2021-03-06
Skip Navigation Links
Destpêk/Anasayfa
Pêwendî/İlişki
Lînk
Skip Navigation Links
Video
Album
Arşîv
Arif Sevinç
 
ABD Başkanı Jeo Biden ve Kürtler
2021-02-03 20:00
Arif Sevinç
ABD tarihinin en sıradışı başkanı Donalt Trump seçimi kaybetti.

Seçim sonuçlarını kabul etmeyen, taraftarlarını Kongre binasını basmaya yönlendiren Trump, tüm dünyayı şoke eden olayların ardından, mecburen koltuğunu Jeo Biden’e devretti.

2015 yılında Obama’nın Başkan Yardımcısı iken Sayın Mesut Barzani’ye "Sayın Başkan, müsterih olun. İkimizin de ömrü Kürt devletini görmeye yetecektir” diyen Jeo Biden ABD’nin 46. Başkanı oldu.

Pek çok siyasi gözlemci, JeoBiden’ın Kürt meselesinde olumlu bir politika izleyeceği umudunu taşıyor.

Biden’in Sayın Mesut Barzani ile sıcak, dostluk ilişkileri var.

O torununu Barzani ile tanıştırırken şu sözleri sarfetmişti; “Anlattığım başkan bu, yıllardır Irak ve bölgede önemli dosyalarla ilgili kendisiyle bağlantımız var, bölgede eşi benzerine az rastlanır. Çünkü halkının mücadelesine derin bir inançla bağlı. Kendi görüşüne ve sözüne sahip bir lider. Sözleriyle yaptıkları birdir. Söylediğini yapan, yaptığını da söylemekten çekinmeyen bir şahsiyettir”

Biden, hem bir Kürt dostu hem de Ortadoğu’nun en kilit problemi olan Kürt meselesini yakınan çalışan, bilen, çözümü konusunda iyi niyetli girişimleri olacağına inanılan biri.

Ancak başta Kürt meselesi olmak üzere Ortadoğu’daki tüm problemlerin çok karmaşık, çok yönlü ve derin olduğunu, nerdeyse tüm büyük güçlerin dahil olarak çözümsüzlüğe ittiğini hatırlamak gerek.

İyi niyet ve dostluğun tek başına yetmeyeceğini, esas olanın ABD’nin ekonomik çıkarları ve başta İsrail’in güvenliği olmak üzere bölgeye yönelik temel politikaların olduğunu gözden kaçırmamak gerek.

Hatırlanacağı üzere Bush döneminde Kürtlerin de önünü açan sert politikalar bölgede statükonun değişeceği umudunu yeşertmiş, Irak’ta Saddam rejiminin devrilmesi ile Kürtler federal bir statüye kavuşmuştu. Ardından bölgede Arap baharı olarak başlayan hareketler kısa sürede diktatörlükle yönetilen rejimleri çökertecek fırtınaya dönüşmüş, Suriye dahil pek çok ülkeyi etkilemiş, tüm statükoyu sarsacak niteliğe bürünmüştü. Ancak bu durum fazla sürmedi.

Suriye de 2011 de başlayan iç savaş, Rusya’nın bölgeye askeri olarak yerleşmesini de sağladı.

2015 yılında İran’a yönelik yaptırımları kaldıran nükleer anlaşmayı imzalayanObama’nın Ortadoğu’danda çekilme siyaseti nedeniyle bölge yeniden kaosa sürüklendi ve İran’ın yayılmacı siyasetine açık hale geldi.

Obama’nın Ortadoğu’dan çekilme siyasetini sürdüren Trump da “Önce Amerika” siyasetine uygun olarak Suriye’den çekileceğini açıklamış Fırat’ın doğusunu Türkiye’ye açık hale getirmişti.

Trump Bölgeden çekilme kararını açıklarken bölgenin terörden arındırılması görevini Türkiye’ye vermekte, bu işin finansmanınıda Suudi Arabistan’a yüklemekteydi.

Bu kaos ortamında, Suriye’de Kürtlerin bir statüye kavuşmasını “beka sorunu” olarak gören Türkiye Fırat’ın batısını kontrol altına almak için Fırat kalkanı, Zeytin dalı, Barış Pınarı gibi çeşitli askeri harekatlar düzenledi.Afrin, Azez, Tel Rıfat ,ElBab, Cerablus,GirêSipi, Serekaniye gibi yerleşim yerlerini işgal etti.

