2018-07-22
Skip Navigation Links
Destpêk/Anasayfa
Pêwendî/İlişki
Lînk
Skip Navigation Links
Video
Album
Arşîv
Alişan Çalışkan
 
HAK-PAR “Bê Minet”
2018-06-22 00:57
Alişan Çalışkan
Seçim süreçlerinde öyle sert rüzgarlar eser ki büyük hedefler için çırpınan Siyasiler bir uçtan bir uca savrulur. Pek çok kişiyi şok eden söylemler, açık gizli flörtler, pazarlıklar alır başını gider.

Ne “ilke” kalır ne “prensip”

“Ulusal birlik”, “ulusal kurtuluş”, “ulusal kongre”,”ulusal cephe” gibi cümlelerden insana gına gelir.

Her şeyi ters yüz etmede usta kalemler devreye girer, Her savrulmanın, her eklemlenme çabalarının, her pazarlığın ne kadar büyük, ulvi bir amaca hizmet için yapıldığını, esasen “ilke ve prensipler” çerçevesinde kalındığını yazar durur.

Bu pazarlık tiyatrosunu “aha bakın işte görüyorsunuz” diyenlere ise tefrika halinde veryansın edilir.

Oysa; Diyarbakır da herkes bir birini tanır. Her gizli görüşme, her pazarlık en çok yarım saat sonra faş olur.

İnsanlar olayları sadece “basına” verilen açıklamalardan, kendi kendini öven makalelerden öğrenmez ki…

Bunun telefonu var, e maili var, sosyal medyası var, “gizli görüşmeler” yapan tarafların kahvehanelerde sohbetleri, açıklamaları var. Sizinle görüştükten sonra bir başkasına giden “görüşmecilerin” aktardıkları var, yüksek rakımlı tepelerdekilerden gelen açıklamalar var…Var ki var…

Kim ne istedi, seçilecek yerlerden kaç kişi talep edildi, hangi ilde ve hangi sıra teklif edildi bilmeyen mi var?

Kimileri istediği kadar bu süreci süsleyip püslesin, “ilke ve prensipler” çerçevesindeki “mühim” işlerden saysın, herkes bu pazarlıklardan haberdar. Üstelik geçmişte de bu işlerin nasıl yürüdüğünü, yürütüldüğünü bilir.

Öte yandan yıllarca karşıt bir pozisyonda durulan parti ile yani HDP ile pazarlık yapmak, seçilecek yerlerden listelerde yer talep etmek ayıp değil.

Bu da bir siyaset etme halidir ne de olsa.

Öte yandan, syaseten kimin nerede durduğunun açık hale geldiği bu seçim iyi oldu.

Sırf PKK çizgisine yakınlaşmak adına bin bir emekle kurulan HAK-PAR’a operasyon çekilmesinin nedenlerinin belirgin hale gelmesi de iyi oldu.

HAK-PAR’a yapılan akıl dışı saldırıların, bölme- parçalama,etkisizleştirme faaliyetlerinin altında esasen kimi siyasilerin PKK ve legal uzantılarıyla yakınlaşma arzusunun yattığını açığa çıkarması da iyi oldu.

Kimi deneyimli siyasiler bile bize telkinde bulunuyor, “ bu arkadaşlar kesinlikle PKK/HDP çizgisine uzaklar, bizzat yetkilileriyle görüştük, ’kesinlikle HDP ile bir ittifaka kapalıyız, teklif onlardan bile gelse hayır diyeceğiz’” diyorlar, siz yanılıyorsunuz” diyorlardı…

HAK-PAR’dan ayrılıp farklı partiler kuranlar birkaç ay sonra HAK-PAR’a “güç birliği” önerileriyle gelmeye başladığında, HAK-PAR “biz örgütsel birlikten yanayız. HAK-PAR bir birlik projesidir. Üstelik bu partiyi kuran, uzun bir süre yöneten de sizlerdiniz…Sudan gerekçelerle ayrıldınız…Biz PKK çizgisi dışındaki Kürt yurtseverlerinin bir arada olmasını istiyoruz. Kürt halkına güçlü bir yurtsever seçenek gereklidir. Güç birliği yapıp hemen her konuda ortak iş yapacaksak ayrı durmaya gerek var mı?, Buyurun gelin HAK-PAR’da birlikte çalışalım” diyor ve ekliyordu;“Biz istikrarlı “güç birlikleri” için uygun bir zemin olmadığını düşünüyoruz.”

