2019-07-20
Skip Navigation Links
Destpêk/Anasayfa
Pêwendî/İlişki
Lînk
Skip Navigation Links
Video
Album
Arşîv
Alişan Çalışkan
 
Türkiye'de siyasi partiler ve HAK-PAR'ın önemi
2016-12-29 20:53
Alişan Çalışkan
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, aynı zamanda Türkiye’de yasal olarak kurulan ve faaliyet yürüten siyasi partilerden de sorumlu birimdir.

Siyasi Partiler Kanunu, Türkiye’de kurulacak partilerin kuruluş ve faaliyetlerini ayrıntılı olarak kurallara bağlamıştır.

En az 30 kişi tarafından kurulan siyasî partiler, kuruluş sürecinde istenen belgeleri, İçişleri Bakanlığına teslim edip, alındı belgesi aldıktan sonra tüzelkişilik kazanırlar.

Kurucular tarafından imzalanmış parti tüzüğü ve programı dahil tüm belgeler incelenmek üzere üç gün içinde Cumhuriyet Başsavcılığı ile Anayasa Mahkemesine gönderir.”

Ve hukuki süreç başlar. Bu süreç olumlu sonuçlanabileceği gibi, Parti hakkında, ismi, programı, tüzüğü veya başka nedenlerle kapatma davası açılmasıyla da sonuçlanabilir.

Bir diğer konu ise;

Bir siyasî partinin seçimlere katılma hakkı elde edebilmesi için mevcut yasal mevzuata göre; “illerin en az yarısında oy verme gününden en az altı ay evvel teşkilat kurmuş ve büyük kongrelerini yapmış olması veya Türkiye Büyük Millet Meclisinde grubu bulunması şarttır.

Bir ilde teşkilatlanma, merkez ilçesi dâhil o ilin ilçelerinin en az üçte birinde teşkilat kurmayı gerektirir.”

Kısacası bir partinin salt kuruluş dilekçesi vermesi ile her şey bitmiş olmuyor. Asıl zorluk ondan sonra başlıyor.

Tüzel kişilik kazanan bu “partinin” gerçekten parti olması için aşması gerekli hayli zorlukla da boğuşması gerekir.

Türkiye’de 81 ilçe 957 de ilçe var.

Buna göre en az 42 ilde ve bu illerin ilçelerinin üçte birinde örgütlenip, üstelik büyük kongrenizi de seçimlerden en az altı ay önce yapmadan kendi adınızla seçimlere girmeniz baştan mümkün olmayacak demektir.

O zaman her seçim yaklaştığında bu türden ”partiler” in, gelecek işbirliği, ittifak veya tabi olma tekliflerini beklemekten başka yolu olmayacaktır.

Elbet farklı yollar da vardır. Mesela hiçbir karşılık beklemeden 4 yıl boyunca eleştirip , yerden yere vurdukları bir partiyi veya kişiyi destekleyebilir veya bir iki yerde bağımsız aday çıkarıp propaganda amacıyla seçim sürecini değerlendirebilirler. Ancak bu yolların değil kazanımlar sağlaması, parti içinde de ciddi sıkıntılar yaratacağı yolunda çokça deneyim mevcuttur.

Hal böyleyken Türkiye de son durum nasıldır, bir göz atalım;

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ilan ettiği verilere göre Türkiye’de 95 parti resmi kuruluş dilekçelerini sunarak “Tüzel kişilik” kazanmış bulunmaktadır.

Ancak kuruluş için evrakların başsavcılığa verilmesi o partinin faal olası anlamına gelmemektedir.

Siz bütün bu “Tüzel kişilik “kazanmış partilerin büyük büyük laflar etmelerine, kiminin cihana, dünyaya, kiminin “BÜYÜK” Türkiye’ye, Turan ırkına, Anadolu’ya, Ortadoğu’ya hatta tüm emekçi sınıflara, insanlığa ait isim ve sloganlarla sahneye çıkmalarına bakmayın.

İş sadece dilekçe verip, kuruluş belgesini almak ve Facebook gibi sitelerden paylaşmakla bitmiyor.

Bu 95 partiden 42 si kuruluş için gerekli evrakları hazırlayıp teslim etmiş, tabelalarını asmış, kendilerine yakın birkaç basında, kendi internet sitelerinde ve en çok da facebook hesaplarında görülür olmuş, ancak henüz bir tek üye bile yapamamışlardır.

Yani büyük iddialar ile yola çıkan bu “Kırk üç parti” resmi olarak bir tek üyeye bile sahip değiller.

