2020-10-25
Skip Navigation Links
Destpêk/Anasayfa
Pêwendî/İlişki
Lînk
Skip Navigation Links
Video
Album
Arşîv
Mehmet TIRAŞ
 
GÜNDEMDEN KAÇIRILANLAR
2020-09-14 21:58
Mehmet TIRAŞ

Mehmet TIRAŞ



Ülke de öyle olaylar ve sorunlar yaşıyoruz ki hangisini öne almakta zorlanıyor ve insanlığımızdan utanıyoruz.
Yukarıda gördüğünüz fotoğraf 4 Eylül 2020 Tarihinde Sakarya’nın Ortaköy ilçesine bağlı Sırt mahallesinde Mardin’den fındık toplamaya gelen ve bahçe sahibi ile aralarında çıkan tartışmadan sonra;bahçe sahibinin çocukları ve yakınları tarafından kadın-çocuk-yaşlı demeden saldırıya uğrayan Kürt işçilerden 14 yaşındaki Şilan isminde kız çocuğuna bir alçak tarafından atılan yumruğun görülen küçük bir karesi bu.
Sakarya’da Kürtlere yönelik bu olay ne ilk ne de son olacak gibi.
Sakarya’da 2017 yılından bugüne kadar Kürtlere ölümlü ve yaralama olmak üzere bugüne kadar 7 saldırı olmuş ve bu son saldırı da sekizincisi oluyor.
Duvar Gazetesi Yazarı İrfan Aktan 7 Eylül 2020 Tarihli “İğrençlik Gücü” başlıklı yazısında Sakarya’da Kürtlere yapılan saldırıların bir sistematik olarak yürütüldüğünün kronolojisini çıkartmış.İrfan Aktan’ın yazısını okuyunca son Kürtlere yapılan Sakarya’daki saldırının bir münferit olmadığı ve planlı programlı yürütüldüğünü biz ve onlar söylemiyle toplumu ayrıştıran, zehirleyen dilin Sakarya’da toplumu nasıl ayrıştırdığını ve çatışmaya dönüştüğünü görüyoruz.
Kürt işçilere yapılan bu saldırıyı besleme basın görmez iken; iktidar çevreleri de her zaman olduğu gibi Kürtlere yapılan Sakarya’da ki bu ırkçı saldırıyı münferit bir olay diye geçiştirdi.
Bizde yukarıda gördüğünüz vahşetten yola çıkarak ülke gündeminde olması gereken ama kaçırılan olay ve sorunları gündemde tutmaya çalışacağız.
Olay Sakarya’nın Ortaköy ilçesine bağlı Sırt mahallesinde oluyor.
Mardin Mazıdağ Yücebağ(Keleke) köyünden 16 Kürt işçisi fındık toplamaya gelen 16 Kürt işçisine yapılan saldırı sonucu işçiler memleketlerine dönüyor ve Mazıdag devlet hastanesinden darp raporu alıyorlar ama darp edilen işçilerle görüşmek isteyen basın mensuplarını köye sokmadılar ve saldırıya uğrayan işçileri de köyden dışarıya çıkartmadılar. Malum yine pandemeyi gerekçe gösterdiler.
Besleme basının yine gündemden kaçırdıklarından biri de..
Muhalefetin her demokratik talebi ve eylemi pandemiye takılırken;Ankara Mamak Belediyesi Ayasofya’nın ibadete açılışı için Mamak’tan 65 otobüs dolusu insanı tahmini 3 bin kişiyi İstanbul’a Mamak Belediye Başkanının yolcu ettiği görüntüleri yayınlandı ve bu haberi ne Mamak Belediyesi ne de iktidar çevrelileri tekzip etti.Ne de besleme havuz medyası haber yaptı.
Övünerek anlatıyorlardı ya 350 bin kişi Ayasofya camisine akın etti meydanda namaz kılınacak yer kalmadı diye..Meğer etraf illerden belediye araçlarıyla bindirilmiş kıtalar olarak insanları İstanbul’a taşımışlar.
Toplumun sağlığını hiçe sayan her akşam sağlık bakanı tarafından açıklanan Virüs rakamlarının da doğru olmadığı ortaya çıktı.
Aylarca ölü sayısını Bakanlık 18 ile 20 kişi gösteriyordu.. Birden son bir hafta da ölü sayısının ortalama 50’nin üzerinde çıkması toplumda panik yarattı.
Sağlık bakanı 6 ay sonra ilk defa Türk Tabipler Birliği(TTB) ile görüşmesi de manidar değil mi?Sağlık bilim kuruluna TBB’liği alınmamıştı.
