2019-04-23
Skip Navigation Links
Destpêk/Anasayfa
Pêwendî/İlişki
Lînk
Skip Navigation Links
Video
Album
Arşîv
Aydın Güneşli
 
Hayır, çünkü bu Anayasa’da Kürt yok
2017-02-06 12:24
Aydın Güneşli

Aydın Güneşli

Kamuoyunu etkileme ve yönlendirme imkânını, gücünü elinde bulunduranlar toplumu kendi tercihleri yönünde şekillendirmeye ve harekete geçirmeye çalışıyorlar.
Bunu büyük basın yoluyla, yüzlerce TV programlarıyla her gün pompalanan tartışmalarla yapıyorlar.
İstiyorlar ki toplum onların istediği pencereden bakarak tartışmalara taraf olsun.
Anayasa değişiklik paketi tartışmalarında da bu durumu izlemek mümkün.

AKP ve MHP, parlamenter sistem yerine, Cumhurbaşkanlığı sistemine geçişin devletin “bekası” için zorunlu hale geldiği propagandasını yapıyor, istikrar, güçlü bir yürütmenin gerekliliğinin altını çiziyor ve toplumu “yoksa terör tırmanır ha” diye korkutuyor,
“Evet” denmesini telkin ediyor.
Ana muhalefet partisi CHP ise eski sisteme, mevcut, 12 Eylül faşist darbe anayasasına sıkı sıkı sarılıyor, toplumu “diktatörlük gelecek”, “Türkiye bölünecek ha” diye korkutuyor ve “hayır” denmesini istiyor.
Onların parlamenter sisteminden de, başkanlık siteminden de bize bir hayır olmadığı/olmayacağı ortada.
Varsın onlar bu sürece kendi pencerelerinden baksınlar.
Toplumu da buna göre şekillendirmeye uğraşsınlar.

Evet/ hayır dışında bir de cılız “boykot” seçeneği var.
Nerdeyse her seçim öncesi seçimler, sandık, demokrasi veya diktatörlük “bizi ilgilendirmez” “biz bağımsız devleti hedeflemeliyiz” diye radikal laflar arkasına sığınarak kenara çekilenler ortaya çıkar.
Mesut Barzani’nin tanımıyla bu “içe dönük, soyutlamacı Kürt milliyetçiliği” ni de bir renk olarak görüp, bir yana bırakalım.

Bu seçenek, eğer toplumda ciddi bir karşılığı varsa, yani boykot ile sandık sonuçlarını ciddi olarak etkilemeye yönelik veriler mevcutsa kullanılabilir elbette.
Ancak bu günkü koşullarda boykot seçeneğinin “evet”çi cepheye güçlü bir destek anlamına geleceği görülmektedir.

Pek çok seçim sonucu bunu açıkça ortaya koyuyor; Örneğin,
2014 cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yaklaşık 55 milyon seçmenin 14 milyonu sandığa gitmedi.
Evet yanlış duymadınız 14 milyon…
Cumhurbaşkanı sandığa giden 41 milyonun kişinin yüzde 51 inin oyunu alarak seçildi.
Yani sandığa şu ya da bu nedenle gitmeyen 14 milyon dolayındaki seçmenin bu tutumu her hangi bir sonuç üretmedi. Bir meşruiyet sorunu oluşturmadı.
Bu gün de referandumda sandığa gitmeyenler olacak elbette.
Onlara birkaç puan ekleyerek bir sonuç beklemek sadece kendini kandırmak olacaktır.
Biz Kürtler ne yapacağız?
Öncelikle onların penceresinden bakmak zorunda olmadığımızın altını çizmek isterim.
Bize göre eski, 12 Eylül1982 faşist anayasası da, onun özünü koruyarak; giriş bölümü ve ilk maddelerine dokunulmayarak getirilmeye çalışılan “yeni” anayasa da çok uluslu, çok renkli toplumun üzerinde uzlaşabileceği bir “ sözleşme” olamaz.
Önceki haliyle de, bu gün referanduma taşınan “yeni “haliyle de Kürtler açısından kabul edilebilir hiçbir özellik taşımamaktadır.
MHP ve AKP nin topluma ve tabi Kürtlere de onaylamak için sunacağı anayasanın giriş bölümü
“Türk Vatanı ve Milletinin ebedî varlığını ve Yüce Türk Devletinin bölünmez bütünlüğünü belirleyen bu Anayasa, Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu, ölümsüz önder ve eşsiz kahraman Atatürk’ün belirlediği milliyetçilik anlayışı ve O’nun inkılâp ve ilkeleri doğrultusunda;” cümlesiyle başlıyor, “ egemenliğin kayıtsız şartsız Türk Milletine ait olduğu” ve
“Hiçbir faaliyetin Türk millî menfaatlerinin, Türk varlığının, Devleti ve ülkesiyle bölünmezliği esasının, Türklüğün tarihî ve manevî değerlerinin, Atatürk milliyetçiliği, ilke ve inkılâpları ve medeniyetçiliğinin karşısında korunma göremeyeceği” nin altı çizilerek devam ediyor.
Bununla yetinmiyor, değiştirilmesi dahi teklif edilemeyen 3.madde ile de “Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir.” Deniyor.
Peki, Kürtler böyle bir anayasaya neden evet desin?