Bu partilerin bir kısmını sizlerle paylaşayım.

İstedim ki memleketi hatta dünyayı kurtarmak için seferber olan bu “fedailerin” gerçek durumunu gözlerinizle görün.

Ve tabi biraz olsun üzerinde düşünün.Hep birlikte kafa yoralım.

Bu kırk iki partinin adı ve üye sayıları şu şekildedir; (Lütfen atlamadan, üşenmeden okuyun ve isimlerin “büyüklüğüne” de dikkat edin;

Adalet Partisi: 0 (SIFIR) , Alternatif ve Değişim Partisi: 0 (SIFIR) , Anayol Partisi: 0 (SIFIR), As Parti: (SIFIR) 0, Atavatan Partisi ; 0 (SIFIR), Ayyıldız Partisi: 0 (SIFIR), Bin Dokuz Yüz Yirmi Üç Cumhuriyet Partisi: 0(SIFIR), Birleşik Devrimci Parti : 0 (SIFIR), Büyük Anadolu Diriliş Hareketi Partisi: 0, Büyük Turan Hareket Partisi:0 , Büyük Türkiye Partisi:0 , Cihan Partisi :0 (SIFIR), , Çoğulcu Demokrasi Partisi:0(SIFIR), , Çoğulcu Toplum Partisi:0(SIFIR), Demokratik Genç Parti:0(SIFIR), , Dolunay Parti : 0(SIFIR), Engelsiz Türkiye Partisi:0(SIFIR), , Engelsiz yaşam Partisi :0(SIFIR), , Genç Anadolu Partisi: 0(SIFIR), Hak ve Huzur Partisi:0(SIFIR), İşçi Demokrasisi Partisi;0(SIFIR), İşçi Kardeşliği Partisi:0(SIFIR), Kadın Partisi 0(SIFIR), Millet ve Adalet Partisi:0(SIFIR), Milli Mücadele Partisi:0(SIFIR) ,Milliyetçi Türkiye Partisi :0(SIFIR), Osmanlı Partisi:0(SIFIR), Önce İnsan Partisi :0(SIFIR), Önce Vatan Partisi :0(SIFIR), Sağduyu Partisi:0(SIFIR), Sosyalist Emekçiler Partisi:0(SIFIR), Türkiye Birlik Partisi:0(SIFIR), Türkiye Ekonomi ve Kalkınma Partisi:0(SIFIR), Türkiye Hümanist Partisi:0(SIFIR), Türkiye İşçi Partisi:0(SIFIR), Türkiye İşsizler ve Emekçiler Partisi :0(SIFIR), Türkiye Komünist Hareketi:0(SIFIR), Ulusal Parti:0(SIFIR), Yeni Dünya Partisi:0(SIFIR), Yenilikçi Türkiye Partisi:0(SIFIR) , Kürdistan Özgürlük Partisi:0(SIFIR), Kürdistan Sosyalist Partisi:0 (SIFIR)

İnanmayan http://www.yargitaycb.gov.tr/sayfa/siyasi-partiler-ve-tuzukler/1093 linkinden bu gerçeği görebilir.Partilerin tek tek üzerine tıklayarak bu bilgileri test edebilir.

Şaka gibi değil mi? Ama burası Türkiye ve biz Ortadoğu’da yaşıyoruz.

Bu partilerden biri ise çok daha ilginç; “Engelsiz Türkiye Partisi” 28/12/2011 tarihinde kuruluş evraklarını vermiş ama hala Genel başkanını dahi üye yapıp bilgilendirmemiş. Bu nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ilgili bölüme “Genel başkan bildirilmedi” notunu düşmüş.

Resmi olmayan bir duyuma göre,(tabi gerçek olmayabilir) aslında engelliler birlikte bir partide bulunuyorlarmış. Fakat aradan yıllar geçtikten sonra bir grup engellinin, artık kim dürttüyse, gözü açılmış “bizim için TÜRKİYE kırmızı çizgidir !” diye diretmiş ve ayrılıp “Engelsiz TÜRKİYE Partisini” kurmuş… Bu nedenle bir birine benzer iki parti olarak yollarına devam etmektedirler…her şeyin hayırlısı artık…

Elbet hepsi bu kadar değil.

