2019-07-20
Skip Navigation Links
Destpêk/Anasayfa
Pêwendî/İlişki
Lînk
Skip Navigation Links
Video
Album
Arşîv
Abdulmenaf Kıran
 
Demokratik Siyesette Israr Etmeliyiz
2016-06-18 13:14
Abdulmenaf Kıran
Tarihin tekerrür ettiği, söylemi bir tekerlemeden başka bir şey değildir. Tarihte hiç bir şey aynı şekilde cereyan etmez. Her olayın kendine has özellikleri vardır. Her şey görelidir, aynı zamanda. Zaman geriye sarılamadığına göre, mekan aynı olsa da olay aynı olmaz.

Bilindiği gibi son 11 aydan beri yine şiddet sarmalının içindeyiz. Yine, patlamalar,silah sesleri, ölümler, toplumu saran kaygı ve hüzün.Yine yollarda barikatlar,ve uzun arama kuyrukları. Doksanlı yıllarda, Diyarbakır ile Van arasında ondan fazla arama noktası vardı.Van- Hakkari arasında da dokuz yada 10 arama notası vardı. Her aramada tek tek insanların kimlikleri sorgulandığı için bir arama bazen saatlerce sürerdi.Keyfi tutum ve davranışlar da cabası. Belli saatlerde, bazı yollarda seyahat yasağı olurdu. Gecenin karanlığında seyahate kapalı pek çok yol vardı. Öyle ki bu durum insanları canlarından usandırırdı. Pek çok insan acil bir durum olmadan, buralarda kara yoluyla seyahat etmezdi.
2005 yılından bu yana, terditli olarak arama noktaları kaldırıldı. 2013 ten 2015"in ikinci yarısına kadar tüm arama noktaları kaldırılmıştı.

Bu günlerde, yine güvenlik nedeniyle,arama noktaları kurulmaya başlandı. Bu durum eskinin aynısı değil tabi. Güvenlik görevlileri, geçmişe göre daha nazik ve daha dikkatli davranıyorlar. Ama yine de seyahat özgürlüğümüze tahdit gelmiştir.

1985-2001 yılları arasında meydana gelen köy boşaltmaları ve yayla yasağından dolayı bölgede hayvancılık bitme noktasına, tarım da yapılamaz hale gelmişti. Bu durum beraberinde işsizliğe de tavan yaptırmıştı. Zaten yoksul olan bölge, daha da yoksullaşmaya başlamıştı.

İki binli yıllarda şiddettin ivme kaybetmesi ile, yaylalar serbest olmuş, tarım ve hayvancılık yeniden canlanmaya başlamıştı. Kısmen yatırımlar da yapılıyordu. Şiddet başlayınca yeniden yayla yasağı devreye girdi. Sermaye hızla bölgeden çekildi. Üretim bıçakla kesilircesine, durdu. Bölge tamamen ekonomik krize girdi. İşsizlik yeniden tavan yapıyor.

Bilindiği gibi medeniyet, insanın yerleşik hayata geçmesiyle başlıyor. İnsanlık en büyük gelişimini de barış dönemlerinde sağlamıştır. Savaş ve şiddet sadece öldürmekle kalmaz aynı zamanda yıkıcıdır.Can ve mal güvenliği olmadığı gibi, özgürlükler de nefessiz kalıyor.

12 eylül darbesinden sonra ülkede tam bir dikta yönetimi vardı.Temel hak ve özgürlükler rafa kaldırılmıştı. İfade özgürlüğü,düşünce ve örgütleme özgürlüğü yoktu. Hukuk yoktu. Kaba güç, tüm sosyal ve siyasal yaşamı bloke etmişti. Yargısız infaz,işkence, haksız yakalama ve tutuklanmalar, yönetimin genel icraatıydı. Toplumun başına militarist bir balyoz inmişti. Ülkede tam bir zulüm egemen olmuştu. Bu zulme karşı direnmek hem bir haktı hem de yüksek bir meşruiyet zeminine oturuyordu.
1999 da Türkiye"nin Avrupa Birliğine tam üyelik başvurusundan sonra, yeni bir dönem başladı. Türkiye Avrupa müktesebatını peyder pey kabul etmeğe başladı. Özgürlükler alanı genişlemeye başladı. Fikir,düşünce ve örgütleme özgürlüğü önündeki pek çok engel kaldırıldı. Askeri vesayet kalktı. Bu gün pek çok legal Kürt partisi vardır. Verili koşullarda, ne şiddete ihtiyaç kaldı,ne de şiddetin meşruiyeti.Türkiye uluslar arası sözleşmelerden doğan yükümlülüklerini yerine getirirse, hem demokrasi sorunu hem de Kürt sorunu çözüm bulacaktır.Bu nedenle legal demokratik zeminde yapılacak siyasal mücadele Kürt halkı için de daha verimli ve elverişli sonuçlar yaratacaktır.


Hak-Par olarak biz, başından beri şiddettin, Kürt halkının meşru taleplerine gölge düşürdüğünü belirttik.Şiddet zarar verici ve yanlış bir siyasi yöntemdir.Yanlışta ısrar etmenin zararı da büyük oluyor. On binlerce genç insanımız yaşamını yitirdi. Binlerce köy ve mezramız boşaldı.Milyonlarca insanımız göç etti. Yüz binlerce insanımız yıllarını hapislerde, göz altında geçirdi. Bunun telafisi yoktur.

Kürt sorunu ,ancak demokratik yollarla çözülebilir. Şiddettin bir çözüm getirmediğini yaklaşık 40 yıllık pratikle anlamış olmamız gerekiyor. Şimdi şehirlerimizi de savaş meydanına çevirmenin hiç bir manası yoktur. Demokrasi,İnsan Hakları ve Hukukun üstünlüğü esas alınarak yol alabiliriz. Hak-Par tam da bunu gerçekleştirmeye çalışıyor.Aydınlık bir gelecek bizim de hakkımızdır. Bunun için demokratik siyasette ısrar etmeliyiz. 17.06.2016

Av.Abdulmenaf KIRAN
HAK-PAR Gnl.Bşk.Yrd.
Print