2020-08-15
Skip Navigation Links
Destpêk/Anasayfa
Pêwendî/İlişki
Lînk
Skip Navigation Links
Video
Album
Arşîv
Necati Bayram
 
Kovid 19
2020-05-06 03:07
Necati Bayram

Birkaç aydır dünya bir virüsle cebelleşiyor. Deyim yerindeyse tüm ülkeler virüse karşı savaş ilan etmiş. Ama virüsün umuruna bile değil. Fırsatı yakalayınca bulaşıp işini görüyor. İnsanlar patır patır ölüyor. Dünya Sağlık Örgütü ne yapacağını şaşırmış durumda. Dünya varlıklarını talan eden, savaşlar çıkarıp iktidarlar deviren, hak hukuk insanlık ve çevreyi hiçe sayarak yeraltı yerüstü kaynakları talan eden emperyalist güçler ne yapacağını şaşırmış, altlarını batırmış durumdalar.
Öyle ki; nükleer bombaları,radarlara görünmeyen bombardıman uçakları, gelişmiş son model silahları uzun menzilli füzeleri ve talan ettikleri çil çil altınları bile fayda etmiyor. Virüs adeta meydan okuyor. Yakaladığında bulaşıyor. İnsanlık alemi bilmediği görmediği dokunamadığı bir varlığın korkusu içinde, maksimum oranda izole olarak yaşamaya çalışıyor.On yıllardır çevre örgütlerinin İnsan Hakları örgütlerinin ve bu konuda çaba içinde olan diğer bilumum sivil örgütlerin uyarılarını,bu işin sorumluları duymazdan geldiler. Doğayı çevreyi tarumar edip, nükleer silah ve füze denemeleri ile dünyamızı yaşanmaz hale getirdiler. Bunun sonucu olarak insanlık ailesinin karşı karşıya kaldığı bir durumdur bu.
Burada bir konuya daha değinmek istiyorum. Aslında Dünyanın Kovid 19’dan daha büyük, ama rahatlıkla çözeceği bir başkasorun var. Dorusu başta emperyalist güçler olmak üzere, Birleşmiş Milletler, Dünya sağlık örgütü, Dünya Gıda ve Tarım örgütü ve bilumum benzeri örgütler zan altındadır. Resmi kaynaklara göre Dünyada her gün 25.000 kişi açlıktan ölüyor. Bunun dışında konunun uzmanları Dünyada 5 yaşın altında olan çocukların %22’si yetersiz beslenme nedeni ile “gelişme bozukluğu oluştuğu”konunun uzmanları tarafından tespit edilmiş. Her gün bu kayıpların olduğu düşünüldüğünde bu sorunun daha önemli ve acil olduğu ortadadır. Ve düşünün ölen bu 25.000 insanın 9.000’i dünyanın geleceğini oluşturacak çocuklardır.Şimdi hangisinin daha önemli bir sorun olduğuna varın siz karar verin.
Enperyal güçlerin virüsü bir numaralı tehdit görmesinin asıl sebebi şüphesiz virüsün sistemi işleyemez hale getirip kar marjını düşürmesi ve bu çarkın sürmesini engellemesidir. Bu kaygı nedeni ile mücadele için yüz milyar dolarlar bütçe oluşturuluyor. Ama virüs öncesindeki anlayışın değişmemesi durumun da benzeri sorunları gelecekte de yaşayacağımız kesindir. Çözümün ise; önceki anlayışı terk ederek, insan hak ve özgürlüklerinin kısıtlanmadığı sömürünün olmadığı adil, çağdaş, kaynakların savaşa değil, insanın, doğanın korunmasına ayrıldığı bir dünya yaratmaktır. Bu mümkündür ve kaynaklar her kese yeter.
Korona günleri ülkemizde de sıkıntılı geçiyor. Hastalığın ilk günlerinde hükümet ve bazı yerel kurumlar arasında anlamsız tartışmalar yaşandı. Trajikomik ifadeler ve deyim yerindeyse sidik yarışlarına tanık olduk. Özellikle yardım ve kampanyalar ile ilgili iktidar ve bazı belediyelerin yaşadığı tartışma ve çekişmeler herhalde ana okulundaki çocuklarda bile böylesi günlerde yaşanmaz.