Ana muhalefet de İktidar da herkesi Türk kabul eden, Türk milli menfaatleri üzerine şekillenen bu zihniyet konuda tam bir mutabakat içinde.
Kendisi soruna dönüşen 12 Eylül 1982 darbe anayasasının “Türk” ,”Türkçü”, “Atatürk milliyetçiliği”ne dayalı yapısının değiştirilmesi için her hangi bir niyet de yok.

Biz Kürtler açısından önceki anayasalarda da, bu gün onaylamamız için önümüze konacak olanda da özlü bir değişiklik yok. Çünkü; “Kürt “ yok.
Kürtlerin varlığının kabulü ve meşru haklarının teslimi yerine yine inkârı ve herkesi TÜRK kabul eden bir anlayış var.
“Türk milli menfaatleri” üzerine kurgulanmış mevcut anayasaya da, yeni versiyonuna da Kürtler “ milli menfaatleri” penceresinden bakarak hayır demelidir.

Yeni, sivil ve demokratik bir anayasa yapılıncaya kadar,
Kürt sorununun, Alevi sorununun çözümü için uygun bir zemin oluşturuluncaya kadar, Anadilde eğitimin önündeki engeller kaldırılıncaya kadar,
Yerinden yönetime elveren ademi merkeziyetçi bir siyasal ve idari yapılanma gerçekleşinceye kadar hiçbir anaysa Kürtler açısından kabul edilmemelidir.
Bu bir,
İkincisi; Kürtler kendi varlıklarının kabulü ve meşru ve kolektif haklarının tesliminin yanı sıra; bireysel temel hak ve özgürlüklerin de garanti altına alındığı bir sistemi de talep etmelidirler.
Yani demokratik bir toplumda yaşamak istemelidirler.
“Demokrasi bizi ilgilendirmez “ gibi sığ bir yaklaşım içinde olmak doğru olmadığı gibi sonuçlarının da Kürtler açısından yıkıcı olacağı unutulmamalıdır.
Demokrasi en çok da Kürtleri ilgilendirir!
Çok kısıtlı, görece demokratik süreçlerin yerini, demokratik olmayan, otoriter süreçler aldığında Kürtlerin nasıl ağır ebedeler ödediği, zarar gördüğü ortadadır
HAK-PAR’ın“Türkiye’ye Demokrasi, Kürdistan’a özgürlük” sloganını öne çıkarması birazda bu nedenledir.
Bu referandum sürecinde de bu yapılmalı, Kürtlerin penceresinden bakarak sandığa gidilmeli,
eski Türkçü ve faşizan anayasa da, önerilen; Türkçü- faşizan ama daha otoriter; icra, yasama ve yargının tüm yetkilerini tek adamda toplayan, eskiye rahmet okutacak. “yeni ” Cumhurbaşkanlığı sistemi de ret edilmelidir;
Kürtler eski darbe anayasasını da, “Tek millet, tek devlet, tek bayrak, tek dil, tek din” üzerine oturmuş, daha güçlü, daha ceberrut, üniter bir yapıyı “cumhurbaşkanlığı sistemi” üzerinden yeniden kurgulayan yeni anayasayı da reddederken;
Anayasa eğer; Kürtlerin, Türklerin, Alevi ve Sünnilerin, farklı etnik kökenden ve inançtan insanların, eşitlik temelinde, bir arada ve barış içinde yaşamasını sağlayacak bir sözleşme olmayacaksa, ANAYASA olarak kabul etmeyeceklerini ilan etmelidirler!
Bu pencereden bakarak; HAYIR! Demelidirler.

Hayır, çünkü bu Anayasa’da Kürt yok,
Hayır, çünkü Bu Anayasa’da Kürdistan yok.
Hayır, çünkü bu Anayasa’da Kürtçe yok.
Hayır, çünkü bu Anayasa’da Demokrasi yok.
Hayır, Çünkü bu Anayasa’da Barış yok!
Print