Yani “O ki ayrıldınız buyurun Allah işinizi gücünüzü rast getirsin “diyordu. Ve HAK-PAR biliyordu ki bu arkadaşların amacı “yurtseverlerin birliği”, “Kürdistani güçlerin birliği” veya “güçlü bir alternatif yaratmak değildir.

Mit başkanı Hakan Fidan ile Öcalan’ın birlikte kurduğu, Türkiyelileşmeyi hedefleyen HDP ile bu gün 24 Haziran seçim sürecinde yaşadıkları, 2019’da da yeniden tekrarlamak için sözleştikleri, HDP ye katılma şeklinde gerçekleşecek “seçim iş birliği” dir.

Bu süreçlerde vekil veya belediye başkanlığı hatta belediye meclis üyeliği için pazarlık yapabilmek adına küçükte olsa bir temsil mekanına ihtiyaç duyanların, kendisini “Kürt partisi” olarak tanımlamayan, Barzani’ye hakaret eden Sezai Temelli’yi Genel başkanlıkla ödüllendiren, vekillerinin neredeyse çoğunu Türk, Türkmenlerden seçen HDP ile “Kürdistani blok” oluşturma aşkının altında bilgisizlik mi yatıyor?

Elbette değil.

Bu seçim süreci bir kez daha bu “HDP aşkının” altındaki “büyük”, “ulvi”, Kürdistani “hesabın” ne olduğunu gösterdi.

HAK-PAR çok önceden söylemişti;

Ne yaparsanız yapın seçimler geldiğinde bu arkadaşlar HDP nin kapısını aşındıracaklar.

Zaten ayrılma, ayrı partiler oluşturma çabasının altında yatan esas amaç da budur.

Nitekim bu seçim HAK-PAR’ı yanıltmadı.

Israrla, neredeyse her üç ayda bir ” iş birliği” için HAK-PAR’a öneriler getirenler, sağda solda “HAK-PAR birlikten yana değil” diye propaganda yapanların “birlikçiliği” bu seçim sürecinde aşikar oldu.

Bir grup bağımsız yurtsever siyasetçinin Kürdistani güçlerin seçimlerde ortaklaşması ve bir ALTERNATİF oluşturması yönündeki çağrısı ve davetine uyan HAK-PAR ve T KDP, “ola ki bizi yanıltırlar” diye PSK, PAK, AZADİ İNİSİYATİFİ ve ÖSP ile bir araya geldi.

ÖSP açık ve net bir tutun aldı; “HDP yoksa biz yokuz! ” dedi ve ayrıldı.

Kalanlar uzun uzun “münakaşalar” yapa dursun seçimler erkene alındı.

İşte, ipler de ondan sonra koptu;

HAK-PAR HDP dışında bir alternatif oluşturulması için ısrar ederken söz konusu partiler “en geniş kesimleri kapsayan bir seçim ittifakı”nda ısrar ettiler. Bu “en geniş kesimleri kapsayan” cümledeki ısrarın HDP ye eklemlenmek olacağını bilen HAK-PAR’ın itirazları yetmedi.

Arkadaşlar hemen HDP nin kapısına dayandı. (Tabi daha önce HDP li vekil İmam Taşçıer’ın ortamı hazırladığını eklemeye gerek yok…)

HAK-PAR arkadaşları HDP’nin kapısında bırakıp yoluna devam etti.

Hiçbir yetkisi olmadığını bile bile Sayın Pervin Buldan’ın ağzından çıkan sözleri bayraklaştıranlara, verdikleri mektuba makul bir karşılık bekleyenlere cevap yetkili yerlerden geldi.

Karasu “HDP bir Kürt partisi değildir ancak Kürtlerin de partisidir. HDP ile şu aşamada bu partilerle siyasi ilkeler temelinde bir ittifak yapmanın zamanı yoktur” dedi.

