2019-10-22
Skip Navigation Links
Destpêk/Anasayfa
Pêwendî/İlişki
Lînk
Skip Navigation Links
Video
Album
Arşîv
Murat Aksoy
 
Kürtleri tanımaya hazır mısınız?
2013-05-01 20:25
Murat Aksoy
Bir gazeteci olarak Kürt sorunu hakkında yazarken ve konuşurken çaresizliğimi ilk defa geçen yıl Ocak ayında Uludere"ye gittiğimde hissettim. Yazarımız Hilal Kaplan"la birlikte gittiğimiz Uludere"de geçirdiğim saatler Kürt sorunu ve terör konusunda köşelerimizde yazdıklarımızın, televizyonlarda konuştuklarımızın tamamen boşluğa söylenmiş olan sözler olduğunu hissettirdi.

Olanca çaresizliklerine ve acılarına rağmen bizi misafir eden Alma ailesinin evinde, mezarda dua ederken, ellerinden kaybettikleri çocuklarının resimleri olan annelerle konuşurken aklımdan geçen tek şey yukardaki "boşluk" duygusu oldu.

Uludere"yi görünce, onların yaşadıklarını dinledikçe; yazıp, söylediklerimizin dışardan ahkam kesmekten başka bir şey olmadığını kavradım.

Oysa bu duyguya yabancı olmadığımı düşünürdüm. Okmeydanı"nda otururken komşularımızın yaşadıkları zorlukları yakından biliyordum. Birden fazla ailenin iki odalı, rutubetli ve bodrum katı evlerde kaldıklarını biliyorum. Çocukların sağlık, eğitim gibi pekçok haktan yararlanmadıklarını biliyordum. Genç kız ve erkeklerin asgari ücretin altında, sigortasız iş oldukça çalıştıkları konfeksiyon atölyelerini biliyordum. Yaşadıkları bölgelerden göç eden yaşlıların Fatma Girik (Sibel Yalçın) Parkı"ndaki betonlar arasında Atatürk heykeli altında parkın yeşilliklere bakarken Dicle"yi, Fırat"ı, köylerini konuştuklarını biliyordum. Biliyordum, çünkü onların içindeydim.

Daha doğrusu Uludere"ye gidinceye kadar bildiğimi sanıyormuşum. Meğer bilmiyormuşum.

PAKER"İN GERÇEKLERİ

Uludere"de hissettiğim boşluğun bir benzerini geçen hafta konuştuğum TESEV Vakfı Başkanı Can Paker ifade etti. Akil İnsanlar Heyeti"nde Doğu Anadolu Bölgesi grubunun başkanı olan Can Paker ile yaptığım söyleşide söylediği; "TESEV olarak Kürt sorunu, zorunlu göç, terörün maliyeti gibi pek çok konuda çalışma yaptık, bölgeye pek çok kez gittim. Kürt sorununu bildiğimi sanırdım. Ama yanılmışım. Akil İnsanlar Heyeti olarak gittiğim, Hakkari ve Van"da gördüklerimden sonra bu konuda meğer hiç bir şey bilmediğimi hissettim. Kürt sorununun gerçek yüzünü görmem ancak sorunu birebir yaşayan insanlarla konuşmam, acıların taraflarını dinlemem, onların acılarına dokunmam ile oldu" sözleri bence çok şey anlatıyor. Paker"in söyledikleriyle benim Uludere"de hissettiklerimin aynı duygu olduğunu biliyordum. O anda hissettiğimiz sadece çaresizlikti.

Türkiye"nin batısında bu çaresizlik yeterince bilinmiyor. Hükümetin bu çaresizliği ortadan kaldırmak için başlattığı sürece; "ne aldık, ne veriyoruz", "süreçte ne olduğunu bilmiyoruz" diyerek karşı çıkıyorlar.

Çözüm süreci Türkiye"nin "büyük çaresizliği" ile yüzleşmesidir. Bu çaresizliği ortadan kaldırmak için atılan adımlardır.

Hükümetin bu çabasına PKK da karşılık verdi. 8 Mayıs"ta başlayacak çekilme süreci bu çaresizliğin ortadan kaldırılması için büyük fırsat. Siyasete düşen bu fırsatı kullanmak ve barışı kalıcı hale getirmek.

Bu fırsat, anayasa tartışmalarına, seçim süreçlerine, başkanlık tartışmalarına kurban edilmeyecek kadar önemli. Bu süreç, gerçeklerle yüzleşme ve PKK"yı silahlı mücadeleye iten sorunları ortadan kaldırma süreci.

MHP"nin, CHP"nin, İP"nin ve "yeminli Erdoğan düşmanları"nın söylediklerine kulak asmayın. Ortada kimsenin kimseye "ödün" olarak verdiği bir şey yok. Süreç, hakların ve özgürlüklerin her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı için eşitlenmesi süreci. Gerçekten toplum olma, Türkiye"yi yeniden kurma süreci.

Bu süreç siyaseten ne kadar zengin olursa o kadar sağlam olur. Sürecin içinde olmak, kuruluşu demokratikleştirip, güçlendirir. Dışında kalacaklar için yapabileceğimiz bir şey yok.

----------------------------------------

Yeni Şafak


Print