyla beraber hareket edip, bilerek yalan haber yapan, toplumun belli bir kesimine karşı psikolojik savaş yürüten gazete ve gazetecilerle, Milliyet gazetesinin eline geçen ve gerçekliği tartışma götürmeyen bir tutanağı haber yapmasını nasıl olup da aynı kefeye koyabiliyorsunuz? Darbecilerle işbirliği yapan ve bugün hâlâ hesabı sorulmamış olsa bile açıkça suç işleyen bir medyayla, hükümetin yürüttüğü müzakere sürecine ilişkin önemli belgeleri yayımlamayı nasıl birbirine denk eylemler gibi görebiliyorsunuz?

Dediğim gibi, bu tutanakları sızdıranların kötü niyetine, milliyetçi ve ulusalcıları kışkırtmak gibi bir amaçla hareket ettiklerine şüphe yok. Ama gazetelerden ellerine geçen haberleri, onları sızdıranların niyetlerine bakarak bir süzgeçten geçirmelerini bekleyemeyiz. Gazetelerden hükümetle, devlet politikalarıyla ‘uyumlu’ bir şekilde çalışmalarını da bekleyemeyiz. Evet doğrudur, bu notların yayımlanması sürece zarar verdi ve vermeye de devam edecek. Ama bu zarar, önlerine gelen ve ciddi haber değeri olan belgeleri, “Acaba iktidar ne der” korkusuyla sansüre uğratacak bir medyaya sahip olmanın demokrasiye ve özgürlüklere vereceği zararın yanında bir hiç nisabında kalır.

04 Mart 2013, Radikal



Print