2019-12-11
Skip Navigation Links
Destpêk/Anasayfa
Pêwendî/İlişki
Lînk
Skip Navigation Links
Video
Album
Arşîv
Abdulmenaf Kıran
 
Demokratik Türkiye, Irkçı, Faşist Avrupa!
2017-03-15 19:06
Abdulmenaf Kıran
Gerek Dışişleri Bakanı, Sayın Mevlüt Çavuşloğlu’nun uçağının iniş İzninin iptali, gerekse Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sayın Fatma Betül Sayankayan’nın kolluk zoruyla Hollanda sınırının dışına çıkarılması, Avrupa Demokrasisi için şık hareketler olmadı. Öte yandan Bakanı karşılamak için gelen topluluğun zor kullanılarak dağıtılması ve üzerlerine köpeklerin sürülmesi de insan hakları ile izah etmek mümkün değildir. Demokrasiyle de bağdaştırılamaz.

Bütün bunları İslamafobi veya Türkiye düşmanlığı ile izah etmek yeterli midir? Öncelikle sayın iki Bakanda Avrupa’daki Türk seçmene referandumda “EVET “ oyu kullanmaları için propaganda yapmaya gidiyorlardı. Oysa 298 Sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanunun 94. Maddesini A bendinin son fıkrası “Yurt dışında ve yurt dışı temsilciliklerde seçim propagandası yapılamaz.” Hükmünü taşımaktadır. Bu Sayın Bakanlar kendi yasalarını ihlal etmiş olmuyorlar mı?

Yine bugün Hollanda’da genel seçimler var. (14.03.2017 günü) Hollanda Hükümeti Diplomatik yolda seçim öncesinde Türkiye Hükümeti yetkililerinin Hollanda’ya referandum çalışmasına gelmelerini istemediklerini bildiriyorlar. Sayın bakanlarımız Hollanda hükümetinin hassasiyetini dikkate almadıkları gibi hem itham hem de tehdit ettiler. Bir yandan Nazilikle itham ederken, bir yandan da Dünyayı başlarına yıkarız; diye benzeri tehditlerde bulundular. Arkasından da AB’nin neden Türkiye’yi desteklemedikleri şikâyetinde bulunuldu. Şimdi de tatilde bulunan Hollanda Büyük Elçisinin Türkiye’ye girişi yasaklandı. Yarın Büyük Elçi çıkıp Türkiye’ye gelirse Türkiye Tarafından gülle mi karşılanacak?

Avrupa bu referandumda açıkça “HAYIR” çıkmasını istiyor. Nedeni de çok açık. Avrupa meseleye demokrasi ve İnsan hakları çerçevesinde bakıyor. Geçmişte Mussolini, Hitler ve Franko’da kendi ülkelerinde tüm devlet yetkilerini tek elde topladılar. Bunun zararını tüm Avrupa 2. Dünya savaşında ödedi. Türkiye Avrupa Birliğine aday ülkedir. Aday bir ülke Kopenhag siyasi kriterlerini karşılamak zorundadır. Bunlar, İşleyen Bir Demokrasi, Hukukun Üstünlüğü, Azınlık Haklarının geliştirilmesi ve İnsan Haklarına saygıdır. Hukukun üstünlüğü ancak devlet yetkililerinin de Meri hukuka uygun davranması ve bağımsız ve tarafız bir yargı ile sağlanabilir. Yeni Anayasa paketi ne yazık ki tüm iktidar gücünü tek elde topluyor. Avrupa’nın geçirmiş olduğu acı tecrübelere rağmen bu paketin geçmesini istemesini beklemek, kendi değerlerine ters düşmesini istemekten başka bir şey değildir.

Hükümet içerde yarattığı gerilim ve kutuplaşmayı Avrupa’ya da taşımak isteyince, içinde bulunduğumuz nahoş durumla karşı karşıya geldik. Referandum sürecine bir bakalım: Tüm televizyon kanalları tek ses “EVET”i savunuyor. Hükümet yetkilileri sık sık ya” hayır” çıkarsa kaos, kargaşa olur temasını işliyor, ya da tüm “HAYIRCILARI” terör yanlısı veya bölücü olarak itham ediyor. Hayır’ı savunanlar saldırılara uğruyor, açık hava ve kapalı salon toplantıları yasaklanıyor. Demokrasi gerçekten bu mudur?

Bir ülke kendi yurttaşlarının demokratik haklarını sağlamıyorsa, yurttaşlarının bireysel ve kolektif İnsan Haklarını yaşama sokmuyorsa, başkalarına demokrasi ve insan hakları dersi verebilir mi? Sık sık belirttiğimiz gibi Türkiye nüfusunun üçte biri Kürt’tür. Kürtlerin anadilde eğitim hakları yok, dilleri resmi dillerden biri olarak kabul edilmiyor, kendi kendilerini yönetme hakları yoktur. Türkiye 80 milyon insanıyla, 783.562.Kilometre karelik coğrafyasıyla tek bir merkezde idare edildiği gibi yeni Anayasa Paketiyle şimdi de tek bir adam tarafından idare edilecektir. Sonra da dünyaya demokrasi dersi vereceğiz!

Avrupa’nın hemen hemen tüm ülkeleri federal sistemlerle, öz yönetimlerle, Özerk bölgelerle Adem-i Merkeziyetçi bir tarzda idare ediliyor. Söz gelimi Hollanda 12 vilayetten oluşmakta. Vilayetler İl Genel Meclisi tarafında yönetilmekte. İl daimi Encümenleri yerel hükümet gibi yetkilidir. İmar, Kalkınma, Çevre. Trafik, ulaşım ve su işleri konusunda tüm politikalar yerel yönetim tarafından belirleniyor. Belediyeler de tam bir özerkliğe sahiptirler. Belediye Meclis Üyeleri İzlenecek Politikaların çerçevelerini belirlemek, Kontrol etmek ve Halk temsilciliğini yapma yetkilerine sahiptirler. Yerel yönetimler pek çok zaman merkezi hükümet politikalarına aykırı politikalara belirleme yetkisine sahiptirler. Nüfusu 17.000.000.dur. 41.500. Km karelik coğrafyası vardır. Ülkede nüfusun %22’si yabancıdır. Fert Başına 40.000. dolar milli geliri vardır. Nüfus Türkiye nüfusunun beşte biri Milli geliri Türkiye kadardır. Dünya’da en çok ihraç eden onuncu ülkedir. Dolayısıyla her bir Hollanda vatandaşı yaklaşık beş Türk vatandaşı kadar üretip, tüketmektedir. Öyle Sayın Cumhurbaşkanımızın söylediği gibi kalkınmamızı hazım edememe durumları söz konusu değildir.

Hollanda nüfusunun %2.4’ Türkiye kökenlidir. Dört yüz bin Türk Vatandaşı Hollanda da yaşıyor. Bunların 320.000.’i çifte vatandaş. Hollanda’da bu yurttaşlarımızın anadilde eğitim hakkı vardır. Onlar da Hollanda’da ki seçimlere katılma hakkına sahiptirler. Bizim nadide demokrasimizde (!) bırakın yabancıları, 20 milyon yurttaşın anadilde eğitim hakkı yoktur. Referandumda evet çıksın diye iki ülke arasında gerilimi tırmandırmak en çok bize zarar verecektir. Önce kendi ülkemizde işleyen bir demokrasi tesis edelim; sonra da AB demokrasini sorgulamak için, inanılır olalım.

14.03.2017

Av.Abdulmenaf KIRAN
HAK-PAR Genel Başkan Yardımcıs



Print