2018-12-17
Skip Navigation Links
Destpêk/Anasayfa
Pêwendî/İlişki
Lînk
Skip Navigation Links
Video
Album
Arşîv
Cengiz Aktar
 
Gözaltılar ve rejimin huzuru
2018-11-22 11:05
Cengiz Aktar
Haklarında gözaltı kararı olan 20 sivil toplumcudan derdest edilebilen 13’ünün 12’si 36 saat içerisinde salıverildi. Bir tek Yiğit Aksakoğlu tutuklandı.
Sosyal medyada, bu gibi durumlarda hep olduğu gibi yine bayram havası hâkim. Zafer işareti “V” eşliğinde bir duygu seli akıyor. Meseleyi bilmeyen biri, memleket demokrasi bayramı yaşıyor sanır.
On dakika dahî zapt-u rapt altına alınamayacak kadar özgür ruhlu arkadaşlarımızın salıverilmelerine sevinmemek mümkün değil. Ama dozunu kaçırmadan, bundan bir zafer uydurmadan ve esas, heyulayı gözden kaçırmadan…
Kıstas, mutluluk vesilesi bu insanların özgür olmayı sürdürebilmeleridir, salıverilmeleri değil. Kaldı ki adlî kontrol ve yurtdışı yasağı ile özgürlükleri ciddî biçimde kısıtlanmış hâlde.
Ölümü gösterip sıtmaya razı etme konusunda yahut daha yerlisi, Hoca Nasreddin’e devamlı eşeğini kaybettirip devamlı buldurmakta ustalaşmış rejimin inayetine pâye vermenin rejime mukavemet etme konusunda hiçbir yararı yok.
Zira salıverme ve buna verilen aşırı tepkiler her defasında bir normallik ya da normalleşme hissi yaratıyor.
Ne ki o gece rahat uyuyorsunuz ama sabaha başka bir ceberutlukla uyanıyorsunuz. Sultası altında yaşadığınız rejimin adını bir türlü koyamadıkça, boğazınıza kadar içine battığınız çok boyutlu krizin hâlâ başlamadığını kendinize telkin etmekten vazgeçmedikçe ve her rezilliği “inanılır gibi değil” “akıl alır gibi değil” nidalarıyla savuşturmaya kalktıkça hüsran üstüne hüsran yaşıyorsunuz.
Rejimin niyetlerini okumaya çalışırsak, bu konuda epey yazıldı çizildi. Niyetler birbirlerini tamamlıyor.
Her şeyden önce bir yılı aşkın süredir iddianamesiz olarak zindanda tutulan Osman Kavala’ya biçilmiş kaftan suç üretmek üzere düşünülmüş bir niyet olduğu anlaşılıyor.
Rejimin polisi ve adaleti epeydir âdet olduğu üzere “FETÖ/PKK/AB/ABD/Alman Vakıfları/Yahudilik/Soros”tan oluşan kokteyl terörü somutlaştırmak için kolları sıvamış. Telefon tapelerindeki ilişkilendirme şemaları insanüstü bir çabaya işaret ediyor. Bu salatadan suç çıkmaz ama mesele pozitif hukuk değil. Reis ne emir verirse o uygulanacak.
Muhtemelen tapeler ve alınan ifadelerden hareketle hükümeti cebir ve şiddetle devirmeye teşebbüsten Kavala dâhil herkese TCK 312 ve benzer maddelerden ağır ceza davası açılacak.
Tapeler ve ifadelerde yeterli delil olmadığı ve teşebbüs muradına ermediği için herkesin peyderpey ya beraat edeceği ya da sınırlı cezalarla tahliye edileceği birkaç ay yaşayacağız.
Gözaltı furyasının, rejimin içindeki rakip güç odakları arasındaki çekişme sonucunda ortaya çıktığı tezi ise manasız görünüyor zira bu güç odaklarının tümü burada şekillenen liberal aydın düşmanlığında hemfikir.
Bütün bu kötücül mühendislikten geriye Gezi ve sivil toplum kalıyor. Ve bu konularda büyük resmi net görmek gerekiyor.
Gezi her şeyden önce reisin isteyip de yapamadığı tek proje. Böylesine bir hezimeti asla unutmayacak kindar ve intikamcı kişiliğinin hedefinde Geziciler var. AKM yerle bir edilirken duyduğu hazzın benzeri yaşanıyor şu ara.
Gezi keza, rejimin ve muazzam kitlesinin nefret ve ikrâh ettiği pek çok şeyin simgesi. Tutuklanan Yiğit Aksakoğlu’nun emek verdiği sivil itaatsizlik ve şiddetsiz eylem atölyelerinde işlenen kuramın somut uygulaması.
Keza içinde debelendiğimiz çok boyutlu krizin er veya geç tetikleyeceği illallah duygusunun provası niteliğinde, bu anlamda fevkalade sakıncalı. Gözaltılar ve gelmekte olan dava huzursuz muhaliflere gözdağı ve tehdit niyeti taşıyor.
Gezi’nin zekâsı, hicvi, özgürlüğü, yumuşaklığı, sanatı, şenliği reisin emrindeki ümmî, köle, suratsız ve şedid kara kalabalığın birebir tezatı idi. Hâlen öyle ve bu mahallenin hiçbir zaman erişemeyeceği bir yeri temsil ediyor. Görüldüğü yerde ezilmeye yeltenilmesinin bir nedeni de bu.
Tapeler Osman Kavala’nın kişiliğinde somutlaşan Türkiye’nin sivil toplumunun son 15 yılda el attığı bütün özgürlükçü çabaların yalap şap kayda alındığını ve bunların hem devlet hem “aziz millet” açısından zararlı, sapkın ve bozguncu faaliyetler olarak değerlendirildiğini gösteriyor.
Ne var ki rejimin ve beyefendinin hukuku açısından dahî sonuçsuz kalacak değerlendirmeler bunlar. Buna karşılık şu sırada cereyan eden, Gezi ile sembolleşmiş ve rejimin korkulu rüyası olan sivil, sakin, barışçıl tınılı her potansiyel itirazı baskılama azmi.
Rejim bunun provasını aynı sivil dünyadan Büyükada grubuyla icra etti. Daha önce KHK marifetiyle akademi, medya ve derneklerdeki sivil sesleri susturdu.
Elde ettiği sonuç tatminkâr. Atılanların veya kodesten çıkanların sesi, bir iki istisna dışında çıkmıyor pek artık.
-----------------------------------------------------------
Haberdar-22 Kasım 2018
Print