2020-10-24
Skip Navigation Links
Destpêk/Anasayfa
Pêwendî/İlişki
Lînk
Skip Navigation Links
Video
Album
Arşîv
Arif Sevinç
 
HAK-PAR bir an önce içe kapanma durumundan çıkmalıdır.
2020-07-28 12:48
Arif Sevinç


Arif SEVİNÇ

24 Ekim 2019 tarihinde gerçekleşen HAK-PAR Kongresinin üzerinden neredeyse 9 ay geçti.
Hatırlanacağı üzere Kongre de yönetmeye talip iki ayrı liste vardı ve demokratik bir olgunluk içinde yarışmıştı.
Listelerde ideolojik veya temel politikalarla ilgili bir ayrışma söz konusu değildi.
Yarışma, HAK-PAR’ı daha iyi yönetme, kurumlaşmasını ileriye taşıma ve mutlaka, en azından ve bir an önce 42 ilde örgütlülüğünü tamamlama gibi konularda görev ve sorumluluk talep etme ile ilgiliydi.

Kongre, Abdullatif Epözdemir başkanlığındaki listeyi/ekibi tercih etti ve Partiyi kurumsallaştırarak ileriye taşıma ve seçimlere hazır hale getirme sorumluluğunu öncelikli olarak bu ekibe teslim etti.

Artık, istisnasız tüm partilileri Kongrenin öncelikli hedefleri doğrultusunda motive etmek, kaynak yaratmak, kaynakları verimli ve şeffaf bir şekilde kullanmak, temel politikalara hizmet edecek yeni stratejiler üretmek ve onları hayata geçirmek yeni yönetimin sorumluluğundadır.
Elbette söz konusu ağır sorumluluğu omuzlaması gerekenler öncelikle, 8 Kongreyi şekillendiren aktif kadroların önemli bir kesiminin de içinde bulunduğu başkanlık kurulu üyeleridir.

Bu işlerin başarıyla tamamlanması, kongre hedeflerinin gerçekleşmesi, aynı zamanda başta PM olmak üzere kademe kademe tüm teşkilat ve üyenin de sorumluluğundadır.

Kongrede başarı ile çıkan liste de yer almayan kadrolar (ki bunlar da iddia sahibi partililerdi), “diğer liste”yi destekleyen üyeler de Parti yöneticilerinin ortaya koydukları her örgütsel çabayı desteklemek, Kongre hedeflerinin gerçekleşmesi için canla başla çalışmak, üzerlerine düşen sorumlulukları yerine getirmek zorundadırlar.

Partililik, dava adamlığı bunu gerektirmektedir.

Yani “biz seçilmedik, oynamayız” tutumu partili bir tutum olamaz. Bu kadrolar Parti üyeliğinin yüklediği görevlerin yanı sıra, parti faaliyetlerine katılmada, mali destek sunmada, partinin temel politikaları ve kongre hedefleri doğrultusunda Başkanlık Kurulunun ortaya koyacağı projelerde rol almada, onların her yürüyüşünde yanlarında durma ve destekleme konusunda özverili ve öncü olmalıdırlar.

Özelikle Kongreyi şekillendirenlerin ve seçilenlerin özerlerinde çok ciddi ve ağır bir sorumluluk olduğu unutulmamalıdır. Partide doğal olarak en önde, öncü olmaları beklenen bu kadroların evde oturup işi başkalarından beklemeleri “buyurun siz yapın “demeleri ne kadar yanlış ve işin tabiatına aykırıysa, seçilmeyenlerin de evde oturup seyretmekle yetinmeleri “hadi yapın da görelim” demeleri de o kadar yanlıştır ve Partiye zarar verecektir.

Diyaloğun önemi

Öte yandan şayet kongre sonrası yönetim mekanizmalarından uzak kalarak, atıl duruma düşen veya yaşanan yarışın doğası gereği kimi söz ve tutumlardan etkilenerek kırgın olan kadrolar varsa, onları ziyaret etmek, gönlünü almak, ikna ederek yeniden sürece katmak Başkanlık Kurulunun görevidir.

Yıllarca aynı idealler için birlikte çalışan arkadaşlar arasında, zamanla oluşan kimi ufak tefek pürüzleri gidermek için sıkı bir diyalog gereklidir ve bunu başarmak çok kolay olsa gerek…
Bu ihmal edilmemesi geren diyalog tüm aktif yoldaşlar için de geçerlidir.
Makul “eleştiri” veya “uyarı”ların partiyi aktifleştireceği, yanlışların, eksiklerin görülmesine vesile olabileceği akılda tutularak; Her “eleştiri” veya “uyarıyı” art niyetli olarak değerlendirmek yerine ciddiyetle ele alıp analiz etmek, sonuçlar çıkarmak ve partinin lehine bir basamak yapmak yaralı olacaktır.
Velev ki eleştiri ve uyarılar rahatsız edici dahi olsa…..

