2019-12-10
Skip Navigation Links
Destpêk/Anasayfa
Pêwendî/İlişki
Lînk
Skip Navigation Links
Video
Album
Arşîv
Ahmet ÖZTÜRK
 
Paranoyadan adalet çıkmaz
2016-08-02 23:01
Ahmet ÖZTÜRK
Darbe girişimi sonrasında yaşanan gözaltı, tutuklama, görevden alma süreçlerini izliyorum ibretle… Ömrü cemaatlerle mücadeleyle geçmiş, hatta bir ölçüde de mağduru olmuş biri olarak tek kelimeyle üzülüyorum yaşananlara… Tıpkı 12 art, 12 Eylül sonrasında sosyalistlere yapıldığı gibi son derece gözü kara davranılıyor cemaatçilere… Bırakın darbe girişiminin içinde bulunmayı, böyle bir şeyi aklının ucundan bile geçirmeyen pek çok insan, “darbeci” suçlamasıyla içeri tıkılıyor… İşinden gücünden edilerek geleceği karartılıyor ardından...

Ömrü hep adalet arayışı içinde geçmiş bir yurttaş olarak, cemaatçileri, devletin tüm kadrolarına gözü kara bir şekilde yerleştirip böyle bir organizasyonu yapacak güce eriştiren siyasetin hacıyatmazları dahil, darbeye milim katkısı olan herkesin en ağır şekilde cezalandırılmasını istiyorum. Ancak aşağıda örneklerini açıklayacağım şekilde kurunun yanında yaşı yakan hukuksuzluğa da sonuna kadar karşıyım… “Ne darbe, ne tek adam diktası, özgür demokratik Türkiye” şiarını en yüksek perdeden haykırmam da bu yüzden zaten…

Yakından tanıdığım epey bir insan var görevden alınan… Adım gibi biliyorum ki, bir dönem taşıdığı gönül bağı dışında en küçük bir ilintisi yok cemaatle… Yalnızca bu karine bile pek çok uygulamanın hukuksuz olduğunu anlatmaya yetiyor. Bir tanıdığım isyan ediyor telefonda, kardeşi açığa alınmış. Kendisine iletilen yazıya göre “Terör örgütüne müzahir Zaman Gazetesi’ne abone olmak”mış suçu… Okul müdürleri yönlendirmiş, cemaatin dershanelerinden birinde hazırlık kursuna gitmiş. Öğretmen olmuş daha sonra… O sırada da bir dönem gazeteye abone olmuş… Daha sonra aboneliğini yenilememiş bile… Ancak bu bile görevden alınması için yeterli sayılmış…

KİM BİLİR NE YAPTI YIVIŞIKLIĞI

Komşumun kızı, daha bir damlacıktı tanıdığımda… Çocukluğu, ilk gençliği dün gibi hatırımda hâlâ…

Okulunu bitirip, işe girdiğinde nasıl da sevinmiştik… Gelişen muhafazakâr iklimden o da aldı nasibini… İyi bir Müslüman olmaya çalıştı. Hayatının hatasını ise “Faiz haramdır” diyerek biriktirdiği üç kuruşu Bank Asya’ya yatırmakla yaptı. İşe bakın, Erdoğan’ın faiz lobiciliği yaparak ekonomiyi batırmakla suçladığı bankalardan birine yatırsa, hiç mesele yoktu ortada… Tanıdığım “su damlası” çok iyi bir tiyatrocu değilse şayet, vazgeçtim FETÖ üyeliğini, nurculuğun n’sini bile bilmiyor daha…

İki iş arkadaşım… Biri namazında niyazında, diğeriyse “Cuma Müslümanı” yalnızca; sosyal demokrat biri olduğu bile söylenebilir hatta… Dini bütün olan, cemaatin, “Dokunan yanar” günlerinde bile Zaman’a abone değildi… Gazeteleri kimi zaman ben teslim oluyordum çünkü… Diğerininse suçu çok büyük: Eşi cemaatin dershanesinde öğretmen olarak çalışmış bir buçuk yıl… Bu büyük suç(!) açığa alınması için yetmiş… Kimi çokbilmişler, “Kimin ne yaptığını bilemeyiz… Kim bilir ne bağlantısı vardır onlarla” diye yıvışıkça dedikodu yapıyor arkalarından… Arkadaşlarıyla en küçük empati kurma gereği duymayan bu zevatın “Türkçe Olimpiyatları”nı eleştirdim diye, bir sövmediği kalmıştı oysa bana…

ŞÜPHE TEK BAŞINA SUÇLAMAYA GEREKÇE OLAMAZ

Bu arada benim TTK’den erken emekli olmamın baş mimarlarından bir zat da açığa alınmış… Tek kelimeyle üzüldüm… Gözünün önünde cereyan eden olayı “Görmedim” diyerek beni yalancı çıkaran şahıs, tıpkı o zamanlarda benim düştüğüm gibi derdini anlatmaktan aciz durumda şu aralar… Etme bulma dünyası… Arkamdan birlikte kumpas kurdukları adamlar, şimdilerde selam vermeye cesaret eder mi bilmiyorum ama tanık yazdırırsa, hiç çekinmeden FETÖ’cü olmadığına şahitlik ederim; onun gibi vicdanım kara değil çünkü… Nurculuğun bir başka kolu olan, Darende merkezli Somuncu Baba dergâhına bağlı bu zatın, FETÖ’ye sıcak baktığını zannetmiyorum… Rahmetli babamın da içinde olduğu o cemaati iyi tanıyorum ayrıca… Okuması olmayan babama ezberletmek için çocuk aklıma kazıdığım silsile-i şerifleri bile ezberimde hâlâ…

Bu öykülere Şahin Alpay, Nazlı Ilıcak, Hilmi Yavuz gibi gazetecilere yapılan muameleyle, cemaate yakınlığıyla bilinen sendikalara üye olanların toptan işten el çektirilmesi de eklenince manzara tümüyle netleşiyor kafamda… Çok net söylüyorum, cemaate yakın da olsa yasal olarak kurulmuş örgüte üye olmak, faaliyetine katılmak, gazetesine, dergisine abone olmak suç olamaz… Suçun unsurları yasalarda açıkça yazılı çünkü… Unsurları oluşmadan insanları suçlanmaya hakkı yok kimsenin… Başkaca kanıtlarla desteklenmediği sürece “şüphe” insanların hayatını karartmak için gerekçe olamaz… Buradan yola çıkarak insanlara suç isnat etmenin varacağı tek adres paranoyadır ki, bu da felaket getirir yalnızca…

-------------------------------------------

Marmara Yerel Haber-2 Ağustos
Print