Türkiye’nin Fırat’ın doğusunda da konumlanma arzusu, bölgedeki “yerel güç olan” PYD ile çalışmayı sürdüren Pentegon’dan onay görmedi.

Trump’ın bölgeyi Türkiye’ye açan politikası, yani Fırat’ın doğusunu özellikle Rakka petrol bölgesini elden bırakmanın İran ve Rusya’nın güçlenmesine, İŞİD’in tekrar harekete geçmesine neden olacağını düşünen Pentegon tarafından işlevsiz hale getirildi.

Özetle Biden‘ın bu gün devraldığı Ortadoğu 2015 teki durumdan çok uzak.

Biden’ın gerek Barack Obama gerekse Trump dönemlerinde özellikle Ortadoğu’da İsrail’in güvenliğini esas alan, İran’ın etkisizleştirilmesi ve Arap ülkeleri ile sürdürülen dış politikada radikal bir değişikliğe gideceği beklenmiyor

Ancak İran’ın Irak’ta ki hakimiyetini sınırlamaya yönelik politikaların öne çıkacağını düşünmek yanlış olmaz.

Biden’deTrump döneminde İran’a yönelik gerçekleştirilen yaptırımları devam ettirecek ve Irak’ta istikrarın sağlanmasında kilit bir role sahip olan Kürtlerle ilişkilerinde çok daha olumlu bir rota izleyecektir.

Irak’ta hakimiyeti sınırlanacak Tahran’ın Güney Kürdistan yönetimi üzerindeki baskısı da hafifleyecektir. Keza Türkiye’nin bölgeye askeri müdahalelerinin de önüne geçilecektir. Bağımsızlık referandumu sonrası kıskaca alınan Güney Kürdistan yönetiminin rahatlaması, Irak Merkezi Hükümeti ile sorunlarını müzakere ederek çözme yolunu açacaktır.

Biden yönetimi ile ilişkiler, Türkiye’yi insan hakları konusundaki giderek kötüleşen karnesini düzeltmesi, Kürt sorununun “güvenlikçi politikalar ekseninde” tutulmasından uzaklaşılması yönünde teşvik edecektir.

Öte yandan Biden yönetimi Suriye’de, kontrolü atında tuttuğu Batı Kürdistan ve Rakka bölgesinde “askeri bürokrasi ve CİA”nin izlediği politikayı da ana hatlarıyla sürdürecektir.

Suriye Demokratik Güçleri SDG ye askeri yardım artarak devam edecektir. Biden yönetimi de çok az askeri güçle ve düşük maliyetle çok geniş bir alanı kontrol etmenin ancak SDG ile mümkün olduğunu bilerek bir yandan silah sevkiyatını sürdürecek öte yandan SDG nin PKK ile olan bağlarını zayıflatacaktır.

Bu yolla SDG dokularında var olan İran/Esed rejiminin etkileri minimize edilecek,Türkiye gibi bir müttefikinin şahlanan “kaygıları” da törpülenecektir.

Biden yönetiminin,2014 Duhok mutabakatı çerçevesinde,başını PYD’nin çektiği PYNK ile ENKS arasındaki müzakereleri teşvik etmesi, Roj Peşmergelerinin dönmesi, bölgenin yönetilmesi ve savunulması konularında daha etkili bir yönlendirici olması beklenebilir.

Özetle Ortadoğu sorunları konusunda uzman, üstelik Kürt dostu bir başkanın ABD yönetiminin başında olması olumludur.

Bunun pozitif etkilerinin olacağı beklenebilir.

Ancak belirleyici olan Kürtlerin izleyeceği siyaset olacaktır. Kürtler kendi ulusal çıkarları ile bölgede Kürtleri de statüsüz bırakan mevcut statükodan, değişimden yana büyük güçlerin menfaatlerini paralel hale getirme ustalığını göstermelidir.

Ülkelerini aralarında paylaşan devletlerin, sömürgeci rejimiyle aralarına mesafe koymadan, bu devletlerin Kürt karşıtı politikalarının taşeronu olmaktan uzaklaşmadan, ulusal meselelerde ortak hareket etmeyi başaramadan mevcut durumlarını/statülerini dahi koruyamayacaklarını bilmelidirler.

Kim başkan olursa olsun ABD önce kendi çıkarlarını gözetir.

Kürtler önlerine makul, meşru, akılcı bir siyaset koymazsa Jeo Biden’in değil torunlarının bile ömrü Kürt devletini görmeye yetmeyebilir.

Print