2020-07-07
Skip Navigation Links
Destpêk/Anasayfa
Pêwendî/İlişki
Lînk
Skip Navigation Links
Video
Album
Arşîv
Aydın Güneşli
 
Guguk Kuşu ve Kürtler
2020-06-13 13:27
Aydın Güneşli
Kuşlar da tüm canlılar gibi içgüdüsel olarak ve de heyecanla kendi soylarını sürdürmeye, bir bakıma kendi geleceklerini inşa etmeye çabalarlar.

Önce binlerce uçuşla topladıkları dal parçaları ile insanda hayranlık uyandıran bir mühendislikle yuvalarını inşa ederler.

Sonra bu yuvaya kuluçkaya yatacak yumurtalarını bırakırlar. Yumurtadan çıkan yavrularını bin bir risk alarak topladıkları börtü böcekle besler, büyütür, kendi kanatlarıyla uçarak, kendilerine yeter hale gelinceye kadar korurlar.

Ancak bir de guguk kuşu var.

O tam bir hileci, entrikacı kuş olarak ün yapmıştır.

Bu hileci kuşla ilgili olarak Google de pek çok makale veya video yer alıyor. Mutlaka izlemenizi öneririm.

Zira guguk kuşu ile diğer kuşlar örneğin “saz kamışçını” arasındaki ilişki çok ilginçtir ve devletle Kürtler arasındaki ilişkiye çok benziyor.

Size guguk kuşu ile sazlık kuşu arasındaki ilişkiyi anlatırken siz guguk kuşu “devlet” sazlık kuşunu “Kürt halkı”, yumurtaları da “liderler veya partiler” olarak düşünün.

Malum, toplumlar da, uluslar da canlı mekanizmalara benzerler. Var olmak, var olmayı sürdürmek, kendi geleceklerini belirlemek, garanti altına almak için zorlu bir mücadele içinde olurlar.

Devletin Kürt halkını sürekli gözetlediği gibi guguk kuşu da, kendi yuvasını inşa eden ve her seferinde üç adet yumurta yapan sazlık kuşunu sürekli gözetler.

Sazlık kuşları, bir şekilde yuvadan ayrıldıklarında guguk kuşu, hemen yuvayı ziyaret eder ve sazlık kuşu yumurtalarından birini yuvadan atar, biraz büyükçe de olsa aynı renk ve desendeki kendi yumurtasını yuvaya bırakır.

Artık yuvada iki sazlık kuşu yumurtasının yanında bir de guguk kuşunun yumurtası vardır.

İşin ilginç yanı bundan sonra başlar.

Yuvaya dönen sazlık kuşları kendi yumurtalarıyla aynı renkte ama biraz daha irice olan yumurtanın guguk kuşuna ait olduğunu anlamaz. Her üçünün de üzerine oturup kuluçkaya yatmaya devam ederler.

Guguk kuşu yumurtası, yuvanın gerçek sahiplerinin, yani sazlık kuşlarının yumurtalarından önce çatlar ve yavru dışarı çıkar.

Sazlık kuşları kendi yavrusu sandığı bu yeni doğanı beslemek için seferber olur. O yedikçe büyür. Henüz gözleri görmese de büyük ve güçlüdür. Daha çok çığlık atar, gürültü çıkarır. Ebeveynler onu beslemek için seferber olur.

Tıpkı Kürt halkı gibi; devletin karanlık dehlizlerinde üretilip Kürt hareketine monte ettiği örgüt ve “liderleri” , çocuklarını, canını, malını kurban ederek besleyip büyüttüğü gibi…

Yiyecek bulmak için yuvadan ayrıldıklarında, guguk kuşu yavrusu kuyruk dibinde var olan 3 tüy sayesinde, içgüdüsel olarak dokunduğu diğer yumurtaları tek tek yuvadan atar.

Guguk kuşu yavrusu yuvada tek başına kalır.

Ebeveynler kendi yavruları sandıkları bu kuşu, kendilerinden kat be kat büyük de olsa şefkatle beslemeyi sürdürür.

Özetle sazlık kuşları kendi yavrularını yok eden, hilekar guguk kuşu yavrusunu büyütür.

Kürdlerin başına gelen de biraz böyle değil mi?

1960/70 li yıllarda Kürt halkı kendi mücadele araçlarını, örgütlerini, liderlerini, kadrolarını yarattı.

