2019-12-09
Skip Navigation Links
Destpêk/Anasayfa
Pêwendî/İlişki
Lînk
Skip Navigation Links
Video
Album
Arşîv
Abdulmenaf Kıran
 
Mağduriyetler iç güvenliği zedeler
2016-09-26 19:30
Abdulmenaf Kıran
İki ayı aşkın bir zamandır ülke Olağanüstü Hal ile idare ediliyor. Bu süre zarfında çıkarılan KHK’ler ile on binlerce kamu görevlisinin görevine son verildi, binlercesi açığa alındı. Pek çok kişinin pasaportu iptal edildi. Kimi gerçek ve tüzel kişinin malvarlığına kül olarak el konuldu. Yine ticari imtiyazlar, iptal edildi. vs…

Hukukun evrensel ilke ve kuralları insanlığın binlerce yıllık deneyiminden süzülerek gelmiştir. Bunların doğruluk ve gerekliliği deneyimlerle kanıtlanmıştır. Bu evrensel değerlerin dışına çıkılırsa zararı da görülür.

On Beş Temmuz darbe girişimi, elbette ki ülkede olağan üstü durum yarattı. Bu darbe girişiminin failleri, onları doğrudan destekleyenler veya dolaylı olarak destek sunanlar hukuk içinde cezalandırılmalıdır. Keza devlet bu darbeci unsurlardan da temizlenmelidir. Fakat bu darbe girişiminden bihaber, destek vermemiş, katkı sunmamış, hatta tasvip etmemiş insanlar cezalandırılmamalıdır.

Gerek resmi açıklamalar, gerekse kitle iletişim araçlarından öğrendiğimiz ve bildiğimiz kadarıyla darbe girişimi Feto Terör örgütü tarafından gerçekleştirildi. 17-25 aralık 2013 tarihine kadar Feto’nun bir terör örgütü olduğu konusunda ne resmi ne de gayrı resmi tespit veya düzenleme yoktur. Bu tarihe kadar, bu örgüt mensupları kamuda tercihen istihdam edilmişlerdir. Devlet bürokrasisinin en tepelerine kadar tırmanmışlar. Öyle ki bir ahtapotun kolları gibi adeta devletin tüm kurumlarını çevrelemişlerdir. Kamusal alanda yüksek itibar edinmiş, tüm imtiyazları yandaşlarına tahsis etmişler. Binlerce özel okul, kurs, dershane ve üniversiteye sahip olmuşlar. Sahip olmuş oldukları maddi ve manevi imkanlar ile toplumda hafife alınmayacak ölçüde destek bulmuşlardır. Yandaşlarının bir kısmında, devletin bu örgütün elinde olduğu veya bu örgütün arkasında devlet olduğu algısı yerleşmiştir. Bu algıyı yıkmak elbette ki gereklidir. Fakat bunu yaparken bu işten haberi olmayan, masum insanlar da mağdur edilmemelidir.

Cezaların şahsiliği ilkesi, evrensel hukuk kurallarından biridir. Bu fiili işleyenlerin yakınları ve akrabaları suça iştiraki olmadan cezalandırılamaz. Aksi taktirde haksız mağduriyetler oluşur.

Fiil ile ceza arasında da bir orantı olması gerekiyor. Bu darbeyi planlayıp, bu planı doğrudan uygulayanlar ile yardımcı olanlar, ya da tasvip edenler, aynı ceza ile cezalandırılamazlar. Orantısız cezalar da mağduriyetler yaratır.

Yine genel müsadere, çağdaş hukukun kabul etmediği bir müeyyidedir. Bir zanlının tüm mal varlığına el konulması genel müsadere sonucunu doğurur. Bu hem orantısız bir ceza olur hem de fiille alakası olmayan fail yakınlarını da mağdur eder. Bunun yerine darbecilerin malvarlığına tedbir konulup, yargılama sonunda suçtan elde edilen mallar müsadere edilip, varsa adli para cezaları da bu malvarlığından tahsil edildikten sonra, kalan kısımlar üzerindeki tedbirlerin kaldırılmasını sağlayacak düzenlemeler yapmak, hem daha hakkaniyetli olur hem de amaca elverişli olur, mağduriyetleri de önlemiş olur.

Son olarak sınırsız determinizm adaleti sağlamaz tam tersine adaletsizlik kaynağı olur. Fiil ve fail sınırlandırılmadan sağlıklı yargılama olmaz. Her olayda kuşkusuz sebep sonuç ilişkisi araştırılır. Fakat hiçbir sonuç, sınırsız sebeplere bağlanamaz.
Kanun önünde eşitlik ilkesi, evrensel bir hukuk kuralıdır. Hiçbir kişi, grup, zümre, sınıf veya düşünce kanun önünde imtiyaz sahibi olamaz. Kamu hizmetine girmek her vatandaşın hakkıdır. Kamu hizmetine kabulde liyakat ve ehliyet dışında hiçbir şey aranmamalıdır. Kamu hizmetini hukuka uygun ve layıkıyla yerine getiren kamu görevlileri fikir, inanç ve düşüncesinden dolayı görevden atılmamalıdır. Aynı şekilde fikir, düşünce, inanç ve etnik köken kamu hizmetine alınmada tercih sebebi sayılmamalıdır.

İşleyen çağdaş demokrasinin vazgeçilmez unsurlarından biri de, dernek, sendika, meslek odaları ve vakıfların serbest faaliyetidir. Sendikaya üye olmak ve sendikal faaliyetten dolayı insanlar cezalandırılamazlar. Binlerce Eğitim Sen’linin sendikal faaliyetleri nedeniyle açığa alınması yeni bir mağduriyete neden olmuştur.

Dünyanın her yerinde mağduriyetler, karşı koymalara, yer altı örgütlenmelerine yol açar. Bu ise iç güvenlik için tehdit oluşturur. Devlet suç işleyen yurttaşının da hakkını korumak zorundadır. Yoksa hukuk devleti olamaz. Adaletsizlik tahrik edicidir. Adaletsizlik güvenlik sağlamaz, güvenliği riske sokar.

25.09.2016

Av.Abdulmenaf KIRAN
HAK-PAR Gnl.Bşk.Yrd.
Print