2022-08-16
Skip Navigation Links
Destpêk/Anasayfa
Pêwendî/İlişki
Lînk
Skip Navigation Links
Video
Album
Arşîv
Haluk Agrîn
 
'' İkinci İstiklal Savaşı'' mı dediniz?
2013-12-29 13:32
Haluk Agrîn
AK Parti hükümetinin 2013 yılında kürt açılımı ve genel olarak demokratikleşme leyhine bazı olumlu adımlar attı. Ekonomik gelişmede de önemli başarıları oldu. Özellikle tarihi karekterde olan "Diyarbakır Tablosu" ise toplumda iyice iyimserlik rüzgarları estirdi. Hem Türklerin hem de Kürtlerin büyük kesimi buna bakıp geleceğe biraz daha umutla bakmaya başlamışken, yılın son haftalarında ülke aniden yolsuzluklar depremiyle sarsılmaya başladı.

Gerçi Türkiye, öteden beri büyük yolsuzluk ve rüşvet olaylarının sıkça yaşandığı bir ülkedir. Ama bu seferki yolsuzluk ve rüşvet olayları; onlar üzerine koparılan gürültü öncekilerden bir çok bakımdan farklıdır.

Yıllardan beri aynı cenahta görmeye alıştığımız Gülen Cemaati ile Ak Parti arasında özellikle dershaneler sorunu ile ortaya çıkan sürtüşmeler, 17 aralık operasyonu ile tam karşıt cephelerden yıkıcı saldıralara dönüştü.

Cemaat"in, CHP , MHP ve diğer kemalist ulusalcı çevrelerle birlik kurup hükümeti düşürmeyi hedeflemiş olması içerdeki hesaplaşma olabilir. Ama bir de dışardaki hesaplar var!

Kürtçede bir atasözü var; "Hırsız hırsızdan çaldığı zaman yer gök sallanır" (Diz ji dizan dizi, erd û ezman lerizî). Doğru bir söz, ancak bu seferki deprem bir kaç hırsızın birkaç milyon dolar çalması ile alakalı değil sadece.

Gösterilen sert tepkilerin arkasındaki asıl neden uluslararası pastalardan büyük pay alma gibi hesap çatışmalardır. Örneğin Güney Kürdistan"ın petrol ihracatıyla elde edilen paralarının Halkbank yerine bir Amerikan bankasında toplanmasını sağlamak vs.

Başbakan Erdoğan da meseleye böyle baktığını şu sözlerle açıkladı; "Son günlerde olan bu olay uluslararası boyutları olan, yerel taşeronları olan bir operasyondur. Bu operasyon hükümete karşı atılmış bir adımdır. Ama bundan öte uluslararası ve artı ulusal bir boyutu olan bir operasyondur. "

Erdoğan, Kürdistan Bölgesi Başkanı Mesut Barzani ile buluştuğu Diyarbakır tablosuna 17 Aralık operasyonuyla suikast düzenlendiğini de söyledi. Bunlar benden Diyarbakır"ın, Oslo"nun intikamını alıyorlar dedi. Bu ifadeler, kürt halkının geleceğini yakından ilgilendiren fikirler içerdiği için önemli buluyoruz. Ve buna istinaden önemsememiz gereken başka bir açıklaması daha var Erdoğan"ın; "Bu süreç Yeni Türkiye"nin İstiklal mücadelesi sürecidir" dedi. Peki kime karşı savaş ve kimin için istiklal?

"İkinci kurtuluş Savaşı" ulusalcıların da kullandığı bir slogandır. Bu "kurtuluş mücadelesi" her iki taraf için de aynı anlama mı geliyor? Hayır, Erdoğan"ın "Açılım Süreci"ne ve yukardaki açıklamalarına bakarak elbet farklı anlamları var diyebiliriz. Ama ne kadar farklı? İşte bu henüz tam net değil.

CHP ve diğer ırkçı-milliyetçi sağ ve sol çevrelerin, Ergenekoncuların "İkinci Kurtuluş Savaşı" dedikleri şeyin ne olduğu malumdur. Daha fazla ve daha hızlı batılılaşma (fikren değil, daha çok şekli olarak..), kürtleri daha çabuk asimile edip ortadan kaldırma, Atatürk"e tapan, tek dinli, tek dilli bir toplum yaratma hedeflerine ulaşmak için verdikleri savaştır. Yani bilinen eski ütopya!

Peki sayın Erdoğan`ın kastettiği istiklal neyin istiklalıdır? Biz, Kürt ve Türk halkları olarak, doksan-yüz yıl önce bir ortaklık kurup bir "İstiklal Savaşı" yapmıştık. Bu, köylü ile ayının ortak olup bir bostan ekme hikayesine benzer bir ortaklıktıktan çok daha beterdi. Beterdi çünkü hiç olmasa köylü, ayıya sen yoksun demedi, bundan böyle bir ayı gibi ses çıkarmak sana yasak demedi, onu zindana atmadı, işkence etmedi, öldürmedi, ormanlarını yakmadı, vatanından uzak yerlere sürgün etmedi...

Ama "Birinci İstiklal Mücadelesi"sonrası ortaya çıkan devlet ise sadece Türklerin devleti oldu. Kemalist Cumhurıyet köylünün ayıya yapmadığı kötülükleri yaptı. Bunun için de Kürt halkı hala özgürlük mücadelesi verıyor.

Bugün, geçen asrın başlarında yaşanan durumun bir tekrarını yaşıyoruz. Ama günümüzde "istiklal mücadelesi" türkler ile kürtler için aynı anlama gelmiyor.

Yeni bir mevsime girmiş bulunuyoruz. Önerilecek ortaklığın eskisi gibi naivce sözlü baht üzerine kurulamıyacağını kürtler öğrendi. Çarpışan devlerin ayakları altında ezilmemeyi de... Sadece müslümanız, kardeşiz, biriz demek asla ikna etmeye yetmiyecektir.

Eğer Erdoğan`ın "İkinci istiklal Micadelesin" den kast ettiği Ortadoğuda ve Dünyada güç ve söz sahibi, özgür ve demokratik bir ülkeye dönüşmek ise, bu kürtlerle tam eşit haklara sahip olmakla mümkün olabilir. AK Parti hükümetinin bunu bildiğine dair imareler var, hatta attığı bazı küçük adımlar da söz konusu, ama daha cesur adımlar atmak zorundadır.

Bunda teredüt etmesi, veya geri adım atması ülkeyi geriye götürür ve ayrıca Menderes"in ve Özalı"n akibetine uğramasına sebep olabilir. Yazık olur.

Öyle olmaması dileğiyle, yeni yılınız kutlu ve mutlu olsun diyorum!

Print