Devlet, guguk kuşu gibi izlediği yurtsever Kürt hareketinin içine “Komünizmle Mücadele Dernekleri” içinde devşirerek eğittiği bir ekibi ustaca yerleştirdi.

Onlar da, guguk kuşu yavrusu gibi Kürt halkı tarafından fark edilmedi. Onu Kendi öz örgütlerinden biri sandı. Bin bir fedakârlıkla besledi, büyüttü.

Çünkü aynı söylemleri üstelik daha büyük gürültüler çıkararak savunuyorlardı.

İlk yaptıkları, tıpkı guguk kuşu yavrusu gibi gerçek Kürt liderlere, kadro ve örgütlerine saldırarak etkisiz hale getirmek oldu.

Kimi öldürüldü, kimi itibarsızlaştırıldı, kimi de kendi halkından, ülkesinden koparılarak sürgüne zorlandı.

Bu politika hem illegal zeminde hem de legal zeminde uygulana geldi.

Kürt halkı, kendi haklı, meşru mücadelesini sürdürecek gerçek yurtsever kadroları, örgütleri değil, devletin, kendi ihtiyaçları için kullanmak üzere ürettiği ve özgürlük mücadelesinin enerjisini tarumar eden, devletin resmi Kürt karşıtı politikalarının destekçisi haline getiren proje yapı ve kadroları desteklemeye yönlendirildi.

Doğrusu başarılı da oldular.

Son kırk yıldır yaşananlar artık çıplak gözle dahi görünür oldu.

Bu gün Kürtler ağırlıklı olarak, Filistin’de Arapların devlet kurma hakkını hararetle savunan ancak Kürtlerin devletleşme çabalarını ilkel milliyetçilik, gericilik olarak gören, “bağımsızlık “fikrini “çöp sepetine attık” diyen kadroları hararetle desteklemektedirler.

Kendi milli, yurtsever kadro ve partilerini bir yana iterek, bin bir emekle ve bedelle yaşattıkları legal partilerini Türk, Türkmen, Arap ve diğer milletlerden kadrolara teslim etmekte, sanki Kürt kadrolara kıran girmiş gibi onları vekil veya temsilci olarak alkışlamaktadırlar.

Devletin, guguk kuşu taktiği son kırk yıla damgasını vurdu maalesef.

Ancak biraz geç ve bedeli çok ağır da olsa “hile” fark edilir oldu.

Kürt halkının en azından bir kesimi, bir şeylerin ters gittiğini, bu işte bir “Qilopilo” olduğunu anlamaya başladı.

Her ne kadar bu kesimin ulufe dağıtarak, makam mevki umuduyla dejenere ettiği kimi “yurtsever” kişi ve gruplar bu guguk kuşlarıyla el ele girerek Kürt halkının görüş açısını bulanıklaştırmaya çabalasalar da fayda yok. Süreç işliyor.

Kürtler başını Kürdistan’ın hangi parçasına çevirirse çevirsin bu guguk kuşlarının aynı uğursuz rolünü, acı içinde izlemeye devam ediyor.

O nedenledir ki mastırlarını “Türkiyelileşme” üzerine, Kürt potansiyelini devlete entegre etme, devletin iç iktidar çatışmalarının bir aparatına dönüştürme üzerine bina eden, Kürt kurumlarını, kadrolarını itibarsızlaştırma, tasfiye etme ile donanımlı bu guguk kuşu yavruları, kulağa hoş gelecek yeni şeyler söylemeye başladılar.

Çünkü Kürt halkı rahatsız.

Kendi öz kurumlarına yönelme ve kendi temsilcilerini yeniden yaratma süreci içinde. Bu süreç giderek büyüyecek.

HAK-PAR başta olmak üzere samimi yurtseverler bu yönelime hazır olmalı.

Bir an önce eksikliklerini tamamlayarak, sağlıklı, yurtsever bir seçenek olduğunu halka göstermeli.

Zira anlaşılan bu yeni süreci de titizlikle izleyen Devlet de kendi “yumurtalarını” hazırlama peşinde.

Kürtler bu kadro ve kesimlere, yani sahte yumurtalara karşı dikkatli ve mesafeli olmalı.

Samimi yurtsever kadrolar bunca deneyimin ardından, bu kez guguk kuşuna/ devlete Kürt hareketini saptırma imkanı verilmemelidir.
Print