2020-05-30
Skip Navigation Links
Destpêk/Anasayfa
Pêwendî/İlişki
Lînk
Skip Navigation Links
Video
Album
Arşîv
Mehmet TIRAŞ
 
Küreselleşme demokrasiyi krize mi soktu
2017-05-16 19:38
Mehmet TIRAŞ
Bizim ülke gündemimiz de olmayan ama yeryüzünde gelişmiş demokratik ülkelerde çok yönlü ciddi anlamda tartışılan bir konu üzerinden, tartışmaya dikkat çekmek istedim.

Baştan şunu söyleyelim küreselleşme demokrasiyi sarp kayadan kopup gelen sel gibi önüne katmış sürüklüyor.

Küreselleşme sadece demokrasiyi değil, sanayi toplumunun bütün kurumlarını ve kavramlarını da bertaraf etmekle kalmıyor, üç asırlık tüm alışkınlıklarımz olan ezberlerimizi de bozmuş durumda.

Demokrasi sanayi toplumunun sistemiydi ve üç yüz yıl iyi kötü farklılıkları bir arada yaşatan tüm toplumların ortak paydası oldu.

Sanayi toplumunun içinden çıkan ve adı da değişik şekilde adlandırılan kapitalist ötesi ,sanayi sonrası toplum veya bilgi çağı denilen küreselleşme ile insanlık sanayi toplumundan farklı bir üretim ve tüketim biçimine evrildi.

Bir parantez açalım, sanayi toplumunun sistemi kapitalizm aynı zamanda sınıflı bir toplum olarak ortaya çıkıp yol alırken; 1917 yılında Sovyetler Birliğinde Lenin öncülüğünde oluşan Ekim devrimiyle İşçi sınıfı iktidara gelmesi ve kapitalizmin ve demokrasinin alternatifi olarak sosyalizmin doğuşu, soğuk savaş sürecini başlatmış,ikinci dünya savaşından sonra dünya iki kutuplu bir bir sisteme dönüşmüştü.

Dünya da kapitaliizmden yana olan ülkeler demokrasinin etrafında toparlanıp ABD öncülük yaparken;kapitalizmin alternatifi olarak ortaya çıkan işçi sınıfının ve tüm dünyada çalışanların sistemi olarak doğan Sosyalizmin öncülüğünü Sosveyeler Birliği çekmiş..Sosyalizmin örgütü işçi sınıfı kapitalizmin bağrından burjuvazinin fabrikalarından doğmuştu.

Kapitalizm bütün vahşiliğine rağmen kendini sürekli yenilerken,bilgisayarın bulunuşu ve devreye girişi ile bu yeniliğini de üretim teknolojisiyle kendini gösterdi dijital teknolojiyle.. Sosyalizm muhalefetsiz halka bir devletçi sosyalizmi dayatması ile sosyalizme muhalefet olan şöyle dursun, dostane bir eleştiri ve yazıyı vatana ihanet diye muhalefete yapılan acımasız işkence,açlığa mahkum etme,katliamlar yaparak,sosyalist sitemin sonunu getirmiştir.Bunun kırılma noktası da Berlin duvarının yıkılması ile küreselleşmenin işaret fişeğini ateşlemiş oldu.

Kısa bu hatırlatmadan sonra Küreselleşme ile ortaya çıkan yeni çağın ihtiyaçlarını karşılmayan demokrasiye dönelim.

Küreselleşme ile insanlığı korkutan üç sorun evrensel bir sorun haline geldi.

Bu canalıcı üç soruna bir gözatalım.

1-İşsizlik.

Sanayi toplumunuun kurumları olan fabrikalarda artık binlerce işçi çalışmıyor ve bu işçilerin yerlerini makineler ve robotlar alırken; bir dakika da otomobil, kırkbeş saniyede de televizyon üretilirken binlerce işçi de işsiz kalıyor.Djital teknoloji bir yerde işsizlik yaratıyor ama bu teknolojiden vaz geçmek,hayatın temposuna, zamanın ruhuna ayak uydurmadan da hayata tutunmak imkansız gibi bir olgu..Sanayi toplumunun kurumları olan postane,kütüphane gibi kurumlar yok olmaya yüz tutmuş durumdalar.Dijital teknolojinin geldiği noktada on yıl içinde ABD’de çalışanların yarısnın işini kaybedeceği ve bu işleri makinelerin ve robotların yapacağının işaretleri ortaya çıkmış gözüküyor.Son 20 yıl içinde dünyada insanların yüzde 47’sinin mesleğini kaybedeceği konusunda ciddi bilimsel tartışmalar yapılıyor.Bu da direk işsizliğe yansıyacaktır.

Üç yüz yıllık sanayi toplumu sürecinde insanlık 28 trilyon dolar katma değer yaratırken,son 25 yılda insanoğlu Küreselleşme sürecinde 85 trilyon dolar üretmiş bunu da dijital teknoloji ile elde etmiştir.Bilgi bir sermaye olduğu gibi bilginin üretimin içindeki payı hergün artıyor ve şuan yüzde 80’lere dayanmış durumda, geriye kalan yüzde 20 ise enerji,teknoloji ve insan gücünü oluşturuyor.

