2019-10-22
Skip Navigation Links
Destpêk/Anasayfa
Pêwendî/İlişki
Lînk
Skip Navigation Links
Video
Album
Arşîv
Murat Aksoy
 
TMMOB'ne ceza 'siyaseten' yanlıştır
2013-07-13 21:43
Murat Aksoy
Sivil Toplum Kuruluşları (STK) kavramı Türk siyasi literatüründe çok yeni bir kavram. 1960 ve 70"lerde "Demokratik Kitle Örgütleri" olarak anılan bu kurumlar, Türkiye"de esas siyasal anlamlarına 1990"larda kavuşabildi. Bu açıdan STK"lar için en parlak dönem bu yıllardır.

Şunu ifade edelim ki, STK hangi alanda faaliyet yaparsa yapsın doğası gereği siyasaldır. Ve siyasal olduğu için de toplumsal bir talebi devlete karşı savunurlar. Siyasal, toplumsal alanının genişlemesi temel işlevleridir.

Her ne kadar Türkiye"deki STK"ların büyük bir kısmı bunu reddetse de, işin doğasında bu vardır. STK olarak bu siyasallaşmayı reddedenlerin temel gerekçeleri aşağıda açıklamaya çalışacağım gibi, sosyal devletin yapması gerekenleri yapıyor olmalarıdır.

Türkiye"de STK"ları çok kaba genelleme ile üçe ayırmak mümkün.

Aşağıda yapacağım ayrımın dışında kalan özellikle yerel hemşehri dernekleri ve ekonomik çıkar grupları da bulunduğu notunu düşeyim.

1.Gup: Bu grupta evrensel anlamda hak, özgürlük, çevre gibi duyarlılık ve talepleri siyasallaştıran STK"lar. Örneğin İnsan Hakları Derneği, Mazlumder, Düşünce Suçuna Karşı Girişim gibi STK"ları bu grupta saymak mümkün.

2.Grup: Bu alanda yer alan STK"lar, sosyal devletin yerine getirmediği hizmetleri devletten aldıkları yardımlarla gerçekleştiren bu açıdan apolitik olmayı siyaseten tercih eden kurumlardır. Yine Türk Eğitim Vakfı, Yeşilay gibi kurumlar bu grupta değerlendirilebilir.

3. Grup: Bu grupta yer alanlar ise özünde STK olmayıp, devletin ideolojik aygıtı olan ve faaliyet gösterdikleri alanda devletin yönetmesini kolaylaştıran kurumlardır. Son günlerde öne çıkan TMMOB, Barolar, TOBB bu grubun içinde yer alır.

SİVİL TOPLUMUM ÖNEMİ

Burada konumuz olan ilk grup ve üçüncü grup konusuna girelim.

1980 ve 90"larda öne çıkan hak ve özgürlük talebinin siyasallaştıran STK"lar o dönemde faaliyetlerini sürdürmek için Türkiye içinde fon bulmakta zorlandılar. Çünkü bu kurumlara fon vermek, veren kurumlar açısından devlet katında itibar kaybı demekti.

İlginçtir bu kurumların 2000"lerden sonra varlıkları devam etse de sesleri ve talepleri daha az duyulur oldu. Bunun en önemli nedeni AK Parti"nin izlediği siyasetin bu gruptaki STK"ların talepleri ile uyumlu olmasıdır. AK Parti bu kurumların şikâyet ettiği pek çok sorun konusunda iyileşme sağladı. Ancak bu kurumların varlıkları ortadan kalkmadı.

Son bir iki yıl içinde bu kurumlar, hem ses hem de görünürlük olarak tekrar ortaya çıkmışlarsa bu, hükümetin izlediği siyasetin değişmesindendir.

Sonuçta bu STK"ların varlığı ve talepleri siyasidir. Ve talepleri toplumsal alanının genişlemesi devlet alanının daralmasıdır. Siyaset dışında bu işlevi yerine getirmeye çalıştıkları için varlıkları önemlidir. Devletle toplum arasında siyaset dışında bir arayüz ifade etmektedirler.

DEVLETİN STK"SI OLMAZ

Gelelim üçüncü gruptaki STK olmayan STK"lara. TMMOB, Barolar, TOBB gibi kurumlar özünde devletin, bu kurumların faaliyet gösterdikleri alanı kontrol edebilmek için teşvik ettiği, imtiyazlar verdiği devlet kurumlarıdır.

Bu kurumların çoğu halen mevcut halleri ile Eski Türkiye reflekslerine bağlıdır. Geride bıraktığımız 10 yıllık dönemde bu kurumların yönetim kurulları seçimlerinde aday olan gruplara, oluşumlara baktığımızda kimlik siyasetinin yaşandığını çok net biçimde görürüz. Taraflar için bu kurumlar fethedilecek yerlerdir.

Bugünbaktığımızda barolarda siyasal konularda ideolojik bölünme bile bunu durumu net biçimde gösterir.

Darbe davalarında nasıl bazı barolar öne çıkmışsa, bugün Gezi Protestolarında TMMOB, TMMO gibi kurumların öne çıkması bu ideolojik bölünme ile açıklanabilir.

Önceki gece Meclis"te bu kurumlardan olan TMMOB"nin gelirlerini kesintiye uğratan düzenleme torba yasada kabul edildi. Kabul edelim ki, bu düzenlemenin gerekçeleri siyaseten ikna edici olsa; zamanlaması, tartışılmadan son dakika değiştirilmesi Gezi Protestoları ile doğrudan bağlantılı olduğu algısı oluşmuştur. Bu yönü ile de yanlıştır.

Eğer evrensel anlamda bir STK"dan bahsedeceksek bu gruptaki kurumların devlet tarafından lağvedilmesi ya da bu kurumların kendilerinin devletten ayrıştırmaları gerektirmektedir.

Bu açıdan STK"ların temel misyonu toplumsal yani kamusal alanın genişletilmesi talep etmek ve bunun için mücadele etmektir. Kamusal alanın genişliği toplumun gücü demektir. Bunun sağlayacak bir unsur siyasetse ikinci unsuru STK"lardır. STK"ların bu yönü ile en temel özelliği ise muhalif olma halidir.

-----------------------------------------

Yeni Şafak-12 Temmuz
Print