2020-02-27
Skip Navigation Links
Destpêk/Anasayfa
Pêwendî/İlişki
Lînk
Skip Navigation Links
Video
Album
Arşîv
Mehmet Y. Yılmaz
 
Bedel Ödetme Müdürü haykırdı: Atın hapse!
2018-12-27 10:27
Mehmet Y. Yılmaz
Ertuğrul Özkök ve Prof. Dr. Osman Müftüoğlu’na göre hâlâ orta yaşlı bile sayılmayacak bir yaşa gelmiş olmakla birlikte yine de sanki yaşlı bir bilgeymiş gibi söylemeliyim ki, arkadaşlar çok şanslıyız!
Niye diye soracak olursanız yanıtımı da okumak zorundasınız: Çünkü başımızda “dünya bedel ödetme genel müdürü” var!
Kim ne yapar, ne söyler; bunu karşılığında ne bedel ödemesi gerekir, o biliyor.
Bu bedel bazen hapishane olabiliyor, bazen başka bir şey.
“Başka şey” nedir, onu tam bilemiyoruz.
Mesela imam hatipli bir petrolcü vardı, o az kalsın kucağa oturacaktı ki “kucağa oturmak” deyince kulağa hoş gelmiyor. Ben olsam “deraguş edeceğim” derdim ki daha nezih!
Tabii bu eski deyimleri gençler bilmiyor, cümle içinde kullanırsak daha iyi.
Orta okulda şahane bir edebiyat hocamız vardı, o bu tür kelime ya da deyimlerin anlamını “cümle içinde kullanarak” öğretmeye çalışırdı. Ben de öyle yapacağım. Buyurun:
“İki karış boyundaki çayırların içine yuvarlanmış, yekdiğerini derâguş etmiş iki vücut görmekte idi.”(Nur içinde yatsın, Nâbîzâde Nâzım).
Umarım açıklayıcı olmuştur, yani deraguş etmek, birbirini kucaklamak anlamına geliyor ki o petrolcüyü, yapması gereken bağışı zamanında yapmaz ise bekleyen de buydu!
Bundan ben bir kötülük çıkarmıyorum tabii. İnsanların birbirine sarılması neden kötü bir şey olsun ki?
Özür dilerim, sözü uzattım.
Dün bedel ödemesi gerekenler listesine Metin Akpınar’ı da koydular. Hepimizin Metin Ağabey’ini!
Ve memleketimizin bağımsız yargısı, bundan tamamen bağımsız olarak Metin ağabey ile ilgili soruşturma başlattı.
“Soruşturma başlattı” diye küçümsemeyin, sonu her yere varabilir!
Ama bunun “bağımsız bir karar” olduğunun altını çizelim.
Metin Ağabey gibi çelebi bir adam, “bedel ödetme müdürünü” niye kızdırmış olabilir?
Merak ettim, T24 başta olmak üzere bütün haber kaynaklarını taradım.
Korkudan ödüm patladı! Meğerse Metin Akpınar, “iç savaş başlatmak ve darbe yaptırmak için çağrıda bulunmuş”!
Hemen nöbetçi eczaneden bir Zoviraks aldım ki korkudan uçuk çıkarsa, süreyim, kızlar beni çirkin görmesin diye!
“Kimin Bedel Ödeyeceğini Ve Ne Zaman Ödemesi Gerektiğini Bilen Adamlar” bence hiç bir şeyi tam olarak kendileri okumuyorlar.
Birileri onlara bir şeyler söylüyor, o da bunlara inanıyor sonra öfkeyle ayağa fırlıyor: Bedel ödesinler!
Bedel, üç – beş lira olsa kolay, 20 – 30 lira olsa aramızda para toplarız, o da olabilir. Ama “darbe kışkırtıcılığının” bedelini toplansak da ödememiz mümkün olmaz.
Metin Ağabey’e haliyle sinirlendim: “Niye abuk sabuk konuşuyor ve bedel ödetme müdürünün canını sıkıyorsun” diye.
Öte yandan bağımsız savcılarımıza da sormak isterim:
Metin Akpınar’ın gerçekten iç savaş başlatmak istediğine inanabiliyor musunuz?
Gerçekten artık saçmalıyorsunuz gibi geliyor bana.
“Ayıptır, günahtır, yazıktır!”
Bu sözlerin neden tarihe geçtiğini ve aradan bunca yıl geçtikten sonra bile neden unutulmadığını biliyor musunuz?
Tarihte böyle mi anılmak istiyorsunuz?
Not: Yazının başlığını Yahya Kemal Beyatlı’nın Akıncılar şiirinden uyarladım, umarım bunun için de bir bedel ödemem gerekmez:
“Ak tolgalı Beylerbeyi haykırdı: İlerle / Bir yaz günü geçtik, Tuna’dan kafilelerle!”

----------------------------------------------

T24-24 Aralık 2018
Print