Aylardır TTB’liği ve TTB’liğne bağlı Tabip odaları Sağlık bakanlığının ölü ve hasta verilerinin doğru olmadığını açıklıyor bakanlık tarafından da yalanlanmıyordu Tabip odalarının rakamları. Bunları da hiç görmedi besleme medya.
Cumhur İttifakının ve Akp’lilerin yapacağı miting ,gösteri,kutlama,toplantı, düğün ve nişan gibi etkinliklere hiç bir kısıtlama yasak getirilmiyor.. 350 bin kişi ile Ayasofya’yı ibadete açıyorlar, binlerce kişi ile Giresun’da Partili Cumhurbaşkanı miting yapıyor.. Dahası Kocaeli Milletvekili Cemil Yaman Oğlunun düğününe bin 500 kişiyi davet ederek sosyal mesafeyi hiçe sayarak düğün yapıyor, bunlara ne bir sınırlama ne de pandemi yasağı var!. Besleme basından da ses yok.
Ama Akp’ye biat etmeyen ve muhalefet eden meslek kuruluşları ve muhalefet partilerin her türlü kutlamaları ve yürüyüşlerinde pandemi karşılarına çıkıyor.
Baro başkanlarının Ankara’ya sokulmaması ve 30 Ağustos Zafer bayramının kutlamasına getirilen kısıtlamalar bu rezaletin birkaç örneği.
Bu iki yüzlülüğü kitabın ortasından yazan bir avuç muhalif medya bunları gündeme getirirken; bu haberlerden rahatsız olan RTÜK, besleme basına benzemeyenlerin ensesinde boza pişiriyor Tele-1’e verdiği 5 günlük ekran karartma cezası tam bir hukuk tanımazlığı ortaya koyuyordu. Yine besleme basın meslek dayanışması göstereceğine meslektaşlarını,çalıştıkları gazete ve televizyon kanallarını hedef göstermekten geri kalmıyorlardı.
Barış ve KHK’lılara adalet diye demokratik haklarını kullanmak için 2 Eylül’de Kadıköy’den Ankara’ya yürümek isteyen;üç barış severden KHK’lı olmayan Cevval adam Resul Kalyoncu,KHK’ lı Cemal Yıldırım ve Muhammed Semih Karaoğlu’nu polis yürütmedi.. Ama bu üç yiğit barış sevdalısı ilçeden ilçeye, ilden ile otobüs ve özel arabalarla 5 ekipten oluşan polis eşliğinde geceleri kamp yaparak en sonunda Ankara’ya beş günde vardılar ama hemen polis tarafından gözaltına alınarak altı saat gözaltında tutulduktan sonra serbest bırakıldılar.. Sağ olsun devletimiz ülkenin ali menfaatlerinin düşünerek bu üç barış için yürüyenlere dava açmayı ihmal etmediler. Bu üç arkadaşın eylemine bir avuç KHK’lı,barış ve adalet isteyenler yanlarında yer alırken, HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu bu üç barış ve adalet savunucusu yürekli insanları yalnız bırakmadı.Bu üç barışçının eylemini hiçbir medya haber yapmazken kamuoyu bu insanların duyarlılığını sosyal medyadan haberdar oldu.Bu arkadaşlar üç kişiydiler ama binlerce insana ateşin varda karanlıkta niye oturuyorsun babında bir mum yaktılar.
Akp’nin Tarikatsız ve cemaatsiz siyaset yapamayacağı bir kez daha ortaya çıktı.
Uşşak Tarikat Lideri Fatih Nurullah’ın müritlerinden birinin 12 yaşındaki kız çocuğuna cinsel tacizde bulunması ve tutuklanması ile ortaya çıktı. Bu tarikat lideri Akp hükümeti tarafından protokollerde ağırlandığı Akp’yi öven konuşmaları ve boy boy fotoğrafları ortaya çıkınca..
Bu sapık tarikat şeyhi hakkında çıkan medyadaki haberlere mahkeme kararıyla yayın yasağı getirildi.Neymiş efendim bu kişi üzerinden din zarar görüyormuş.
Şuan devlet kadroları liyakat sahibi kişilerden değil de tarikat ver cemaatçilerden oluşuyor. Yeteneğin yerini mülakat yöntemiyle torpil almış durumda.Tarikatların ilk kadrolaştığı yer Diyanet oluyor orada bir müddet kaldıktan sonra, diğer devlet kurumlarına geçiyorlar.. DİB’lığı tarikatlar ve cemaatler için devlette kadrolaşmanın sıçrama tahtası olarak kullanılıyor.Diyanet her yıl devletten 10 bin kişilik kadro istemesi bu iddiayı teyit etmiyor mu?
