2018-07-17
Skip Navigation Links
Destpêk/Anasayfa
Pêwendî/İlişki
Lînk
Skip Navigation Links
Video
Album
Arşîv
Metin Can
 
İhanet oyunlarının oyuncuları ve ertelenen özgürlükler
2017-12-31 01:10
Metin Can
İhanet kelimesini belki de en çok kulanan halk kürtlerdir. Yani haklı davalarına bu kadar sadık olmayan, toplumsal emeği, umudu ve özgürlükleri kendi bireysel, grupsal, örgütsel ve ailesel çıkarlarına heder edenlerin ağırlığı, bu alanda mücadele edip bedel ödeyenlerin işini zoralaştırıyor ve kürtlerin genel düşmanlarının ihanet oyunlarını da oldukça kolaylaştıyor. Bu da verilen mücadelenin başarısını engeliyerek halkımızın özgürleşmesini geçiktiriyor fakat engelliyemiyor. İşte umut burada, mücadeleye dünkünden daha sıkı sarılarak, rotayı kaybetmeden yola devam edilmelidir. Iç ve dış ihanetler her toplumda var olan günlük veya arada bir vuku bulan bireysel, örgütsel, toplumsal olaylar zinciridir. Kanımca bundan en çok nasibini alan da yine Kürtlerdir.

İç ihaneti besliyen diş güçlere karşı uyanık olmak, provakasyonlara gelmeden, hedefi şaşırmadan çok yönlü çalışılmalıdır. Elbet iç ihanet teşhır edilmeli, topluma anlatılmalı hesabı sorulmalıdır ama bunun iç çatişmaya dönüşmesine de müsaade edilmemesi gerekiyor.

Kürtlere kendince zarar verdiğini düşünen güçler de kendi toplumlarına karşı uzun vadede ihanet ettiklerinin farkındalar mı bilemem ama toplumlarını ne kadar kandırdıklarını, huzursuz etiklerini, ekonomilerini ziyan ederek toplumlarının refah düzeyini gerileterek hırçınlaştırıp dahası kültürel teklik fukaralığına sürüklediklerini Avrupalarda dahi görebiliyorsun.

Küresel güçler ekonomik çıkarları için doğaya ve insanlığa verdigi zararla hem suç işliyorlar hem de gelecek nesillere ihanet ediyorlar. Bunun etkisini doğal afetlerde ve günümüzdeki savunma sanayisının tirliyonluk sılah satışından ve var olan şavaşlardan gözlemliyebiliyoruz.

Ingiltere’nin Avrupa Birliği’nden çıkması, sağcı partilerin Avrupa ve Amerıka’da iktidar olmaları, Çin ve Hindistan’ın ekonomik güç olarak ilerlemesi, dünya nüfusunun artması, doğal kaynakların azalması sanki üçüncü dünya şavaşına doğru gidildiğinin işaretlerini veriyor. Toplumsal çelişkileri kullanmasını iyi bilen güçlerde oyuncu bulmakta zorlanmıyorlar.

Bu oyuncuların bir kısmını kandırabiliyorlar , bir kısmını zorunlu kılıyorlar ve bir kısmıda gönüllüdür.

Bizde oyuncu sayısı dıger halklara nazaran fazladır. Bu fazlalığın birincisi kandırılmadır ikincisi zorunluluktur, gönüllü olanlara söylenecek ne olabilir ki? Haramzedeler hep olacaktır.

Önemlisi bu oyunlara kanmamak ve çaresizlikten kaynaklı zorunlu hale gelmekten kurtulabilmek, bu tuzaklardan uzaklaştıkça ulusal birlik önündeki engeller de ortadan kalkmış olur.

Bu oyuncular çok reklidirler: içlerinde müslümanı, tarikatçısı, solcusu hemde çeşit çeşit, Türkiyelisi, Kürdistanisi, gazetecisi, yazarı, şarjlı aydın cısı, aşiretçisi, kantoncusu, partilisi, hortumcusu vs... listeyi dahada uzatabiliriz. Bunların bir de kolayca manupule olabilecek taraftarları vardır. Hedef bu taraftarları doğru bilgilendirmek olmalı.

Bazı sorular: Otuzun üzerinde müslüman devletin destegini alan Filistinlilerin, neden Kürt-Filistin platformu oluşturmaya ihtiyaç duyuyorlar ?

Kendi iç sorularına çare bulamayanlar neden diş güçlerle dalaşırlar?

Milliyonlarca insanı açken, neden milliyarlık füzeler alınır?

Yanındaki başka düşünceye tahamülü olmayanlar, neden enternasyonal takılırlar?

Ulusal birlikle yatıp kalkanlar, neden ayrı örgütlenmeye gidiyorlar?

Hak ve adelet için yola çıkanlar ellerine fırsat geçtiginde, neden zalimleşiyorlar?

Evrim teorisine karşın, neden yaradılış teorisine önem veriliyor?

Namus kavramı bu kadar fazla olan diyarlarda, neden kadınlar dövülür ve öldürülür?

Doğru bilgiden korkanlar, neden büyüklük havasına girerler?

Emeği ile onurluca iş normlarına göre çalışanlar, neden kendilerini emir kulu olarak görürler ve görülürler?

Türkler, neden Kürdlerin ve diğer azınlıkların Türk olmasına ihtiyaç duyorlar?

Sorular bitmez ki bence bitmemelidir de, soru sormayanlar özgürleşemezler…


Print