2020-02-27
Skip Navigation Links
Destpêk/Anasayfa
Pêwendî/İlişki
Lînk
Skip Navigation Links
Video
Album
Arşîv
Mehmet TIRAŞ
 
Bu ödülü bana vermekle umarım ileride pişman olmazsınız
2016-09-21 15:55
Mehmet TIRAŞ
Bundan sekiz yıl önce Kültür ve Turizm Baklanlığı 2008 yılı ‘Kültür ve Sanat büyük ödülü’ Gazeteci Yazar Çetin Altan’a verilir ve bu ödül törenin de Çetin Altan’a ödülü dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Altan için her yazara nasip olmayacak sözlerle ödülünü takdim eder.

Ödül töreninde Erdoğan Çetin Altan için övgü dolu ve onura eden sözler söyler ama akılda kalan ve unutulmayacak sözlerinden biri çok dikkat çeker:”Eleştiriye tahammül olmadan ilerleme olmaz” der.

“Artık Çetin Altan’ı 300 kere mahkeme kapılarına çağıran bir Türkiye yok” der Erdoğan.

Erdoğan’dan sonra ödül sahibi Çetin Altan konuşur; çok yakının da konuşmasını ayakta durarak dinleyen Erdoğan’ın gözlerinin içine bakarak:

”Bu ödülü bana vermekle,umarım ileride pişman olmazsınız.” diye sözlerini tamamlar.

Çetin Altan’ın konuşmasını bitirene kadar Erdoğan ayakta dinler ve en çok ta Çetin Altan’ı Erdoğan alkışlar.

Bugün Erdoğan’ın ne kadar pişmanlık içinde olduğunu veya Çetin Altan’ın bugünleri sekiz yıl önce gördüğünü yaşıyoruz.

Erdoğan Çetin Altan’ın çocukları Ahmet ve Mehmet Altan kardeşleri 15 Temmuz askeri darbe kalkışmasından bir gün önce, bir televizyon kanalında yaptıkları yorum nedeniyle,10 Eylül 2016 tarihinde sabaha karşı polis operasyonuyla darbeyi önceden bilmek Süpliminal (bilinç altı düşünce mesajı) vermekle gözaltına aldırdı.

Sekiz yıl önce babalarına verdiği ödülü Erdoğan, Altan kardeşleri tutuklatarak muhtemelen öyle olacak gözüküyor,pişmanlığını bayram öncesi taraftarlarına bayram mesajı olarak veriyor.

Belki her an Erdoğan açıklama yapabilir Çetin Altan’a ‘Büyük Kültür ve Sanat ödülü’ verdiğim için yüzde elli beni bağışlasın çok pişmanım diyebilir. Böyle bir açıklaması da sürpriz olmaz.

Erdoğan’ın FETÖ/PDY terör örgütü için söyledikleri ortada, bir hatırlatalım:

Terör örgütü ilan ettiği FETÖ taraftarları için “Ne istediler de vermedik” diyen kim?

“Aynı inançta olduğumuz için güvenmiştik bu FETÖ terör örgütü denen haşhaşi hainlere ama bize ihanet ettiler ve aldattılar” demedi mi?

“FETÖ terör örgütüne güvendiğim için Rabbim bizi bağışlasın milletimden de özür diliyorum” diyerek günah çıkartmaya kalkan kim?

Erdoğan, FETÖ terör örgütünün siyasi ayağını ortaya çıkartmadan hiçbir zaman inandırıcı olamaz.

Erdoğan FETÖ terör örgütünün gövdesini ve potansiyelini kamu personelinde,TSK’da ve öğretmenler içinde araması kadar komik bir şey olamaz.

FETÖ terör örgütünün asıl büyük resmini ve siyasi ayağını arıyorsa Erdoğan;Cemaatin yaldızını kazısın altından AKP’e den başka bir siyasi güç çıkmaz.

Erdoğan bunu adı gibi biliyor ve bu operasyonları devlet memurlarına ve birkaç yüz silahlı ve sivil bürokrata ve cemaatin iş adamlarına fatura ederek sonlandıracak.

Yoksa bu operasyonlar devam ederse AKP’nin kurmaylarına,Bakanlarına, Büyük Şehir Belediye Başkanlarına ve AKP’nin partili kadrolarına uzanacağını bilmek için kâin olmaya gerek yok.

İşte bundan daha iyi belge olur mu, Ankara Büyük Şehir Belediye Başkanı Melih Gökçek:Cemaat bir istedi ben iki verdim..Kendisini ve partisini cemaatin desteklemedikleri için bana ve partime ihanet ettiler diye açıklamaları ortada duruyor.

