2019-07-18
Skip Navigation Links
Destpêk/Anasayfa
Pêwendî/İlişki
Lînk
Skip Navigation Links
Video
Album
Arşîv
Abdulmenaf Kıran
 
Şiddet aşiretlerle durdurulamaz
2016-10-10 23:31
Abdulmenaf Kıran
Dün (09.10.2016 günü) 16 ilden 181 Aşiret temsilcisi, şiddetti durdurma konusunu görüşmek için Double Tree By Hilton Van Otel’de toplandı. Bu konuda bir açıklama olmamakla beraber, tahminim o ki, hükümetin çağrı ve teşvikiyle toplandılar. Toplantı sonrasında yaptıkları açıklama ile Teröre geçit vermeyeceklerini ve Devletin yanında oldukları mesajını verdiler.

Bilindiği gibi 1985 yılından bu yana PKK kaynaklı şiddet devam ede geliyor. PKK ise Kürt halkı adına mücadele ettiğini iddia ediyor. PKK’nin ne kadar Kürt halkı için mücadele ettiği ya da etmediği, yönteminin meşruluk ve gayrı meşruluğu konusu, uzun bir yazıya bile sığmayacak kadar geniş ve komplike bir analiz gerektiriyor. Fakat eylemleri ile başta Kürt halkı olmak üzere Türkiye toplumuna ve devlete ağır bedeller ödetiyor. Eylemleri, bu güne kadar on binlerce insanımızın canına, milyonlarca dolar mal kaybına, binlerce insanın sakat kalmasına ve yine kamunun da yaklaşık bir buçuk trilyon dolar maddi kaybına sebep olmuştur. Kuşkusuz hiçbir siyasi iktidar bu ağır faturayı ödemek istemez. Bu nedenle hükümet de çözüm üretme arayışı içindedir.

Aşiret temsilcilerini toplamak da şiddeti izale arayışıdır.

Aşiretler, Kürt toplumunun sosyolojik bir gerçekliğidir. Ne var ki kapitalizmin gelişmesi ile birlikte, aşiretlerinde etkinliği zayıflamaya başladı. Artık aşiretler tek başlı değiller. Yine aşiret mensuplarının tamamı yekpare hareket etmiyor. Aşiret ileri gelenleri aşirete mensup kişi ve ailelerin tamamını tanımıyor, aynı şekilde aşiret mensubu olanlar da, aşiret ileri gelenlerini tanımıyor. Aşiret içi dayanışma ruhu eskisi gibi canlı ve diri değildir. Emil Durkheim’in değimi ile ‘organik dayanışma’ çoktan Kürt aşiretlerini de çözülme sürecine sokmuştur.

Kürt toplumu halen köylü karakter taşısa da, neticede Kürdistan’da da şehirli nüfus toplam nüfusun yüzde altmışını geçmiştir. Şehre yerleşmiş aşiret bireyleri artık kendi başlarının çaresine bakıyorlar. Kimi işçi, kimi memur, kimi tüccar, sanatkâr vs. Bu insanların aşiretle manevi bağları kısmen devam etse de maddi bağlar hemen hemen tamamen ortadan kalkmıştır. Sonra zaten PKK Kürdistan’da ki aşiret realitesini karşısına almış bir hareket. PKK’nin bölgede artan etkinliğine paralel, aşiretçilik irtifa kaybetmiştir. Kelin ilacı olsa, başına sürer misali, aşiretlerin topluma öncülük etme iddiası olsaydı, alanı zaten PKK’ye bırakmazdı. Bu kadar itibar erozyonuna da uğramazdı. Nitekim son zamanlarda seçimlerde aday tespiti yapılırken aşiret mensubiyetleri eskisi gibi çok nazar-ı itibara alınmıyor.

Şiddeti aşiretler çözemez. Ne onlar üretti, ne de çözebilir. Sorun bir sistem meselesidir.