Yine, Partiye yeni katılanları veya yeni sorumluluk üstlenenleri asli görevlerine konsantre etmek yerine, yıllardır özveriyle çalışan, emek veren, partiyi bu güne taşıyan kimi kadrolara yönelik suçlayıcı bir üslupla karalama çabasına girmelerini teşvik etmenin partiye hatta buna tenezzül edenlere de faydası olmayacaktır.
HAK-PAR 18 yıllık bir partidir. Bu gün yönetim mekanizmalarında bulunanların ezici çoğunluğu da geçmişte yapılanların; başarı ve başarısızlıkların ortağı olan“eski kadrolar”dır. Buna rağmen henüz hiçbir katkısı olmayan kimi “yenilerin”, geçmişi reddeden, suçlayan, “hesap sorulacaktır” gibi uçuk tehditler savuranlarını görmemezlikten gelmeleri, hatta teşvik etmeleri anlaşılır bir durum değildir.
Kuruntulara kapılarak, imalar yolu ile birilerini suçlamak yerine Partiye zarar veren bir üye söz konusuysa “suçu” delillendirmek ve disiplin kuruluna sevkini sağlamak, hem başta gelen partili sorumluluktur hem de en doğru “hesap sorma” yoludur.
Bu gün “yönetimde bulunmayanlara” karşı geliştirilen “belgesiz” sanal, haksız suçlamaların,niyet okumaların kötü,çürütücü bir kültür yaratarak kısa sürede “yönetimde olanlara” yöneleceği unutulmamalıdır.
Partiyi yaralayacak, içe kapanmasına neden olacak bu tür söylemlerden kaçınılmasını sağlamak faydalı olacaktır.

Yöneticilerin önceliği; “gayretlendirmek, şekillendirmek”

Öte yandan, içinde bulunduğumuz salgın dönemi pek çok işimizi aksatmasının yanı sıra pek çok kadronun ruh halinin de bozulmasına neden olduğunu tespit etmekte yarar vardır..

Bazı yoldaşlarımızın, yanlış ve eksik bilgilenmeleri veya içinde bulundukları ağır ekonomik, ailevi ve diğer sıkıntıları nedeniyle zaman zaman “sıra dışı” söylemlerde bulunmaları, öfkeyle, gereksiz polemiklere girmeleri, sert incitici ifadelerle, üstelik sosyal medyada görüşlerini açıklamaya, tartışmalara yönelmeleri elbet nahoş bir durumdur. Ancak yapılması gereken bu kadro ve üyeleri “mahkûm” etmek, dışlamak değil, öncelikle yüz yüze görüşmek, dinlemek, bilgilendirmek, problemin çözümü için neler yapılabileceği konusunda birlikte kararlar vermek olmalıdır.

Kolay yolu seçerek nede olsa “muhalefet” söylemi ötekileştiricidir. Bu söylemin sürekli olarak canlı tutulması, her eleştirinin “muhalefet” parantezi içine alarak değerlendirilmesi partiye zarar verecektir.

Kongre bitti; Artık herkes üyedir ve aynı hak ve sorumluklara sahiptir.

Yönetim erkini elinde bulunduran arkadaşlara haddim olmadan Şeyh Edebali’nin çok bilinen nasihatinden bir bölümünü aktarmak isterim ki hoş görülü, sabırlı ve çözüm üreten olma sorumluluklarını her an akıllarında tutsunlar
Şeyh Edebali yeni “Bey” seçilen Osman’a şunları söyler;
"- Ey Oğul!
Beysin, bundan sonra öfke bize; uysallık sana... Güceniklik bize; gönül alma sana... Suçlamak bize; katlanmak sana... Acizlik yanılgı bize; hoş görmek sana... Geçimsizlikler, çatışmalar, uyumsuzluklar, anlaşmazlıklar bize; adalet sana... Kötü göz, şom ağız, haksız yorum bize; bağışlama sana..."
"- Ey Oğul!
Bundan sonra bölmek bize; bütünlemek sana. Üşengeçlik bize; uyarmak, gayretlendirmek, şekillendirmek sana..."
Bu sözler, bu yaklaşım tarzı her zaman, her yerde yönetim erkini elinde bulunduranların düsturu olmalıdır.
Hele ki dava adamlarının…

Elbet Partide disiplin de gözetilecektir. Ancak parti disiplini gözetilirken, 1980 den bu yana sürdürülen kirli savaş koşullarında, onun çürütücü etkisinden herkesin şu ya da bu şekilde etkilendiğini, kadroların kolay yetişmediğini, akıldan uzak tutmamalıyız.
“gayretlendirmek, şekillendirmek” yöneticilerin önceliği olmalıdır.

