2020-10-24
Skip Navigation Links
Destpêk/Anasayfa
Pêwendî/İlişki
Lînk
Skip Navigation Links
Video
Album
Arşîv
Arif Sevinç
 
“Birlikçilik” üzerine - 3
2016-06-27 17:50
Arif Sevinç
Güç birliği

Öte yandan bir de örgütsel birlikten ziyade “güç birliği” çağrıları kamuoyunu meşgul etmektedir.

Olan oldu, bu kadar örgüt, hareket, inisiyatif ortaya çıktı, daha da çıkacağı görülüyor. O zaman bu duruma bir çare bulalım!

Ne yapalım?

Madem bir birine bu kadar yakın kadrolar bir parti çatısı altında buluşamıyor, hatta aynı partide uzun süre mesai harcayanlar da ayrılıp başka yapılar oluşturuyor o zaman hayatı bu “siyasilere” uygun hale getirelim, bir “platform” oluşturalım!

Her ne kadar güç birlikleri görece geçici, belirli bir amaca yönelik buluşmalar olsa da bu öyle olmamalı, çok daha kapsamlı olmalıdır.

Öyle ki bu platform sadece belirli alanı değil hemen her alanı kapsayan, her gün ortak eylem ve etkinlik yapan, boş zamanlarını da toplantılar ile geçiren, tıpkı “parti” gibi çalışan bir yapı olmalıdır (!)

Adı “güç birliği” olmalı esasen kendisi tıpkı çok başkanlı PARTİ gibi bir şey olmalı!

Bu yapının öyle altından kalkabileceği mütevazi hedefleri de olmamalı. En azından “ulusal birliği” “ulusal kongreyi” hatta devletleşmeyi hedeflemeli!

Ta ki kartları yeniden karmayı gerektiren, söylenen, yapılan her şeyi unutturan seçim süreçleri gelip çatıncaya kadar…

Evet, aynı partide olup “birliği” başaramayanlar, ayrılanlar bari “güç ve eylem birlikleri” yapsınlar.

Doğrusu, bu öneri ilk bakışta kulağa hoş gelmektedir.

Yerden göğe kadar haklı bir öneridir; güzeldir, olması gerekendir.

Peki bu konuda HAK-PAR gerekeni yapmadı mı?

Şimdi bu konuyu irdeleyelim;
Gündemde yine “ Kürdistani partiler arasında güç birliği yapılmalı” çağrıları vardı.

Bu nedenle HAK-PAR Genel Başkanı Fehmi Demir 7 Haziran 2015 seçimlerinden aylar önce Diyarbakır’da PAK, KADEP, KDP-T, KDP-BAKUR ve ÖSP başkanları ile telefon ile görüştü ve bir toplantı çağrısı yaptı.

Toplantı yerine giderken bize düşüncelerini de açıkladı, heyecanlı ve umutluydu.

“Kendini “Kürdistani” olarak tanımlayan bu partilerin bir araya gelmemesi için bir neden yok. Seçim süreçleri toplumda politikaya ilginin, arayışın arttığı bir dönemdir. Biz kimileri gibi dayatma içinde olmayacağız. ‘Gelin bizi destekleyin’ demeyeceğiz. Süreci baştan sona birlikte götürelim diyeceğiz. Şayet önerimiz kabul edilirse inisiyatif, dernek ve kanaat önderlerine de birlikte gideceğiz. Adayların tespitinden, seçim bildirgesinin yazımına, sloganlardan, eylem ve etkinliklere kadar her şeyi birlikte yapacağız.”

Bırakın Kuzey Kürdistan’da “Kürdistani” güçlerin birliğini, dört parçada ulusal birlik için çabalayan bu arkadaşlarımızın tutumu ne oldu?

ÖSP toplantıya bile katılmadı.

Diğerleri toplantıya Genel başkanlar düzeyinde katıldı.

Rahmetli Fehmi Demir, mealen “HAK-PAR seçimlere katılma hakkı olan bir partidir. Biz bu imkânı sizlerle paylaşmak, birlikte hareket etmek istiyoruz. Süreci baştan sona birlikte götürelim, eylem ve etkinlikler içinde yakınlaşalım. Bu süreç, daha güçlü ve kalıcı birliktelikler için de bir zemin olsun” dedi.

