2019-11-19
Skip Navigation Links
Destpêk/Anasayfa
Pêwendî/İlişki
Lînk
Skip Navigation Links
Video
Album
Arşîv
Ergun Babahan
 
Erdoğan’ın bitmeyen hayali: Suriye sınırını tamamen Araplaştırmak
2019-10-09 12:13
Ergun Babahan

Recep Tayyip Erdoğan, Meclis’in açılışında yaptığı konuşmada Fırat’ın Doğusu’na yönelik tehditlerini ve planlarını tekrarladı. Amerika üzerinde baskıyı askeri müdahale söylemiyle artırmaya çalışan Erdoğan’ın önündeki en önemli engel ise Başkan Trump’ın giderek zayıflayan durumu.
IŞİD, Kobane’ye dayandığında “Kobane düştü düşecek” diyerek sevinç naraları atan Erdoğan ve Davutoğlu’nun temel hedefi Türkiye sınırındaki Kürtleri temizlemek ve sınır boyunca Sünni-Arap bir yapı oluşturmaktı. Başkan Obama’nın müdahale ve Kürtlere destek kararı bu planı yerle bir etti. Amerikan hava ve silah desteğiyle hızla organize olan Kürtler, IŞİD’e ağır bir yenilgi yaşattı.
Erdoğan, özellikle Amerika gözünde kahraman olarak görülen Kürtlere askeri bir hamle tehdidinde bulunurken IŞİD de Suriye’de ortaya çıkacak kaotik ortamdan yararlanıp kendisine alan açma çabalarını hızlandırdı. Hem Esad bölgesinde, hem de Suriye Demokratik Güçleri (SDG) denetimindeki bölgede…
Erdoğan’ın söylemi öncelikle Türkiye’nin iç barışı ve huzuru açısından tehlikeli. Nüfusunun en az yüzde 20’si Kürt olan bir ülkede bir tek kez sınırın ötesinde yaşayan Kürtlerin güvenlik ve refahını ağzına almadı. SDG yönetimindeki yerleşim birimlerinin Arap tarihini öne çıkardı, Arapça isimlerini telaffuz etti.
Erdoğan sürekli Suriye’de yaşayan Arap kardeşlerinden bahsetti ama bir tek kez bile “Kürt kardeşlerimizden” söz etmedi. Ağzına bile anmadı. Şimdi de Kürtlerin yaşadığı bu bölgeye yönelik işgal hayallerini dilinden düşürmüyor:
“Ülkemize yönelik Suriye kaynaklı terör tehdidi artık tahammül edilemez boyutlara ulaştı. Türkiye, Suriye"nin toprak bütünlüğünden siyasi ve idari birliğinden yanadır. Biz asla savaştan, kan dökülmesinden yana değiliz. Hem kendimize hem de tüm Suriye halkı için güvenli gelecek istiyoruz. Türkiye, masa başında yazılan senaryoların figüranlığını yapacak kadar köksüz bir ülke midir? Millet olarak gerekirse ser veririz, ama istiklalimizden ve onurumuzdan asla ödün vermeyiz. Türkiye"yi terör örgütünün tasfiyesi için yıllardır oyalayanların bizzat yüzlerine artık bu oyunun sonuna geldiğini söyledik. Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekâtları kararlılığımızın somut birer tezahürüdür.
Türkiye"yi terör örgütünün tasfiyesi için yıllardır oyalayanların bizzat yüzlerine artık bu oyunun sonunun geldiğini söyledik. Türkiye"nin kaybedecek tek günü yok. 30 kilometre derinliğindeki güvenli bölgede 2 milyon kişiyi iskân ettirmeyi planlıyoruz. Projelerimiz hazır. Devlet başkanlarıyla BM"deki ikili görüşmelerde paylaştık. Bölgeyi terör örgütünün işgalinden kurtardıktan sonra uluslararası alacağımız destekle bu projeyi başlatacağız. Türkiye, kendi güvenliğini bölgede hesabı olan güçlerin keyfine terk edecek değildir.”