Bir dava partisi olan HAK-PAR’ı yönetenler, bırakın aynı fikirleri paylaşan farklı karakterde üyeleriyle, toplumumuzu oluşturan çok farklı kesimlerden gelen çok renkli karakterde insanlarla da birlikte çalışmayı başarabilmelidirler.

Şükür, bu güne dek bu konuda ciddi bir deneyimimiz mevcut ve işler birkaç küçük istisna hariç çok da olumsuz bir noktada değil.
Ancak sorunlar da yok diyemeyiz.

Bazı tespit ve öneriler;

Ne yazık ki parti kadrolarının ağırlıklı bir kesimi, kongrenin kendilerine yüklediği sorumlulukları yerine getirmek, örgütü bu görevler için motive etmek gibi acil işlere yoğunlaşamadılar.
Bunun pek çok nedeni olabilir. Muhtemelen en önemli ve görünür olanı tüm dünyayı kasıp kavuran salgın sürecidir.
Kongreyi takip eden aylar ki örgütsel motivasyonun, heyecanın en yüksek olduğu kasım, aralık, ocak, şubat ve mart ayları iyi değerlendirilemedi.
Mart ayında ise Türkiye tüm dünyayı saran korona virüs vakası ile yüzleşti ve nisandan itibaren de bir dizi kısıtlama, yasak ile sosyal hayat aşamalı olarak sınırlandırıldı.

Türkiye’deki tüm partiler genel merkezlerini aktif halde tutarken,(örneğin Şubat 2020 tarihi itibariyle 348 üyeye sahip olan TİP bu süre içinde ciddi bir üye kampanyası yaparak ve planlı bir çalışma sergileyerek 56 ilde teşkilatlanmasını bitirdi ve seçimlere katılma yeterliliğini sağladı) HAK-PAR ise genel merkezini, parti teşkilatlarını kapattı, tüm etkinliklerini erteledi.

Aslında sadece kitlesel etkinlikler veya kalabalık toplantıların kısıtlanmasına gidilebilir, parti binaları sokağa çıkma yasaklarının kaldırıldığı zamanlarda dönüşümlü olarak açık tutulabilirdi, ancak yönetim tüm teşkilatların kapatılmasını uygun gördü. İletişimi Watshap gurupları ile sınırlandırdı.
Son dört ay HAK-PAR açısından büyük bir kayıp oldu. Doğal olarak örgüt içe kapandı. Motivasyon düştü.

Şimdi yasaklar, kısıtlamalar esnedi.
Artık harekete geçmenin ve bu dört ayın yarattığı boşluğu telefi etmenin yollarına bakılmalı, hızlı bir biçimde eksiklikler giderilmelidir.

HAK-PAR da yeni sürece uygun yapılanma potansiyeli elbette vardır.
Hatta kongrenin çizdiği hedeflere çok kısa bir sürede ulaşabilme olanağı da…

Sadece Ağrı ilimiz de meydana gelen olumlu gelişmeler, Partimize katılımlar ve çevre illerin örgütlenme faaliyetlerinde ulaşılan seviye bunun en açık göstergesidir.
Bu olumlu örnek diğer tüm illere de sirayet ettirilmelidir.
Küçük, ancak samimi bir çabanın ne kadar ön açıcı gelişmeleri tetiklediğini sevinçle görüyoruz.
Başta yönetim mevkiindeki arkadaşlar olmak üzere herkes sorumluluğunu yerine getirirse başarı kendiliğinden gelecektir.
Polemiklerle, partiye hiçbir getirisi olmayan atışmalar, suçlamalarla, sosyal medya “aktiviteleriyle”, sonu gelmez, sonuç çıkmaz, defalarca denenmiş “ulusal birlikçilik” skeçleriyle vakit geçirmek, hele hele “eli işte, gözü oynaşta” Türkiyelileşmecilere aşık “Kürdistani” kadroları bir araya getirmeye çalışmakla oyalanmak yerine; iş yapılmalı, üye kampanyalarına, teşkilatlanmaya yoğunlaşılmalıdır.