Sanayi toplumundan farklı olan bilgi toplumunun kurumları görece değil,kurum demekte aslında abes işte internetin arama motoru Google, görünen devasal olarak şöyle dursun görünmeyen bir işlevi var ve avucumuzun içindeki cep telefonu bunun basit örneği.Google’nin piyasa değeri 2016 yılı itibarıyla 109.5 milyar dolar,yine internetin ansiklobedisi olan Vikibedi sözlüğü piyasa değeri kıymet biçilimez durumda.Sanayi toplumunun böylesi bir piyasa değeri olan bir kurumlar var mı?Yok.

2-Küreselleşme gelir dağılımındaki adaletsizliği hergün daha fazla derinleştiriyor.

Dünya nüfusunun yüzde 11’ini oluşturan 800 milyon insan günde 1.9 dolarla geçiniyor.Dünyanın en zengin 8 kişinin mal varlığı dünya nüfusunun yarısını oluşturan 3.5 milyar insanın mal varlığına eşit.

Dünyada böyle de bizde çok mu iyi;Türkiye dünyada gelir dağılımı bozuk beş ülkeden birisi ve üçüncü sırada yer alırken,45 milyon insan yoksulluğu yaşıyor, 17 milyon insan ise günde 2 dolarla geçiniyor, 780 bin kişi GSMH’nın yüzde 54’nü alıyor. Türkiye’de işsizlik yüzde 13 ile 7 milyon işsizimiz var,bunun daha fazla olduğu iddia ediliyor.

3-Demokrasinin küreselleşmenin taleplerini karşılayamaz olmasının nedenleri ?

Bizce birincisi yukarıda da dile getirmeye çalıştık küreselleşme ile üreitm biçimini değişmesi,sıfır stoksuz bir üretime geçilmesi,bilginin kıtlığı çekilmeyen ve kullandıkça zenginlik yaratan bir sermaye olması.Bilgi çağında insanların mesleğinin tasarımcılık üzerinden yaratıcı olması,son model diye bir kavramın yok olarak yerine bu yıla göre tasarlanmış gelişmeler.

Demokrasinin kuvvetler ayrılığının küreselleşme kaşısında çok ağır işlemesi ve insanların bu hızlı çağa ayak uyduracak ve bir sistemin de devreye ivedi olarak girememesi,hukuk ve temel hak v eözgürlükleriin güvence altıana alınmaması büyük sıkınıtdan öte ızdıraplar yaratıyor.

Demokrasi küreselleşmeye ayak uyduramayınca insanlar kendilerine kurtarıcı aramaya girdi ve son on yılda Çin’in demokrasiye ihtiyaç duymadan zenginleşmesi, hatta dünyanın en zengin ülkesi olması..Rusya’da Putin’in değişmez tek adam olarak uzun yıllar koltuğunu koruması,son seçimlerde ABD’deTrump’ın başkan seçilmesi bunun ciddi işaretleri değil mi?Bu gelişmeler ve yürüyen süreç tek adam diktatörlüğüne yol veren demokrasinin küreselleşme ile gelen talepleri karşılamadığını göstermiyor mu? Cumhurbaşkanı Erdoğan son yedi yıldır demokrasinin kuvvetler ayrılığı bize ayak bağı oluyor yolumuzda engel diyerek daha hızlı karar almak için kuvvetler birliğini savunmadı mı?

Bizde dünyadan farklı bir yere doğru gitmiyoruz 16 Nisan 2017 tarihinde yapılan referandum sonucu ile tek adama evrimedik mi,siyasal olarak?

Küreselleşme ile Ulus devletlerin çözülme süreci başlamış, kimlikler savaşının ortaya çıkışı, 1914 yılında dünyada ülke sayısı 55 iken şuan BMÖ’ne üye devlet sayısı tam 195’e çıkmış.

Ulus devletlerin çöküşü,kimlikler savaşının devreye girmesi,sınırların delinmesi ve sanayi toplumunun kurumlarının bilgi çağına ayak uyduramaması,dünyanın global küçük bir köye dönmesi;demokrasiyi de krize sokmuş durumda!.

Demokrasi Küreselleşmenin sistemi olacaksa, küreselleşme kadar hızlı hareket eden insanlığa hizmet verecek kurumları ve argümanları ortaya çıkartılmalı, yoksa siyasal kriz derinleşecek gibi gözüküyor.

Dünyanın özellikle de sınırımızdaki Orta doğudaki kanlı iç savaşlar ve göç dalgaaları bunun canlı örneği değil mi?

Bu savaşları bitirecek,adil bir gelir dağılımı sağlayacak,iş güvencesi verecek,iş cinayetlerini sonlandıracak,insanlığın ortak paydası olacak siyasal bir sistem çıkmazsa,barış politikalarının geç devreye girmesi durumunda, tüm düyayı sarsacak daha da tehlikeli bugünleri aratacak günler çok uzak değil.

-------------------------------------------------------

Marmara Yerel haber-15 Mayıs
Print