Yine Bülent Arınç ve Melih Gökçek polemiğini hatırlatalım kamuoyunun önünde canlı yayında Arınç;Melih Gökçek Ankara’yı parsel parsel parelelcilere dağıttı sözü yenilir yutulur cinsten değildi.

AKP’li Bakan Mehmet Özhaseki FETÖ’cü Bakan olabilir diyor..Bakan nerede olur, hükümette olur, muhalefette olmayacağına göre neyi bekliyorlar çok merak ediyoruz.

FETÖ terör örgütünü Erdoğan neden başka yerde arıyor,bunu gündemde tutacak,üstüne gidecek,fikri takip yapacak, soru soracak takipçisi olacak;seçmenini meydanlara dökecek muhalefet,medya ve medya mensubu denilen gazeteci yok gibi..Muhalefet AKP’nin içerisinden gelen sese kulak verse büyük bir iş yapmış olacak ama nerede!.

Havuz medyasından beslenen yandaş, sözde köşe yazarı gazeteci geçinen güruhlar;YÖK’e çağrıda bulunuyorlar üniversiteden atılan 2 bin 346 akademisyenlerin içinde Mehmet Altan niye yok diye soru soruyor ve bunun takipçisi olacağım diyen, bu kadının yazısından üç gün sonra ;Mehmet Altan ve Ahmet Altan kardeşlere polis operasyon yapıp gözaltına alınıyor,bayramı vatan emniyet müdürlüğünün hücresinde geçiriyorlar. Hukuksuzluk almış başını gidiyor Altan kardeşlerin, medyaya yansıyan habere göre ;Eylül’ün 20 sine kadar gözaltı süresini uzatmışlar OHAL’e dayandırılarak.

Artık havuz medyasında çalışanlar gazetecilik yapmıyorlar onlar iftiracılık,itirafçılık ve ihbarcılık görevlerini yerine getiriyorlar.Gezi olaylarında başörtülü bacımıza saldırdılar,üzerine idrarlarını yaptılar,mabedimizde içki içtiler iftirası başka bir versiyonda uygulanıyor şimdi.

Sorgulaması gereken gazeteci geçinen tetikçiler verilen görevleri yapıyorlar, unutmasınlar bunlar birgün, gün yüzüne çıkacak ve hukuk önünde hesabı sorulacak.Kim ne yazıp konuştuysa bunlar yok edilemiyor artık.

Erdoğan 28 Belediye başkanlarının(24’nün HDP’li belediyeler olması tesadüf olmasa gerek) yerine kayyum atıyor seçilmişleri alıyor ve seçilmişler de bal gibi görevden alınır diye savunuyor, havuzcular koro halinde çok doğru diye,bunu manşetten veriyorlar, televizyonların da destekleyen programlar yapıyorlar.

11 bin açığa alınan öğretmenin yaklaşık yüzde 40’nın Diyarbakır’dan olması ve muhalif sendika olan Eğitim-Sen üyesi olmasına ne diyecekler?

Neymiş efendim seçilmek her şeyi yaparım anlamına gelmezmiş..

Peki sizi görevden almak isteyen birisi çıkarsa bunun adı milli iradeyi yok saymak oluyor diye yeri göğü inletiyorsunuz;muhaliflerinize yapılırsa darbeci ve terör örgütünün yuvaları oluyor.Sevsinler sizin demokratlığınızı.

AKP’ye muhalif olan bir elin parmakları kadar olan gazete ve televizyon kanalları her gün tehdit altında yayın yapıyorlar ve kapanmaları an meselesi.

AKP’e 2002 seçimlerine üç ‘Y’ diye adlandırdıkları yasaklar,yolsuzluk ve yoksulluğu yok etmek vaaz geçilmez ilkemiz diye meydanlarda haykırıyorlardı..

Hatta Erdoğan bir kişi dahi özgür değilse, o toplum özgür değildir sözünden; bugün muhalif olanın rejim karşıtı olduğu,darbeci ve terörle ilişkilendirilerek operasyonlar yapılması noktasına geldik.

Bunun adı demokrasi mi diktatörlük mü?

Erdoğan,yedi yıl önce Çetin Altan’a büyük kültür ve sanat ödülünü verdiğine pişman mıdır?

Altan kardeşlere yapılan operasyon bunu göstermiyor mu?

Büyük düşünür usta kalem Çetin Altan bir dost sohbetinde Erdoğan için şöyle der:Erdoğan’dan demokrat olmaz,yeryüzüne kapalı, sanat ve edebiyata yabancı birisi..Bizim gibi ülkeler için Laiklik demokrasi ve hukuk kadar önemlidir, Erdoğan Laikliğe karşı birisi diye bugünleri görür..

Kendine verilen ödülden Erdoğan’ın bir gün ileride pişman olacağını bildiği gibi.

--------------------------------------------

Marmara Yerel Haber-20 Eylül
Print