Ülke ciddi anlamda sıkıntıda iken böylesi tartışmalar aklıselimin ortadan kalktığının belirtisidir. Bunu anlamaya ve yorumlamaya insanın aklı yetmiyor. Çünkü; alınan tutum ve pozisyon ne insanidir ne de kriz dönemlerinde ortalama bir aklın yönetsel refleksidir. Oysa olması gereken başında Tabipler odası olmak üzere, Hükümet, Siyasi partiler Sivil toplum kurulları, sendikalar bir kriz merkezi oluşturup her kurumun en çabuk ulaşacağı potansiyel, onun çalışma alanı olmak üzere çalışma alanlarının belirlenmesi idi. Yine dikkatimi çeken başka bir konu ise yıllardır üyelerinden para toplayarak değim yerinde ise bir sermaye şirketi haline gelen sendikalar, meslek odaları gibi kurumlar bence bir bütün olarak sınıfta kaldılar. Yapabileceklerinin en azını bile yapmadılar. Bu konuda üye ve taraftarlarına hiçbir şekilde yardım etmemeleri bir yana. Özellikle kayıt dışı işçi çalışma ve mücadele alanları iken, bununla ilgili bir çaba içinde olmamaları. Merak ediyorum sermaye sahibi sendikaların; Kayıt dışı çalışırken salgın nedeni ile işinden olan işçiler için gerek kendi kaynaklarından gerekse açılan kampanya veya hükümete baskı yaparak oluşturup dağıttıkları bir kaynak var mı veya girişimdebulundular mı? Böyle bir çalışmanın olduğunu sanmıyorum. Oysa kayıt dışı çalışırken işinden olanların sayısının 4 ila 5 milyon civarında olduğu söyleniyor. Toplamdabundan kaç kişinin etkilendiğini varın siz hesap edin.
Belediyelerin kampanya için açmış olduğu hesaplara iç işleri bakanlığının müdahalesi ise tam bir facia. Yardıma muhtaç ailelere, kişilere en çabuk ulaşacak olanlar yerel yönetimler ve mahalle muhtarlarıdır. Bu konuda bile tahammülün olmaması tam anlamı ile ilkelliktir. Bunun davranışın sebebini ancak bu konuda eğitim ve ihtisas görmüş uzman sağlıkçılar açıklayabilir. İşin doğrusu benim aklım yetmiyor.
Resmi rakamlara göre yüz bini aşan hasta (bana göre sayı bundan kat be kat daha fazladır) 4000’e yaklaşan ölü ile kornalı günler devam ediyor. Ortadoğu da yaşayan risk gurubu olarak nitelenen benim de içinde sayıldığım kesimin bunu rahat atlatacağı kanısındayım. Nedenine gelirsek; bu coğrafyada 50 yaş gurubunun üzerinde olan ve alt gelir gurubuna mensup insanların çoğu çocukluğunda ya hiç ya da birkaç kez doktor yüzü görmüş. Bu nedenle o dönemlerde doğan çocukların %70 -80’i yaşama direnmesi ve bağışıklık sisteminin güçlü olması nedeniyle hayatta kalmış. Zayıf olan hayata tutunamayan ise ölmüş. Takdiri ilahi. Bünyeleri virüs ve salgınlara karşı test edilmiş. Ben çocukken Van’da bir tane çocuk doktoru vardı, rahmetli Dr. Daim Dirican ışıklar içinde yatsın çok iyi bir insandı. Rahmet ve Mihnet le anılacak bir insandı. Van’da benim kuşağımda olan bütün çocukların doktoru oydu. Özel muayenehanesi vardı. Parası olsun olmasın gelen çocukları muayene eder ve parası olmayan fakir ailelere çocuklarının ilacını da verirdi. Şimdi özel çalışan böyle doktorlar var mı bilmiyorum.
İnsanlık ailesi insanlık tarihinde rastlamış olduğu salgınları atlattığı gibi bu virüsü de atlatacağından eminim. Ama insanların düşüncelerinde oluşan virüsler nasıl yok edilir, işin doğrusu bu konuda en azından yakın dönem için çok ümidim yok. Ve esas çekeceğimiz de bu virüslü zihniyetlerdir. Değim yerinde ise her anlamda zehirli sarmaşık gibi sarmışlar yaşamı. Öyle ki toplumun her kesiminde her sınıf ve katmanında bu zehirli sarmaşıkların varlığı kendini hissettiriyor. Ve inanın Kovid 19’dan daha fazla rahatsız ediyor insanı. Zehirli sarmaşıklar ile ilgili bir yazıyı da daha sonra becerebilirsem yazmak isterim.
Özgürlüğün, Adaletin, Hukukun egemen olduğu Kovid 19’suz günler dileği ile, Sağlık, Sıhhatle Hoşça kalın.
NECATİ BAYRAM

Print