Biraz Nasrettin Hoca’nın borcunu yünle ödeme planı gibi ama zihniyet ortada: Esad rejimi gibi bölgeyi Araplaştımak. Bu siyaset politik bilinci yüksek Kürt halkının dikkatinden kaçmıyor elbette. Türkiye’nin bölgeye askeri müdahalesi bu farkındalığı artıracağı gibi, sorunun demokratik yollarla çözümü konusundaki umutları tamamen sıfırlayacak ve Türkiye’yi yıllarca sürecek bir iç çatışma ortamına sürükleyecektir.
Ekonomisi zaten sallantıda olan ülkenin böyle bir tabloyu ne kadar sürdüreceği şüphelidir. Erdoğan’ın her savaş dediğinde döviz kurunun yükselmesi, böyle bir müdahalenin Türkiye ekonomisine doğrudan etkisi açısından aydınlatıcı bir göstergedir.
Rahip Brunson krizinde Trump’ın iki tweeti döviz kurunu zıplatmış, piyasaları alt üst etmişti. Şu anda Erdoğan-Trump ilişkisi mükemmel gibi ancak ABD Başkanı’nın Suriye konusunu görüşmek isteyen Erdoğan’a yüz yüze görüşme için randevu vermemesi Amerika’nın muhtemel tutumu açısından bir işaretti. Kaldı ki, Trump bugünlerde başkanlığın en sıkıntılı dönemini yaşıyor.
Ukrayna Cumhurbaşkanı’na Demokratların başkan adayı Biden’ı karalayacak bir soruşturma açması için baskı yaptığının ortaya çıkması Amerika’da iç siyasi dengeleri değiştirmiş durumda. Dış politikada ipleri Kongre’ye kaptırması işten bile değil. Kongre’deki hava ise ne Demokratlar, ne de Cumhuriyetçiler arasında çok Türkiye taraftarı değil.
Türkiye’nin Suriye’ye müdahalesi Kongre’nin doğrudan dış politikaya müdahalesi ve silah ambargosu dâhil çok sayıda yaptırımı devreye sokmasıyla sonuçlanabilir ve muhtemelen öyle olacaktır.
Ayrıca, Türkiye askeri üstünlüğü ve hava gücüyle Kürtlere karşı kuşku yok ki bir üstünlük sağlayacaktır ama bu elini kolunu sallayarak Rojava’ya gireceği anlamına gelmemektedir. Türkiye’yi güçlü bir direniş ve sınır boyunca saldırılar bekleyecektir. Savaş, şiddeti Türkiye’nin içine taşınma riskini taşımakta. Böyle bir saldırı Amerika’nın PKK üzerindeki baskısını kaldıracak ve sınırlarımız içinde şiddet olayları artacaktır.
Buna ek olarak askeri gücünüz ne olursa olsun, size düşman bir halkı sadece silah gücüyle yönetmeniz kolay değildir. Kobane’ye saldırı Türkiye için içinden çıkılması imkânsız bir batağa dönüşme riski taşımaktadır.
Türkiye’de hukukun, demokrasinin egemen kılınmasını isteyen, ülkenin refahını düşünen tüm kesimlerin barış için sesini yükseltme zamanıdır. Aksi halde yarın çok geç olacak ve gelecek kuşaklar çok ağır bedel ödeyecektir. Şimdi sesini yükseltmeyen her kesim bu vebalin altında kalacaktır.
Erdoğan’ın yanlış politikaları Suriye’yi Türkiye’nin ana meselesi haline getirip Kürt meselesinde açmaza sürükledi. Sorun artık uluslararası toplumun sorunu haline gelmiştir. Amerika’yı suçlayanların önce kendi politikalarının yanlışlığının hesabını vermesi gerekir. Türkiye’yi getirdikleri nokta ülkeyi yeni bir savaşa sürükleyerek çıkılacak bir pozisyonda değildir. Ya barış içinde birlikte yaşayacağız ya da hep birlikte yıllarca sürecek ağır bir bedel ödeyeceğiz. Mesele bu kadar basittir.
---------------------------------------------------------------
Artı Gerçek-3 Ekim 2019
Print