Asırlık bir tarihi olan Heybeliada salgın hastanesinin kapatılarak Diyanete devredilmesini de tesadüf öğrenmiş olduk.
Diyanet o kadar siyasallaştı ki protokoldeki yeri 50.sıradan 10’cuya getirildi.Eğitimden sağlığa,konut kredi faizinin haram olmadığına fetva veren referans gösterilen bir kurum durumunda.Diyanetin bütçesi 8 bakanlığın bütçesini geride bırakırken Diyanet iktidara öneri getiren; İmam hatip öğrenci sayısının bir buçuk milyondan 3 milyona çıkartılması konusunda görüş belirtmesi tesadüf bir öneri olmasa gerek.Diyanet cemaatine fakirliği överken Diyanet başkanı bir milyon Liralık arabaya binmesi de vaazıyla tezat oluşturuyor.
Bu ülkede devlet eliyle ortadan kaldırılan veya gözaltında kaybolan 806 haftadır İstanbul’da oğlunu,eşini ve kardeşini arayan, Cumartesi Annelerinin çığlığına ses vermesi gereken İçişleri Bakanı Cumartesi Annelerini paçozlar(Güzelliğini yitirmiş yaşlı orospu) diye hakaret ediyor.Edep yahu demekten başka bir söz bulamıyoruz.Besleme basın yakınlarını arayan Cumartesi Annelerinin yürek yakan eylemlerini görmezden gelmeye ve gündemden kaçırmaya devam ediyor.
Besleme basının yine görmediği ve göstermediği iş cinayetleri ve kadın katliamlarına bir göz atalım.
Bu ülkede her gün 5 işçi iş kazası altında ölürken 7 işçi sakat kalarak iş göremez duruma düşüyor Akp’nin 17 yıllık iktidarında 21 bin işçi hayattan koparıldı.
Yine bu ülkede her gün bir Kadın tanıdığı bir erkek tarafından katledilirken;tarikatların ve cemaatlerin öncülük ettiği dinbazlar ‘İstanbul Sözleşmesi’nin kaldırılması için hükümete baskı yaparken ;buna besleme basının dinci kolu gazetesi ve televizyon kanalıyla canhıraş öncülük ediyor.
Muktedirin talimatı ile İstanbul ve Ankara ile başlayıp 10 ili kapsayacak Saray’a bağlı Özel timlerin kurulması besleme basın tarafından hiç haber yapılmaması tesadüf olabilir mi?
Gündemden düşmemesi gereken ekonominin gündeme gelmemesi için besleme basın ve iktidar toplumu ilgilendirmeyen gündemler belirliyor; Ayasofya’nın ibadete açılması,yeni bir doğal gaz bulduk müjdesi ve sonunda idamı gündem yapmaları gibi.
Biz yazımıza besleme basının ve iktidar çevrelerinin gündemden kaçırdıkları, toplumun en önemli sorunu olan ekonomide ki sıkıntıları gündemde tutmaya çalışarak sonlandıralım.
-10 milyon işsizin 7 milyonu genç nüfustan oluşuyor.
-2002 yılında Toplumun en varlıklı kesimi milli gelirin yüzde 39’nun alırken aynı kesim 2019 yılında milli gelirin yüzde 54’nü alıyor.
-12 milyon emeklinin 8 milyonu 2 bin Lira ile geçiniyor.
-6 milyon çalışanın asgari ücretten maaş aldığı..
-20 milyon insanın açlık sınırında yaşadığı 50 milyon insan yoksullukla boğuştuğu ülkede .
-Talimatla enflasyon rakamlarını açıklayan TÜİK’i, marketler ve pazarlardaki etiket fiyatları külliyen yalan diyor.
-Altın ve döviz tüm zamanların rekorunu kırmakla kalmıyor kendi rekorunu ekarte etmeye devam ediyor.
-TL son yedi ayda Dolar karşısında yüzde 23, Avro karşısında yüzde 28 değer kaybetti ama besleme basın bunu tartışmak şöyle dursun haber bile yapmadı.
Neden bu ülkede siyasetçiler zenginleşirken vatandaşın yoksullaşması gündem olmuyor?
Gündemde olması gereken Ayasofya’nın ibadete açılması mı, idamın uygulanması mı yoksa;yoksulluk,işsizlik hayat pahalılığı ve Adaletsizlik mi olmalı?
------------------------------------------------
13 Eylül 2020

Print