Mesele üniter devletin bünyesinden kaynaklanmaktadır. Üniter devlet modeli Türkiye’nin etnik renklilik ve farklılığına uygun düşmüyor. Bu sistem barış içinde bir arada yaşamaya elverişli değildir. Kürtler, Türkiye toplumun üçte birini oluşturuyor. 93 yıllık inkâr ve asimilasyon politikası sonuç vermemiştir. Bundan ısrarın zarardan başka faydası olmamıştır, olamaz da. Bilinen bir değim ile zararın neresinden dönülse kardır.

Devlet kendi yurttaşının güvenlik ve esenliğinden sorumludur. Her yurttaşı eşit olarak kabul etmeli. Kürtleri güvenlik tehdidi olarak algılayan anlayış derhal terk edilmelidir. Sadece devletin güvenlik kaygısı yoktur. Orta doğuda Kürtlerin güvenlik tehdidi daha fazladır. Enerji yataklarının önemli bir kesimi Kürdistan coğrafyasındadır. Tüm Dünyanın gözü burada. Kürtler de güçlü devlet içinde, kendi kendini idare ederek güvenlik içinde yaşamak istiyor. Devlet Kürt sorununu çözerek hem iç güvenlik kaygılarını bertaraf edebilir, hem de bölünme riskini ortadan kaldırabilir. Kürt sorunu çözmek için pratikte 3 adımın atılmasına ihtiyaç vardır.

Ana dilde eğitim, Kürtçenin de resmi dil olarak kabulü ve âdem-mi merkeziyetçi bir sistem kurmak. Federal bir yapılanma hem Kürt sorununu hem de şiddet sorunun bertaraf edebilir. Bundan kaygı duymanın hiçbir manası yoktur.

İsviçre 1291 yılında konfedere bir devlet olarak kurulmuş. Sonradan federal sisteme geçmiş. Temelde üç etnik yapıdan oluşuyor. Fransız, İtalyan ve Alman etnik kökenlidir. Bu güne kadar hiçbir bölünme tehlikesi yaşamamış. Şu anda da ayrılıkçı bir faaliyet yoktur. İsviçre’nin nüfusu 8 milyon civarında, 26 kantondan oluşuyor. Türkiye 80 milyondur, Ankara’dan idare ediliyor. Bu denli geniş bir coğrafyayı, büyük bir nüfusu tek merkezden idare etmek zor olur. Kürt sorununu çözmek vatandaşlarımızın kolektif insan haklarını çözmektir. Suriyeli göçmenlere sağladığımız kolektif hakları neden kendi yurttaşlarımızdan esirgiyoruz?

Şiddeti gerçekten ortadan kaldırmanın yolu şiddet üreten ortamı temizlemekten geçer. Türkiye’de resmi rakamlara göre işsizlik %10.2‘dir. Kürdistan’da işsizlik Türkiye ortalamasının çok çok üzerindedir. Geri kalmış bir coğrafya ve üstüne üstlük, toplumu sistemde layıkıyla temsil bulmadığını düşünüyor. Kürt sorunu çözülmeden, ekonomik ve sosyal yönden kalkınma sağlanmadan, şiddeti güvenlikçi tedbirlerle ortadan kaldırmak olanaksızdır. Demokratik bir devletin, çağını doldurmuş, anti demokratik bir yapılanmadan medet beklemesi başlı başına yanlıştır.

Türkiye’de radikal komünist hareketler de vardır. Ama PKK kadar taban bulamıyor. Devletin kısmen de olsa sosyal devlete yaklaşması, istihdamın geçmişe göre kısmen artması karşısında, proleter sayısının azalması, bu radikal hareketlere fazla zemin bırakmadığı için etkili olamıyorlar.

Kürt sorunu çözüm bulmadığı için, radikalizm Kürt toplumu içinde daha rahat zemin buluyor. Şiddeti durdurmayı aşiretlerden bekleyeceğimize, Kürt sorununu çözerek çağdaş demokrasiyi yakalayabiliriz. Ülkemize barış ve kardeşlik iklimini hâkim kılmış oluruz. Gerisi zaman kaybından başka bir şey değildir.

10.10.2016

Av.Abdulmenaf KIRAN
HAK-PAR Gn.Bşk.Yrd.



Print