Ulusal birliğe en büyük katkı yurtsever bir platform olan HAK-PAR’ı büyütmek ve güçlü, istikrarlı bir seçenek haline getirmek olacaktır.

Geçmişin onca deneyimi ve birikimini yok saymak yerine onun tüm olumlu mirasını sahiplenerek bu gün var olan eksikliklerin nasıl giderileceğine yoğunlaşmalıdır.

Öncelikle genel merkezin güçlendirilmesi, daha aktif ve işlevsel hale getirilmesi mutlaka başarmalıdır. Genel Başkan en azından Kongre hedefleri gerçekleşinceye kadar mutlaka Genel merkezde bulunmalıdır. Sadece 1 yönetici bırakarak, telefonla, whatsapp ile Genel merkez işlevini yerine getiremez.
Başkanlık kurulu üyeleri ile PM üyelerinden ihtiyaç duyulan kadar görevli dönüşümlü de olsa Genel merkezde bulunmalıdır.
Genel Merkezde oluşturulacak bu ekipler raporlar, broşürler hazırlayarak, bir plan dahilinde sivil toplum örgütlerini, kimi partileri, basın kuruluşlarını, konsoloslukları ziyaret etmeli, raporları, broşürleri sunmalı, parti politikalarını anlatılmalı,tüm pratik medya kanallarında da paylaşılmalıdır.
Bu ziyaret pratiği, yurt dışı örgütlerimiz, il ve aktif ilçe teşkilatlarımız tarafından da yapılması teşvik edilmelidir.

Genel başkan, başkanlık kurulu üyelerinden de kimi arkadaşların katılacağı heyetler oluşturarak yurt içinde tüm aktif teşkilatları, teşkilatlanma hedefindeki kimi ileri, buralarda ki parti üyeleri, parti dostlarını ziyaret etmelidir. Öyle ki yüz yüze görüşülmemiş, katkısı, desteği, düşünceleri istenmemiş bir tek dost bile kalmamalı.

Yurt içinde iyi planlanmış bir mali kampanya başlatılmalı ve kısa sürede sonuçlandırılmalıdır.
Her, PM üyesi hata her aktif üye bu mali kampanyaya mutlaka katkı sunmalıdır.
Aynı şekilde Yurt dışındaki partili arkadaşlarımız ve parti dostları da işin ehemmiyetini göz önünde bulundurarak çok daha ciddi bir fedakarlıkla genel merkezi destekleyen kampanyalar yürütmelidir.

Bir yandan yeni teşkilatlar kurarken, kurulacak il’e mutlaka merkezi kadrolardan birkaç görevli tayin edilmeli, atama evraklarının tesliminde, kongre süreçlerinde bu arkadaşlar işin başında olmalı, yerel kadrolara moral vermeli,motivasyonlarını arttırmalıdırlar.
Geçmişte atanan, aktif halde olan 100’e yakın teşkilattan Kongre tarihleri gelenlerin yeniden kongrelerinin yapılması planlanmalı ve bunun için merkezi kadrolar görev bölümü yapmalı, seferber olmalıdır.

Başka kesimlerin dayattığı gündemlerin bir parçası olmamaya özen göstererek
HAK-PAR’ı öne çıkaran, “özgün”, gerçekleştirilebilir,kitleselliği gerektirmeyen, “pandemi” sürecine uygun eylemlilikler planlanmalı ve adım adım pratiğe geçirilmelidir.

Örgütü ve kadroları yeniden mutive etmek, teşkilatlanma konusuna yoğunlaşmalarını sağlamak açısından bunların önemli olduğunu düşünüyorum.

Dikkat edilirse, Kürt toplumunu, siyaset alanını bloke eden yapılarda gözle görülür bir erozyon ve zayıflamanın sürdüğü fark edilecektir. HAK-PAR politikalarının hayatın akışı içinde giderek daha çok öne, bilince çıkıyor olması gibi…

Kürt siyasetini maniple eden vesayet odaklarının kirli, karanlık, Kürt karşıtı politikaları daha çok deşifre oluyor.

Yurtsever hareketin güçlenmesini sınırlayan bu blokajların zayıflaması, görünür olma, daha yaygın teşkilatlanma ve güçlü bir seçenek haline gelebilmek için önemli bir fırsattır. Geçmişe kıyasla daha rahat çalışma olanaklarının oluştuğu bu koşullar iyi değerlendirilmeli.
HAK-PAR bir an önce içe kapanma durumundan çıkmalıdır.
Print