Hele bazı kendini bilmezler ise ‘’ittifak görüşmelerinin milletvekilliği pazarlığı konusundaki anlaşmazlık yüzünden‘ sonuçlanmadığını faş etti

HDP hem Cumhurbaşkanlığı ile ilgili hem de milletvekilliği seçimleri ile ilgili deklarasyonlarını açıkladı.

Ve tabi arkadaşlarımızı hayal kırıklığına uğrattı.

Üzüldüler. Bir basın açıklamasıyla artık HDP ile bir ittifakın olmayacağını açıkladılar.

HAK-PAR Genel başkanı Refik Karakoç tek tek hepsini telefonla aradı. Bir iftar yemeğinde bir araya gelip süreci değerlendirmeye davet etti.

Bir gün sonra arkadaşlar randevuya gelmeyeceklerini bildirdiler (T KDP hariç)

Amaç bu saatten sonra ne yapılabiliri konuşmaktı.

Madem HDP ile ittifak olmadı, o zaman HDP ye sundukları metni 1000 kat fazlasıyla kabul eden HAK-PAR la yola davam edebilirler. Doğrusu bu değil mi? Doğru ama HAK- PAR kimseye vekillik verecek güçte değil…

Daha aday başvuruları için en az 2 gün varken, ortak adaylarla bu süreci Kürt halkının taleplerini gündemleştirmek için değerlendirmek mümkün üstelik…

Tabi, nu konuyu konuşmak nasip olmadı.

“İlke ve prensipler” önemli olduğundan bunları kabul eden HAK-PAR’la görüşmeye bile gelmeyenler hala HDP den ümidini kesmiş değil.

Aşk böyle bir şey işte…

Neyse uzatmayalım.

Bu arkadaşlarımızda HDP aşkı o kadar güçlü ki, tüm bu yaşananlara rağmen sırf 2019 yerel seçimlerinde yeniden HDP ile buluşmak için HDP adayı Selahattin Demirtaş’ı destekleme kararı aldılar,

Her ne kadar o da bildirgesinde arkadaşların taleplerine yer vermese de önemli değil…

Milletvekilliği seçimlerinde ise hem parti olarak kendilerini hem de tabanlarını serbest bıraktılar.

Zaten bırakın “tabanlarını” neredeyse tüm yöneticileri HDP ve Demirtaş güzellemeleri yapmaya başlamışlardı bile….

HAK-PAR ise kendi özgün, bağımsız politikasını gönül rahatlığıyla sürdürüyor.

Cumhurbaşkanlığı seçimleri için hiçbir adayı desteklemiyor. Seçmenlere sandığa gidin boş oy kullanın çağrısı yapıyor.

Aday çıkarmadığı yerlerde “bağımsız, yurtsever, Kürt milletvekili adayları desteklensin” istiyor.

Diyarbakır, Van, Ağrı, Mardin ve Dersim’de ise çıkardığı bağımsız adaylarla köy köy, mahalle mahalle, ev ev dolaşıyor, bildiriler el ilanları dağıtıyor.

Bazen kent meydanlarında Ey Reqip marşını bazen Kine em’i çalan seçim otobüsü ve araçlarıyla Kurmanci ve dimili anonslar yapıyor. Kürt halkının temel taleplerini dillendiriyor.

Hiç birinin öncelikli amacı milletvekili olmak değil.

Öyle olsa onlar da HDP nin kapısını aşındırırlardı.

Onlar geçekçidirler, Kürt halkının nasıl bir kuşatma içinde olduğunu bilirler. Amaç meydanı boş bırakmamak, birilerine eklemlenmeden de bir şeylerin yapılabileceğini göstermektir.

24 haziran seçimleri Kürt mahallesinde safları belirginleştirdi;

Birincisi “devlet” partileridir.

İkincisi Erdoğanı destekleyeceğini açıklayan ümmetci HÜDAPAR dır.

Üçüncüsü CHP’yi hatta 2.tura kalırsa Meral Akşener’i destekleyeceklerini açıklayan, Türkiyelileşmeci PKK/HDP ve müttefikleri çizgisidir

Dördüncüsü ise kimseye eyvallah etmeyen, eklemlenme çabasına girmeyen bağımsız politik hattını koruyan milli, demokratik, barışçıl hat HAK-PAR’ dır

O nedenle “Bê Minet” diyorlar.


Print