2019-11-21
Skip Navigation Links
Destpêk/Anasayfa
Pêwendî/İlişki
Lînk
Skip Navigation Links
Video
Album
Arşîv
Abdulmenaf Kıran
 
Barış erişilmesi zor bir hayaldir
2019-09-01 10:18
Abdulmenaf Kıran
1 Eylül, Dünya barış günüdür.

1 Eylül 1939 yılında Almanya, Polonya’yı işgal etmeye başladı. Bu da 2. Dünya savaşının başlangıcı oldu. 2.Dünya savaşında yaklaşık 65 milyon insan öldü. Bunun 2-3 katı insan yaralandı. Savaş nedeniyle milyonlarca insan yerinden yurdundan göç etti. Üstelik bu savaşta ölenlerin %67’si sivildi. Oysa 1. Dünya Savaşında ölenlerin %5’i sivildi.

Tarihçilerin yazdıklarına göre ölenlerin 27 milyonu Sovyet vatandaşıydı. Yugoslavya da 2. Dünya savaşında 1,5 milyon yurttaşını yitirmişti. İlk atom Bombası Nagazaki ve Hiroşima’da kullanıldı. Atom bombasının meydana getirdiği büyük kitlesel ölüm savaşın tahribatını daha bir çarpıcı şekilde gözler önüne sermişti. İşte bu büyük insanlık yıkımına neden olan 2. Dünya savaşının başladığı gün olan 1 Eylül, Sovyetler Birliği ve Varşova Paktı tarafından “ Barış İçinde Bir Dünya Mücadelesi Görevini hatırlamak “ için Dünya Barış günü olarak kabul edildi. Daha sonra Birleşmiş Milletler Genel Kurulu da 2001 yılında 21 Eylül gününü “Dünya Barış Günü “ olarak kabul etti.

Sol kesim eski alışkanlıkla 1 Eylül’ü Dünya Barış Günü olarak kutluyor.

Barışın sağlanması ve sürdürülmesi için Barış etkinlikleri yapılır. Türkiye’de 1984 yılından beri Güvenlik güçleri ile PKK militanları arasında süre gelen bir çatışma ortamı vardır. Kimine göre “ Düşük yoğunluklu savaş “ kimisine göre “ Asimetrik Savaş “ ya da “Gayri nizami harp “ olarak adlandırılan bu çatışma ortamı bir türlü bitmiyor. Yakın gelecekte de biteceğine ilişkin hiçbir belirti yoktur.

Bu çatışma ortamı yandaşlarına muazzam imkanlar sağlamaktadır. Bu çatışma sayesinde Örgüt hem Türkiye içinde, hem de dışında yer yer otorite elde edebiliyor. komşu ülkelerde bile istikrarsızlıklar yaratıyor. Siyasi güç boşluğu sağlıyor. Halk üzerinde ciddi etki sahibi oluyor. Bundan da ciddi rantlar elde ediyor.

Bu çatışma ortamı aynı zamanda hükümetlere de ciddi fırsatlar yaratıyor. Hükümet Örgütü bahane ederek komşu ülkelerin onlarca kilometre derinliklerinde operasyonlar yapıyor. Örgüt sayesinde bol bol hamaset yapılıyor. Kitlelerinde milliyetçi duygular kabartılıyor. Kitlelerin ilgisi ülkenin gerçek gündeminden uzaklaştırılıyor.

Söz gelimi şu anda reel ekonomi çok büyük sıkıntı içindedir. Her gün pek çok iş yeri kapanıyor. Binlerce çalışan işini ekmeğini kaybediyor. Enflasyon doksanlı yılları aratmayacak durumdadır. Orta sınıf ve çalışan kesimin reel geliri Mart ayında yağan kar gibi hızla eriyor. İşsizlik almış başını, dizginlenemiyor. Öte yandan kamu kesiminde adam kayırmaca, yolsuzluk, hukukun her gün iktidar tarafından aşındırılması, gündemde hak ettiği yeri alamıyor. Tüm medya terörle mücadele ve güvenlik meselesine odaklanmıştır. İnsanlar hayat pahalılığı ile baş edemedikleri halde buna tepki gösteremiyor. Muhalefet ülkenin can yakıcı sorunlarını gündeme getiremiyor.

Öte yandan bu ülkede on yıllardır süre gelen iç çatışmanın tarafları sivil alanı da kontrol altına almıştır. STK olarak faaliyet gösteren etkin kuruluşların tamamı iki taraf arasında pay edilmiştir. Güçlü bağımsız demokratik Sivil Toplum Kuruluşu olmadığı için gerçek barış yanlıları güç kazanamıyor. Savaşan güçler, barış etkinliklerini de organize ediyorlar. Ortada arabuluculuk yapabilecek güçlü sivil bağımsız organizasyon olmayınca barış etkinliklerini yapanlar da çatışan tarafların yandaşıları olunca, samimi barış çabası da verilmiyor.

Hükümetler Kürtlerin Kollektif İnsan Haklarını tanımıyorlar. Kendi yurttaşının hakkını tanımamayı bir marifet olarak kabul ediyorlar. Hani kolektif haklar tanınırsa “ Maazallah şiddet biter, demokrasi gelirse, yurttaş hesap sorar “ kaygısı taşıyorlar. Durum bu olunca barış bir hayal olmanın ötesine geçemiyor. Suriye iç savaşı da savaş yanlılarına yeni fırsatlar sunuyor. Çaya zam gelmiş, ekmeğe zam gelmiş, ulaşım ve doğal gaza zam gelmiş, sanki hoş gelmiş, sefa gelmiş. Beka sorunumuz var, bunun yanında ekmeğin, aşın ne önemi vardır gibi bir algı var. Bu ülkede savaş taraftarları ciddi rantlar elde ediyor. Barışın gelmesi bu ranta ciddi tehdit olur. Nasılsa çatışmanın maliyetini yoksul halk yüklenmiştir.

Barış kimin neyine! 31.08.2019

Av.Abdulmenaf KIRAN

Print