2020-07-07
Skip Navigation Links
Destpêk/Anasayfa
Pêwendî/İlişki
Lînk
Skip Navigation Links
Video
Album
Arşîv
Metin Can
 
Kayyumcu Cumhuriyetin kayyumcularının kayyumcuları
2020-03-01 00:50
Metin Can
Amacım tarih ya da Kayyum atamaları değil sadece Türkiye’yi ve Kürdistan’ı uzakta kendince izliyen biri olarak, son olaylarında etkisi ile ilgili baıı izlenimlerdır. Osmanlı impatorluğunun dağılma sürecinin sonlarından başlıyarak hareketlenen bazı Osmanlı kadroları hem zamanın kolonial devletlerinin hem de zamanın aslan sosyalistlerının yardımı ile kurdurulan cumhuriyetin kurucu kadroları zaten kayyumcu idiler.

Anadolu halklarının omuzlarına kurulan veya kurdurulan suni cumhuriyetin yeni devlet yapılanmasıda hep kayyum ve kıyımlar üzerine inşa edildi. Kemalizmi sorgusuz sualsiz kabul edenler atandı, ötekiler ya yok edildi, susturuldu ya da sürgün ettirildiler, kimileri ise kayyumculuğun gönüllü kıyımcıları oldular. Bu gelenek daha da görünür olarak devam etmektedir.

Ana temeli kayyum ve kıyım üzerine kurulan kurumların sağlıklı yönetici kadroları yetiştirme şansları pek yoktur.

Adeletsizliğin sorgulanmadığı toplumlarda mutsuz anaların çocukaları kurbanlık koyun olmaktan kurtulamaz (daha da beteri Arupa’nın merkezinde dünyaya gelen ve okula giden bir Türk ailesinin 12 yaşında ki çocuğun meslek olarak “Asker„ olacağım demesini) sağlar ki bilgi çağı olan 21 yüzyılda gelecek kuşaklar sorgulamadan mahrum bırakılarak heder edilmekte.

Bir millet nasıl olurda hep asker olmak ister? Bu neyin özlemi ? Sormadan edemiyor insan!

Ülkesini yabancı saldıralar karşı savunmak ayrı bir şey, vatandaşı ile yüz yıldır şavaşmak veya başka ülkelerin iç işlerine mudahele etmek başka bir şey.

Irkçılığın toplumun her alanında koro halinde yer bulması, sosyolojik alan çalışmasını gerektiren hatta doktora tezi olalabilecek konu.

Bir anne nasıl olur da oğlunu bu kadar sorumsuzca kurban edebilir? Ya da bu toplum neden şehit olmak için can atiyor? Acaba bu şehitlik geçim kaynağı mı? Yoksa mutsuzluğun ve umutsuzluğun intihar perdesi mi?

Barışın evrensel bir hak ve norm olduğunu anlamayanlar veya anlamak istemeyen politik elitlerin sonu pek de hayıra alemet değildir. Daha da vahimi toplumun vicdani olan basının, entellektüel ve imanlı insanların sesiz kalmasıdır.

Böyle yetişen ve yetiştirilen nesillerin eskiye özenmeleri, atalarin yaptıklarını sorgusuz kabullenmeleri ve onlarla övünüp avunmalarına zöneltir. Buda çağın yapilanmalarına yabancılaşarak toplumsal refaha ve huzura getirisi olayan, dogal dengeyi bozucu çağ dışı talancı ve yıkıcı siyasetin toplumun hemen hemen bütün kesimlerinde gönüllü kayyumcu ve kıyımcıların oluşmasını sağlar.

Kayyumcuların kayyumcuları çok da renklidirler, her türden: solcusu, sağcısı, yurtseveri, milliyeteçisi, dindarı, dinsizi, alevisi, sunisi, kürdü, türkü, arabi, lazi, ermenisi vs…

Bu kadrolar çok da beceriklidirler, bu büyük oyunu yüz yıla yakındır sahneliyorlar, seyircilerini ve oyuncularını zamana göre iyi de ayarlıyabiliyorlar. Taa.. Avrupalara kadar etkileri var!

Böyle toplumların sorgulayıcı ve rasyonal düşünen insanları az olur, olanların sesi pek de çıkamıyor ya da engelleniyor. Bilimin ya da doğanın bir kanunu; doğası gereği pekte değişmez belki ertelenebilir, yönü değiştirilebilinir veya başka renklere büründürülebilinir ama sonucunu değiştirilemez: o da gecikmeli adelet ve hakikat. Ama bu toplumunda bir gün mutlaka her kesimdeki adil insanların çabaları ile barış ve huzur göreceklerdir.

Print