Toplantıya katılanlar bu öneriyi memnunlukla karşıladılar ve organlarında tartışıp kararlarını ileteceklerini söylediler.


Nihayet ikinci toplantı PAK Genel başkanının ev sahipliğinde yapıldı.

Toplantıya bu kez KADEP de katılmadı!

Gerekçesi “biz HDP ile beraberliği düşünüyoruz. Toplantıya gelmemize gerek yok “ idi.

PAK “Biz seçim işbirliğine henüz hazır değiliz” dedi.

KDP Bakur’da aynı gerekçeyi tekrarladı. “Biz de hazır değiliz”

KDP-T ise “biz Parlamentoya karşıyız. Bu nedenle seçim işbirliğini gerekli görmüyoruz” dedi.

“Kürdistani” güçler arasında güç ve eylem birliği içinde yakınlaşma fırsatı maalesef değerlendirilemedi.

HAK-PAR seçimlere tek başına girdi.

Federasyon önerisi dâhil Kürt halkının temel taleplerini cesurca dile getirdi.

TRT de milyonlara Kürtçe de hitap etti.

Ve 60 bine yakın oy aldı.

Yenilenen 1 Kasım seçimlerinde de manzara değişmedi ama HAK-PAR oyunu 110 bine yükseltti.

KADEP, ÖSP ve Azadi İnisiyatifi, DDKD ve BDP ile beraber “Kürdistani” seçim bloğu oluşturdular.

Sonra bu “KÜRDİSTANİ” blok olarak“Türkiyelileşme projesi” ile yola çıkan HDP ye destek olacaklarını ilan ettiler…


Onların seçim kampanyalarına katılıp, aday oldular, oy verdiler.

Kürt toplumuna adres olarak HDP yi gösterdiler.

Seçim bitince de destekledikleri HDP nin onlarla işi bitti. Bu “Kürdistani BLOK” iş ve güç birliğine devam etmek yerine, yönlerini HDP dışındakilere ve HAK-PAR’a çevirdiler.

HAK-PAR’a birlik için çağrı yapmaya başladılar.

“Gelin güç birliği yapalım!”

De hadi yapalım!

Şöyle bir manzarayı gözünüzün önüne getirin lütfen;

“Kürdistani” güçler olarak güç birliği yapmış ve bir masanın etrafında oturuyoruz;

Bir yanda her seçimde Türkiyelileşme politikasını önüne koymuş HDP’yi destekleyen ÖSP ve KADEP’in başkanları, diğer yanda HAK-PAR eski genel başkanı ve şimdi KDP BAKUR’un başında bulunan siyasi…

Onun yanında PSK’yi temsilen eski HAK-PAR genel başkanı ve birkaç eski merkez yöneticisi…

Tabi yine HAK-PAR kurucularından ve eski genel başkan yardımcıları olup şimdi PAK sözcüsü olan kadrolar ile eski HAK-PAR kurucularından şimdi Azadi İnisiyatifi sözcüsü siyasetçiler!

Yani neredeyse tümü eski HAK-PAR’ın “en birlikçi” kadroları!

Sizce bu manzara normal mi?

Aynı masa etrafında neredeyse tümü eski HAK-PAR kadroları toplanacak ve bunun adı “Kürdistani güç birliği” olacak!

Bu manzaradan sağlıklı bir sonuç çıkar mı?

Seçimler gibi önemli bir süreçte güç ve eylem birliğine “hazır değiliz” diyen güçlerin daha sonra bu kadar “birlikçi” bir tutum almalarını hangi önemli gelişmeler sağladı?

“Kürdistani” “güç birliği” adı altında sayısız eylem ve etkinlikte ortaklaşacak çevreler, PKK/HDP’nin belirlediği gündemlerin peşinden sürüklenecekse, seçim sürecinde de “Türkiyeleşme projesi” ne destek olacaksa, bu güç birliğinin anlamı olur mu?

HAK-PAR’ın il, ilçe örgütlerini, kadrolarını hedef alıp “istifa” etmeleri için çabalayan, kendi siyasi zeminlerini HAK-PAR’dan tırtıklananlar üzerine inşa eden, HAK-PAR’ın altını oymakla meşgul olan kimi siyasi kadroların, hizip hareketlerinin aynı zamanda, “birlikçi” söylemlerle ortaya çıkmalarında samimiyet aramak doğru olur mu?

