2019-12-12
Skip Navigation Links
Destpêk/Anasayfa
Pêwendî/İlişki
Lînk
Skip Navigation Links
Video
Album
Arşîv
Ergun Babahan
 
Türkiye-Pakistan
2019-11-01 23:49
Ergun Babahan
Ergun BABAHAN


Türkiye bölgenin Pakistan’ı olacaktır demiştik, oldu: Osama Bin-Laden ve Bağdadi operasyonuna bakın


Kürt sorununun gözünü kör ettiği Türkiye, yönetimi ve toplumuyla içinden çıkılması imkânsız bir bataklığa doğru hızla ilerliyor. Bu ilerleyişinde dünyada giderek yalnızlaşıp, dışlanan bir ülke haline geliyor.
Suriye lideri Esad’ı devirip bir İhvan İmparatorluğu kurma hayaliyle yola çıkan Erdoğan rejimi, bu amaçla IŞİD başta olmak üzere her türlü İslami terör yapılanmasını destekledi, silahlandırdı, kolaylık sağladı.
Eli kanlı İŞİD militanları Kobane’ye saldırdığında, Kürt gençleri kadın ve erkeğiyle kafa kesen, tecavüz eden, köle yapan bu kanlı terör örgütü mensuplarına elindeki bıçak dâhil her şeyle mücadele ederken Erdoğan parmağını kımıldatmadı. Tek söylediği “Kobane düştü, düşüyor” oldu.
Türkiye sınır kapılarını IŞİD’in kontrol etmesinden, sınır komşusunun IŞİD olmasından bir tek gün rahatsız olmadı. Türkiye nüfusunun en az yüzde 20-25’nin Kürtlerden oluştuğu gerçeğini görmezden geldi, bu insanların sınırın öte tarafında yaşayan akrabalarının IŞİD eliyle uzaklaştırılmasına en azından göz yumdu.
Meşhur TIR’larla IŞİD ve benzeri örgütlere silah gönderdi, yakalandığında haberi yapanları suçladı, ağır silahların görüntüleri çıktığında bile “Bunlar Bayırbucak Türkmenlerine gönderilen insani yardımdır” yalanını sürdürdü.
Esad’ı devirme umudu suya düşen Erdoğan rejiminin tek hedefi sınır boyunu Kürtlerden temizlemek, yüzbinlerce insanı evinden yurdundan ederek burada bir Arap kemeri oluşturma hayali oldu.
Hayali Küçük Ali planını göre, Avrupa “Mültecileri salarım ha” tehdidiyle yola gelecek ve uluslararası hukuka aykırı biçimde burada başkalarının malı-mülkü üzerine bahçeli villa yapması için Ankara’ya milyarlarca lira verecek. Böylece hem sınırda bir Arap kemeri oluşturulacak hem de Erdoğan’ın müteahhitlerine hayat öpücüğü verilecek.
İşin acı yanı, Türkiye toplumunda hukuka, mantığa, etiğe aykırı olan bu planlamaya karşı küçük bir azınlık dışında tepki gelmemesi. Kendisini Atatürk’ün takipçisi kabul eden kesimlerin İslamcı bu planlamanın peşine takılıp dünyadan kopmayı kabullenmiş olmaları. Oysa görmek isteyen için tablo net:
• Türk Silahlı Kuvvetleri artık laik bir yapılanma değil, Pakistan benzeri bir Muhammed’in ordusudur. Türk milliyetçiliği temelinde Erdoğan’ın tarif edip belirlediği İslam’ı korumak temel misyonudur. Bu rejimde yetişecek tüm silahlı kuvvetler mensupları ve komuta kademesi SADAT’ın resmi versiyonu olacaktır. Bu haliyle Türk Silahlı Kuvvetleri NATO’dan kaçınılmaz bir biçimde uzaklaşacaktır.
• Bu yapısıyla Silahlı Kuvvetler, tıpkı Pakistan’da olduğu gibi, radikal İslamcı gruplarla içli dışlı hale gelecektir. Suriye’ye yönelik harekât bunun açık örneğidir. Bu karmaşık ilişki biçimi, radikal grupların bölgede işlediği suçların ve gerçekleştirdiği insanlık dışı suçların Türkiye ile özdeşleşmesi sonucu verecektir.
• Türkiye, Suriye ile Pakistan’ın Afganistan ile kurduğu ilişkiye benzer bir ilişki içinde olacak, sınırında her türlü radikal İslamcı grubu desteklemek durumunda kalacaktır. Bu gerçek, sınırın her iki tarafı için geçerli olacaktır.
• IŞİD lideri Bağdadi’ye karşı Amerika’nın Kürtlerle işbirliği içinde gerçekleştirdiği operasyon gidişatı bütün çıplaklığıyla gözler önüne sermiştir. Bağdadi, dost bildiği bir ülkenin koruması altındaki, sınırına 5 kilometre mesafedeki bir köyde kıstırılıp öldürülmüştür. Bölgede 12 gözetleme noktası, sayısız istihbarat ağı olan Ankara’nın bu gerçeği bilmemesi mümkün değildir. Bağdadi’nin birden fazla kez Reyhanlı’ya gittiği bilgisi ışığı altında bu ilişki daha da sorgulanacaktır.
• Ankara ne derse desin, Reyhanlı’nın IŞİD’in üssü haline gelmiş yerleşim merkezlerinden biri olduğu dünyanın bildiği bir gerçektir. “Alevilerin kökünü kazıyacağız” sözleriyle tepki çeken IŞİD"ci Abdülbasit el Sarut’un Reyhanlı"daki geçen haziran ayındaki cenaze töreninde Hatay Büyükşehir Belediyesi yazılı örtüye sarılmış olması ve yüzlerce kişinin cenaze namazıyla uğurlanması bu gerçeğin kanıtlarından sadece biridir.
• CIA ve Pentagon, Ankara ile IŞİD arasındaki bu ilişkinin farkında olduğu için Bağdadi operasyonunda Ankara’ya bilgi vermemiştir. Tıpkı, Osama Bin Ladin operasyonunda Pakistan hükümetine vermediği gibi. Amerikan askeri ve istihbarat güçleri, Irak ve Suriye’deki Kürt güçlere güvenmiş ama Ankara’ya güvenmemiş, sadece bir operasyon için belli bir süre hava sahasını kullanacağını söylememiştir. Operasyon için İncirlik Üssü’nün tercih edilmemesi bile kendi başına büyük bir hikâyedir.
• Operasyon, Başkan Trump’ın değil, Amerikan devletinin bir eylemidir. Trump sonunda başkanlıktan gidecek ama bu devlet aklı ve hafızası orada kalacaktır. Bu da giderek İslamileşen Türkiye için hayırlara vesile olmayacaktır.
------------------------------------------------------------------
Artı Gerçek-29 Ekim 2019
Print