2020-10-24
Skip Navigation Links
Destpêk/Anasayfa
Pêwendî/İlişki
Lînk
Skip Navigation Links
Video
Album
Arşîv
Arif Sevinç
 
2018 seçimlerine giderken
2018-05-02 23:35
Arif Sevinç
2019 da yapılması gereken milletvekilliği ve cumhurbaşkanlığı seçimleri ani bir kararla 24 Haziran 2018 e çekildi. Türkiye olağanüstü hal rejimi altında seçimlere gidecek…

HAK-PAR bu seçimlere “parti olarak” katılamayacak.

Önüne hukuk dışı ve tamamen keyfi bir şekilde, tüm il ve ilçelerde yeniden örgütlenme zorunluluğu konan HAK-PAR hazırlıklarını tamlayamadı.

Örgütlenmesindeki eksikleri giderebilmek için hem büyük, özverili bir çaba hem de yeterli zaman gerekliydi.

HAK-PAR tüm örgütlü yapısını yeniden kurgulamak zorunda kaldı. Hızlı bir şekilde yeni il ve ilçe teşkilatları kurdu, kongrelerini gerçekleştirdi. Doğrusu önemli mesafeler de kat etti. Ancak seçimlerin 2019 da yapılacağına göre planlamasını yapan HAK-PAR açısından seçimlerin 9 ay kadar erkene alınması yeterli örgütlenme hedefine ulaşması için ciddi bir darbe oldu.

Ancak telaşlanmaya hele hele paniklemeye hiç gerek yok.

Bilindiği gibi siyasî partilerin seçimlere katılabilmesi için 41 ilde ve o illerin ilçelerinin üçte birinde örgütlenmesi, büyük kongresini yapması gerekir. Aslında HAK-PAR bu şartları yerine getirmiş ve seçimlere katılma hakkını da elde etmişti.

Nitekim son yapılan 2015 Haziran ve Kasım seçimlerine de katılmış, 29 parti ile yarışarak 8.Parti olmayı başarmıştı.

Ancak parlamenter sistemden, cumhurbaşkanlığı sistemine geçen Türkiye’de AKP iktidarı, önümüzdeki seçimleri mümkün olduğunca garantiye almak için toplum mühendisliğine soyundu; Bir yandan OHAL rejiminin imkanlarını kullanarak tüm muhalefeti baskı altına alıp, seslerini duyulmaz hale getirdi, kimi yöneticilerini hatta muhalif aktivistleri ceza evlerine yolladı, akıl almaz baskılarla yıldırmaya çabaladı: Diğer yandan Yüksek Seçim Kurulu ve Yargıtay eliyle yeni ve tamamen keyfi, hukuk dışı bir uygulamayı yürürlüğe koydu. Seçimlere girecek partileri eledi. Sadece 10 partinin seçimler girmesine olanak sundu.

Bu partilerin dördü bu gün parlamentoda bulunan partiler; AKP-CHP, MHP ve HDP. Diğerleri ise Saadet Partisi, Demokrat Parti, Vatan Partisi, Büyük Birlik Partisi ve Bağımsız Türkiye Partisi ile son anda seçimlere girme izni verilen HÜDAPAR.

Türkiye’nin en eski partilerinden DYP ve DSP dahil 29 parti, hukuk dışı uygulama ile yapılacak Milletvekilliği ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerine katılmaları engellendi. . HAK-PAR’da bu partilerden biri maalesef.

Her ne kadar Cumhurbaşkanı adayı gösterme, %10 barajına aşarak Parlamentoya milletvekili göndermek gibi “yakın “bir hedefi olmasa da HAK-PAR’ın seçimlere girme hakkının gasp edilmesi elbette kötü oldu. Ancak bu dünyanın sonu değil.

HAK-PAR, (şayet o da erkene alınmaz ise) 2019 da yapılacak yerel yönetimler, yani belediye seçimlerine “parti olarak” katılma hedefini gerçekleştirebilir.

Bu seçim atmosferini ustaca kullanarak eksikliklerini tamamlayabilir.

Seçimlere katılma hakkı elde edilse de, edilmese de, önüne bin bir tuzak ve engel konsa da HAK-PAR tüm zorlukları aşmak, örgütlenmek, örgütlülüğünü sağlamlaştırarak geleceğe hazırlanmak zorunda.

Zira HAK-PAR bir dava partisidir. Hedefi, varlık nedeni sadece seçimlere katılmak değildir. Elbette seçimlere katılmayı önemser, onu kitlelerle buluşmanın, Kürt halkının taleplerini siyasal gündeme taşımanın, ulusal bilincin güçlendirilerek örgütlenmesinin bir aracı olarak görür.

Ancak Kürtlerin varlığını da, kazanımlarını da beka sorunu olarak algılayan, legal demokratik alanı her fırsatta Kürtlere kapatmaya çabalayan, Anayasasından, Siyasi Partiler Yasasına kadar tüm yasal mevzuatı Kürt karşıtlığı üzerine şekillendiren, bu gün seçimlere katılma engeli, yarın çok daha farklı engel ve baskılar üretecek bir rejim altında olduğunu da unutmaz.

HAK-PAR tüm engelleri de aşarak, kökleşerek, örgütlülüğünü güçlendirerek, yeni taktikler bularak hedefi doğrultusunda ilerlemesini sürdürecektir.

HAK-PAR 2002 yılında kurulmuş ancak hemen hakkında kapatılma davası açılmıştı. Bu kapatılma davası 6 yıl sürmüş, HAK-PAR hukuk mücadelesini kazanarak yoluna devam etmişti.

Yine yoluna devam edecek, Kürt yurtsever hareketinin toparlanmasının odağı olacaktır.

