2020-05-30
Skip Navigation Links
Destpêk/Anasayfa
Pêwendî/İlişki
Lînk
Skip Navigation Links
Video
Album
Arşîv
Mehmet TIRAŞ
 
YARGILADIĞINIZ GİBİ YARGILANMAK İSTER MİSİNİZ?
2018-02-22 17:36
Mehmet TIRAŞ
Yazımın başlığını Mehmet Altan’ın savunma kitabının kapağından aldım.

12 Şubat 2018 Tarihinde Çağlayan Adliyesinde Altan Kardeşler,Gazeteci Nazlı Ilıcak ve toplam 7 kişinin beş gün sürecek olan karar duruşmasını izlemek için,o gün ben de duruşma salonundaydım.

Altan kardeşler duruşmaya gelmediler SEGBİS sistemiyle savunmalarını yaptılar ben ve salona girenler Altan Kardeşlerle birbirimize el salladık,Nazlı Ilıcak ise duruşmaya gelmişti.

Karar duruşması Çağlayan Adliyesinde başladı,mahkeme nedeni bilinmeyen ani bir kararla,bundan sonra duruşmaya Silivri yerleşkesinde devam edilecek diye açıklama yaptı.

Tabi ben yazıyı kaleme aldığımda Mahkeme Altan Kardeşlere ve Nazlı Ilıcak’a Ağırlaştırılmış Müebbet Cezasını vermişti.

Altan Kardeşlere ve Nazlı Ilıcak’a verilen ceza bir talimat cezası olduğu tartışılmaz bir vaka.

Mahkemenin verdiği ağırlaştırılmış müebbet cezası ülke de demokrasi ve hukuktan yana olanlar ile demokratik yeryüzünde, çığ gibi tepkileri de beraberinde getirdi.

Mehmet Altan’nın savunmasını okuyanlar Ahmet Altan’ın savunması kadar ferman okuyan bir savunma olmadığını fark etmişlerdir.

Mehmet Altan’ın 32 sayfadan oluşan savunmasından vereceğim kısa pasajlar,Türkiye’de yargının nasıl talimatla hareket ettiğini kanıtları ile ortaya koyuyor.

Mehmet Altan haklı olarak; Mahkeme heyetine 11 ocak 2018 Tarihine Anayasa Mahkemesinin(AYM) kendisi hakkında verdiği tahliye kararının, mahkeme tarafından uygulanmaması,mahkemenin meşruluğunu yitirdiğine dikkat çekerek başlıyor savunmasına.

“Anayasa Mahkemesi, bireysel başvurumu,tüm dünyanın diğer anayasa mahkemelerinin izlediği yöntemleri izleyerek sonuçlandırdı.”

Anayasa Mahkemesi,dosyanın en son tekamül etmiş olan halinden,delillere bakarak ‘hak ihlali’ var mı yok mu incelemesi sonunda ne karar verdi?

Birinci kararı:bu delil diye ortaya sürülenlere benim ‘tutuklanamayacağım’ kararına vardı.Özgürlük ve güvenlik hakkımın,”yeni Anayasa’nın 19.Maddesinin ihlal edildiğini saptadı.

Şimdi ben,tutuklanmama bile olanak vermeyecek iddialarla “ömür boyu hapis” cezası ,ile yargılanmaya devam ediyorum.

Mehmet Altan başka bir çarpıcı iddianamede geçen konun üzerine, mahkeme heyetinin dikkatini çekiyor:Anayasa Mahkemesi ikinci olarak,suç delili gibi ortaya sürülen,biri sekiz yıl önce olmak üzere iki yazım ve bir televizyon programında konuşmam üzerinden, beni suçlamayı da düşünce özgürlüğüme aykırı buldu.

Üçüncü olarak da, basın hürriyetinin de bu davada iğfal edildiğini karara bağladı.

Adaletin olmadığı bir ortam da adalet arama çabama şahit olacaksınız.

Haziran ayında ilk duruşmam da,”En güçlü duruş meşru duruştur” demiştim.

Savcıya göre iki yazı ve bir televizyon konuşmasıyla,ben cebir ve şiddet kullanarak,fail olarak “anayasal düzeni” değiştirerek “din devleti” kurmaya kalkarak suç işlemişim.

Şimdi de Anayasa Mahkemesi’nin tutuklama bile yapılamaz diye karar verdiği bir yerde mahkeme beni ömür boyu hapis cezasına çarptırmaya uğraşıyor.

Avrupa’da Anayasa Mahkemesinin (AYM) kararlarını uygulamayan iki ülke var birisi Azerbaycan birisi de Türkiye olduğunu belirtelim.

Savcının iddianamesi birbirini çürüten tutarsızlıklarla dolu.

Savcı Mehmet Altan’ın örgüt üyesi olmadığını “din devleti” kurmak isteyen bir terör örgütü ile “fikir ve eylem birliği” içinde olduğunu iddia ediyor.

Mehmet Altan ben bu garip ve mantıksız iddialara inan ben savunma yapmaktan utanıyorum,diyor.

Yazı hayatını demokrasi ve hukuka adamış,askeri vesayete karşı çıkmış 40 kitabı olan,her platformda şeriatın panzehirinin demokrasi olduğunu iddia etmiş,Türkiye’nin ve Türk halkının özgürlüğü ve refahı AB üyesinde olur diye, mücadele vermiş birinin “din devleti kurulması için darbeye destek vermesine” ancak kargalar güler.

İşin en tuhaf tarafı Altan kardeşlere ve Nazlı ılıcak’a verilen Ağırlaştırılmış Müebbet Cezasının ardından, sözde karşıymış gibi hareket eden yüzü de sola dönük kimi kalem oynatan ve sosyal medya da geyik yapanlar;ilk önce bu ceza ağır ama,lakin,fakat diyerek bunlar da geçmişte Akp’ye az yalakalık yapmadılar,Ergenekon ve Balyoz davalarında az suç işlemediler diyerek son sözlerini böyle bağlayarak, Saray talimatı ile tetikçilik yapan sözde gazeteci geçinenlerle kol kola yürüdüklerinin farkında mıdırlar?

Biz OHAL’le oluşan hukuksuzluğa karşı çıkıp, yargı bağımsızlığından, kısacası demokrasinin kuvvetler ayrılığından bahsederken, bu sözde demokrasiden yana gözükenler, yargının talimatla karar verdiğini görmezlikten gelerek, Altan Kardeşlere karşı bir kompleksle hareket etmeye devam ediyorlar.

Zor günlerde bunlar olacak ve zaman içerisin de kimin ne yazdığını, söylediğini ve nerede durduğunu,demokrat olduğunu tarih ortaya koyacak..

Türkiye’de yargının bağımsız olup olmadığının göstergesi, Türk asıllı Alman vatandaşı Gazeteci Deniz Yücel’in,12 aydır tutuklu terörist,ajan iken, birden nasıl mahkemeye çıkartılmadan tahliye edildiği her şeyi ortaya koymuyor mu?

Erdoğan ne demişti:” ben iktidarda olduğum sürece Deniz Yücel tahliye olamaz, o bir PKK’ya çalışan terörist ve ajan diyordu.”

Bunu da yazıyı sonlandırırken hatırlatalım.

--------------------------------------------------------------

22- Şubat 2018
Print