HAK-PAR içindeyken, kimi farklılıkları zaman içinde ortak akıl oluşturarak gidermek yerine, “KIRMIZIÇİZGİMDİR” diyerek ısrarla ayrılık gerekçelerine dönüştürenlerin HDP söz konusu olduğunda “kırmızıçizgilerini” bir tarafa koymalarını görmemezlikten gelmek, birliğe hizmet eder mi?

Özetle üç ayrı “birlikçi” gruptan bahsedebiliriz;

Bir grup HDP/PKK cenahından gelen hemen her çağrıya uyarak, her önemli süreçte onlarla ortaklaşıyor, Oradan çağrı gelinceye kadar geçen süredeki boşluğu “birlikçilikle” değerlendirmeye çalışıyor.

Diğer bir grup ise tüm enerjisini sadece kendileri için, yönetebilecekleri , istedikleri gibi değerlendirecekleri HAK-PAR’ı ele geçirmeye, bu mümkün olmayınca çökertmeye, il örgütlerini istifa ettirmeye harcıyor.

Üçüncü grup ise; gerçekçidir, samimi ve sabırlıdır. “Yazboz tahtası” na çevrilmeyecek, bu gün kurulup yarın dağıtılmayacak, istikrarlı, halka güven verecek güç birliklerinin oluşması için çabalıyor; bunun için henüz koşulların olgunlaşmadığını, mevcut parti, hareket ve hiziplerin “netleşmesi”, siyaseten kristalize olması, en önemlisi yüksek egolu siyasi kadroların kendilerini “egolarını” pratikte test etmesi gerektiğini düşünmektedir.

HAK-PAR Meclisi’nin de “İstikrarlı bir birlik için henüz koşullar olgunlaşmamıştır” söylemi bu gerçeğe işaret etmektedir.

HAK-PAR, Kürt siyasi kadrolarının 1990 lı yıllardan bu yana neredeyse 25 yıllık legal ve barışçıl mücadele birikimleri üzerine inşa edilmiştir.

HAK-PAR “çizgi örgütü” modellerini aşıp geniş ve farklı geleneklerden gelen kesimlerin(Milliyetçi, liberal, sosyalist, İslamcı kadroları Kürt ve Kürdistan ekseninde buluşturan) bir arada çalışmasına olanak veren ve kendini 13 yıldır test eden bir projedir.

Kürt halkının bu gün arayışı, isteği, talebi, ihtiyacı, etkisiz- küçük temsil mekânları değil, derli toplu, güçlü ve demokratik bir seçeneğin ortaya konulmasıdır.

Bu seçenek bu gün şu ya da bu nedenle farklı partilerde veya yeniden partileşme çabası içinde olan kadroların emeğinin ürünü olan, HAK-PAR’dır.

Tam da toplumumuzun yeni bir seçenek aradığı bir dönemde mantıklı olan, doğru olan; hiç olmasa, yıllarca bir arada çalışan kadroların sudan gerekçeler yaratarak ayrışma, yeni ve etkisiz yapılar oluşturmalarını teşvik etmek değildir.

Yine doğru olan, “egolarının tutsağı” olan, bulundukları kurumları da ilk fırsatta dağıtmayı alışkanlık haline getirmiş “ya benim dediğim olur ya da giderim ”diyen bir avuç kadronun şantajına boyun eğmek hiç değildir.

Eğip bükmeye, dolambaçlı yollara tevessül etmeye gerek yok.

Doğru olan; demokratik çalışma prensiplerini içselleştirerek HAK-PAR’da bütünleşmektir.

Bu anlayışla, tüm yaşanan deneyimleri de göz önünde bulundurarak, “istikrarlı güç birlikleri” için HAK-PAR samimi bir tutum içinde olacak, Kürt halkının temel hak ve özgürlüklerini esas alan sağlıklı ve doğru bir zeminde güç birliklerini destekleyecek, teşvik edecektir.

Çünkü HAK-PAR’ın kendisi bir birlik projesidir.

----

“Birlikçilik” üzerine - 1

“Birlikçilik” üzerine - 2


Print