HAK-PAR legal demokratik zeminde sosyalist, milliyetçi, liberal, demokrat, İslamcı ve benzeri farklı kesimlerden gelen Kürt yurtseverlerinin buluştuğu, birlikte yeni bir kimlik inşa etmeye koyuldukları bir partiydi.

Ancak eskide kalan, kalması gereken mücadele araçlarının, deneyimlerinin olumlu mirasını sahiplenirken aynı zamanda “eskinin” alışkanlıklarıyla, ötekileştiren, araya duvarlar ören gelenekleriyle de mücadele etmesi gerekti.

Bu zor bir işti ancak daha zoru legal partide, demokratik çalışma tarzına uyumsuzlukla mücadele etmekti.

Eski, küçük ve etkisiz yapılanmaları içinde “bir şey” olanların, yeni legal partide, uzlaşarak birlikte oluşturdukları hukuku önemsemeden, bir şey yapmadan, yine “bir şey olarak “ var olmak istemelerini, istifa dilekçelerini hep ceplerinde taşımalarını , “ya benim dediğim olur ya da istifa ederim ha!”dayatmalarını aşarak kurumlaşmak zorundaydı.

Yine Partiyi, çeşitli entrikalarla, birileriyle pazarlık yapmak için kullanmaya çalışanları elemek durumunda kaldı.

Neyse ki bu durum aşıldı ve bu olumsuz geleneğin kalıntıları tümden ortadan kalkmasa da giderek silinmeye yüz tuttu.

Her şeye rağmen HAK-PAR yeni bir kimlik oluşturmada epey mesafe kat etti. Elbet çözmek zorunda olduğu pek çok sorun var ama Kürt siyaset sahnesinde “kendisini yaratanların” dışında ve daha büyük, ve özgür bir aktör olarak var olmayı başardı.

Artık Kürt siyaset sahnesinde, geçmiş yurtsever hareketlerin tüm olumlu mirasını sahiplenen, geçmişine saygılı, her hangi bir gruba veya gruplara dayanmaksızın, kendi disiplinini oluşturmuş HAK-PAR var.

HAK-PAR yeni bir “siyasal kimlik” olarak kendisini yurtsever, barışçıl demokratik; milli bir hat olarak tanımlayarak yoluna davam etmektedir.

Hemen her seçim sürecinde dışarıdan ve çok daha tahrip edici bir şekilde içeriden saldırılara maruz kalsa da, küçük, şahsi çıkarlar adına bölünme ve gizli pazarlıklarla birilerine endeksleme çabalarıyla boğuşsa da ayakta kalmayı, giderek büyümeyi ve seçimlere de katılarak Kürt halkının özgürlük mücadelesinde kararlı bir alternatif olduğunu göstermeyi başardı.

Bu gün de HAK-PAR, kuruluş felsefesini, amacını, hedeflerini esas alarak 2018 seçimlerine giderken önceliklerini tespit edip, nasıl bir yol izleyeceğini belirlemiştir.

İnanıyorum ki bu olumsuz gibi görünen koşulları avantaja çevirecek taktikleri de yaratıcı bir biçimde uygulamaya koyma becerisini gösterecektir.

HAK-PAR 2017 referandumunda, isabetli bir kararla “hayır” diyerek ortaya koyduğu ön görülü tutumu sürdürecek; 2018 seçimlerinde de, AKP ve MHP eliyle içeride ve dışarıda sürdürülen Kürt karşıtı politikalara, OHAL ‘e, BAAS türünden aşırı merkeziyetçi, tek adam rejimine, anti demokratik, faşizan gidişe bir kez daha “hayır” diyecektir.

Yine Kürt karşıtlığı konusunda iktidar bloğu ile yarışan ve merkezinde CHP ile MHPden ayrılanlar tarafından kurulan İYİ PARTİ’nin bulunduğu blok ‘a da. Devletteki iç iktidar mücadelesinin bir aracına dönüştürülen ve bu bloğa dışarıdan destek verme yönünde açıklamalar yapan HDP ye de hayır diyecektir.

Parti Meclisi program hedeflerine, Kürt halkının özgürlük mücadelesinin ihtiyaçlarına uygun bir siyaset izleyerek seçimlere bağımsız adaylarla girecektir.

Seçimleri önemseyen ve bu zemini Kürt halkının temel taleplerinin öne çıkarılması, demokratikleşme kanallarının açılması, Kürt sorununun barışçıl, demokratik çözümüne zemin yaratılması amacıyla değerlendirecek olan HAK-PAR hiçbir partiye eklemlenmeden hem cumhurbaşkanlığı için bağımsız olarak kendi adayını gösterecek hem de milletvekilliği için bağımsız adaylarla seçimlere girecektir

Yine kirli, karanlık, sözde “ittifaklara “ yönelerek, geleceğini karartmadan, temiz, kararlı, tutarlı, milli bir seçenek olarak hem bu günün gereklerini yapacak hem de gelecek seçimlere hazırlanacaktır.

Bu seçim, bir kez daha sırf vekil olmak için “Kürdistani” mahallede oluşturulan küçük gruplaşmaların, blokajların, estirilen cafcaflı havanın ve döndürülen entrikaların deşifre olmasına da vesile olacağı için hayırlı olacaktır.

HAK-PAR bu seçim sürecinden güçlenerek çıkacaktır.

2018 aynı zamanda HAK-PAR’ın kararlı, istikrarlı, milli bir seçenek olarak ilgi merkezi haline geleceği bir yıl olacaktır.

HAK-PAR’ın Kürt yurtsever hareketindeki yapay dağınıklığın altında yatan nedenleri hakkındaki uyarılarının ne kadar yerinde olduğu bir kez daha görülecektir.

Seçimler bitecek, hayat da politika da devam edecek;

Savrulanlar kaybedecektir.
Print