Üye sayısı yüzün altında olmasına rağmen büyük yüklerin altına giren, pek çok değerli, özverili kadrodan oluşan Partilerden de bahsetmeden geçmeyelim. Ve bunlara da birkaç örnek verelim:

Bağımsız Cumhuriyet Partisi : 7 Devrimci Halk Partisi:37( Devrimci İşçi Partisi : 52, Emekçi Hareket Partisi: 63, Ebedi Nizam Partisi: 58, Gezi Partisi: 92, Halkın Türkiye Komünist Partisi: 57, Türk Birliği Partisi: 21, Türkiye Halk Partisi: 19, Türkiye İşçi Köylü Partisi: 48 , Türkiye Sosyalist İşçi Partisi: 70, Türkiye Kürdistan Demokrat Partisi: 38

Bunların dışında bir de ancak 100 ile 200 arası üye kaydı yapabilen Partilere birkaç örnek verip geçelim

Devrimci Sosyalist İşçi Partisi: 112, Doğruyol Partisi: 174, Yüce Diriliş Partisi:147,Toplumcu Kurtuluş Partisi:105,Müdafaa-i Hukuk Hareketi Partisi:142, Özgürlük ve Sosyalizm Partisi: 143

Bütün bu sayılan, üye sayıları ya hiç olmayan ya da 150 dolayında olan Partilerin toplamı ise 63tür.

Türkiye’de Kurulu 95 partiden bu 63 partiyi çıkarınca geriye sadece 32 parti kalıyor.

Bu 32 partinin bir kısmı henüz yeterli örgütlülüğünü tamamlamış, yasal gerekliliklerini de yerine getirmiş değildir. Bu nedenle varlar ama seçimlere girme hakkından yoksundurlar

Son 2015 seçimleri de gösterdi ki örgütlülüğünü tamamlayıp, büyük kongresini yapmış ve seçimlere katılmaya hak kazanmış ancak 20 veya 22 parti vardır.

Kürt sorununun barışçıl demokratik çözümünü programının merkezine koyan, Hak ve Özgürlükler Partisi HAK-PAR bu 20 partiden biridir.

Son seçimlere de katılmış ve tüm olanaksızlıklara rağmen 110 bin oy alarak bir seçenek olabileceğini göstermiştir.

Şimdi yapılması gereken HAK-PAR’ı Kürt yurtseverlerinin, barışçıl demokratik mücadele yanlılarının, her hal ve şartta Kürt halkının haklı taleplerini meşru yolardan elde etmek için uzun soluklu, sabırlı bir çabayı ortaya koymaya kararlı olanların merkezi haline getirmektir.

Geçmişte ülkemizde egemen olan ve şiddetin yarattığı korku duvarını aşıp, politik kuşatmayı, ambargoyu kırmak, HAK-PAR ile toplumumuza sağlıklı bir seçeneği sunmaktır.

HAK-PAR demokratik bir partidir. Farklı kesimlerin; İslamcı, Milliyetçi, Liberal ve sosyalist veya kendisini farklı bir şekilde ifade eden tüm kesimlerin Kürt halkının öncelikli taleplerini temel alarak buluşabileceği bir platformdur.

HAK-PAR yakın geçmişin tüm olumlu mücadele mirasını sahiplenir. Kürt halkı için mücadele den herkesin/ kesimin hassasiyetine saygılı bir üslupla kendi organlarında politikalarını tartışarak kararlaştırır ve hayata geçirir.

HAK-PAR Kürtler açısından bir milli platformdur.

Programını ve çalışma prensiplerini benimseyen herkese, her kesime açıktır.

Bu gün Kürt halkının yakıcı sorunlarına etkili cevaplar üretebilecek kadroların şu yada bu nedenle bloke edilmesi ve hiç de makul olmayan gerekçeler yaratılarak ayrışmaların teşvik edilmesinin tarihi bir vebali olacağı açıktır.

Bu gün Kürt halkı güçlü, sağlıklı, temiz, kararlı ve istikrarlı bir seçenek aramaktadır.

Kürt Yurtseverleri açısından bu gün en elverişli araç HAK-PAR dır.

Bizim kuşak açısından bu tünelden önceki son kavşaktır.

Ya bu gün ortaya çıkan elverişli koşulları değerlendirecek ve Kürt halkı için bir adres olacağız yada kalan ömrümüzü kim haklı kim haksız tartışmalarıyla tüketeceğiz.

Uzun mücadele yılları içinde bir biriyle sorunlar yaşayan bireylerin kişisel sorunlarını veya kendi şahsi egosunun esaretinden kurtulamayanların yarattığı sudan bahaneleri, bu günün ihtiyaçlarını sabote etmek için kullanmalarına artık pirim verilmemeli.

HAK-PAR’da buluşmak ve HAK-PAR’ı güçlendirmek için seferber olmalıyız.


Print