2018-09-21
Skip Navigation Links
Destpêk/Anasayfa
Pêwendî/İlişki
Lînk
Skip Navigation Links
Video
Album
Arşîv
Metin Can
 
Devlet vatandaşını dolandırsa..
2018-08-15 23:33
Metin Can
Devlet denen organisasyonun başına geçen ya da yönlendiren kadroların eğitim ve kültürel donanımları yönettikleri veya yönlendirdikleri toplumun, ekononik, siyasi, sosyal, kültür, eğitim, hukuk, edebiyat ve hata günlük yaşamlarına kadar yansımaktadir.

İleri toplumların devlet yapılanması, vatandaş: yanlış bilgilendirmelerden, dolandırılmalardan veya manupule edilmelerinden arındırlmış, devlet örgütü ile vatandaş ilişkileri beli normlarla belirlenmiş, karşılıklı kontrol mekanizmaları ile güçler dağılımı hukuk sistemi ile garatilenmiş ve sürekli yenilenerek de çağin gereklerine göre belirlenir. Bütçenin şeffaf olması, devlet giderlerinin en asgari düzeye indirilmesi, eğitimin temel kriterlerinin bilim olması, ekonomi politıkanın sosyal ve adil olması, devlet vatandaş ilişkisinin tamamen laik olaması toplumsal barışın temel normlarıdır.

Buna rağmen bu gibi ileri demokrasilerden de ne yazı ki yine de insanlar yanliş bilgilendirmeler ve manupulasyonlarla populist ve ırkçı kesimler kendilerini siyasi arenada güçlü pozisyona getirebiliyorlar.

Bu da insanlığın henüz gerekli olan evrensel temel bilgilerden yoksun oldugunu, insanin ortak degeri olan dogal haklarin ve doğanınn korunması olduğunu anlıyamamış.

Böylece kurnazlığın bilgi sayıldığı, başarının hak etmeden mülk ve makam sahibi olmanın, vatandaşının dogal haklarını gasp ederek yok saymasını milli ruhu yüceltme olarak anlatılması, matematiğin bilim değil de, ilahi işi olduğu algısı olan diyarlarda, bilgili vatandaş olmak çok zor iştir.

Ruhları veya iradeleri teslim alınanların ve kandırılanların huzurlu ve mutlu olmaları, babalanmalarla, her renkteki gaz vermelerle olmuyor ve olamaz da. Yoksa insanlar bu kadar saldirgan, ezberci, yalancı, kinci, bedavacı, yalakacı, fırsatçı ve iftiracı olamaları mümkün olamaz.

Insanın kendisine yabancılasması kadar kötü bir şey yoktur, bu insanın dogru bilgi sahibi olmasına, sağlıklı düsünmesine, empati kurmasına, olaylara eleştirisel bakmasına ve sorgulamasına engeldir.

Böylesi toplumlarda kadercilik, ezbercilik ve tapınlarlar yaygın olur, vicdanlı devlet adamı dedigimiz isanların azlığından kaynaklı, vatandaşını veya taraftarlarını kandırabilmeleri ve dolandırmaları kolay olabiliyor.

Bu nereye kadar gider bilemiyorum ama doğal afetler karşısında „Allahım kurtar bizi batıyoruz‘, hortum ve kovalarla yangına karşı önlem almaya götürür.

Doğal dengenin bozulması, bölgesel temsılci savaşları, ekonomik göçler, ırkçılığın ve dini bağnazlığın temelinde dizginsiz kapitalizim yatıyor. Ham maddelerin hoyratsızca kullanılması, görgüsüz sermaye sahiplerinin gelecek kuşaklarin geleceğini simdilik hipotek altına almış bulunuyorlar.

Böyle gider mi? Sanmıyorum…

Türkiye yöneticilerinin kendi toplumunu bugüne kadar kandırmanın sonuçlarını teklik ve millilikle, Avrupa da kendi bağnaz çıkarları için bugüne kadar destekledikleri despot ve diktatör rejimlerin vatandaşlarının karşılarına çıkışlarının şaşkınlığını ırkçı söylemlerle ve daha sıkı güvenlik önlemlerle çözeceklerini sanıyorlar.

Ama adelet, paylaşım ve dayanışma olamadan hiç kimseye rahatlık yok, kandırmanın sonuçlarınada beyler hazır olmalı…
Print