2021-10-23
Skip Navigation Links
Destpêk/Anasayfa
Pêwendî/İlişki
Lînk
Skip Navigation Links
Video
Album
Arşîv
Sultan Söylemez
 
Biz Bunlara Alışmayacağız!
2021-08-07 17:55
Sultan Söylemez
Son günlerde ülkenin heryerinde ormanların içindeki canlıların yanması karşısında üzülüp, tedbirsizliklere isyan edilirken, diğer tarafta yaşanan ırkçı saldırı ve katliamlar, son olarak yine bir kadın cinayeti, toplumsal ilişkilerdeki ciddi hasarı bir kez daha gözönüne serdi.

Büyük ölçüde iklim koşullarına bağlı, ancak şaibelerin de konuşulduğu orman yangınlarından bile ırkçı bahaneler üreterek Manavgat"ta Kürdlere yapılan saldırılar, Meram"da yine Kürdlere yönelik katliamlar, birçok yerde mevsimlik Kürd işçilere yönelik linç girişimleri ardarda gerçekleşti. Yine bir kadın katledildikten sonra, canice, parçalara ayrılıp üstü örtülmeye çalışıldı.

Ve ne yazık ki, bu olayların hemen hepsi sürekli tekrarlanıyor. Ülkeyi yönetenler, bunların önlenmesi için bir adım attığını idda edebilecek mi! Ama biz görüyoruz ki, maalesef hemen her konuda bir ileri, iki geri ilerlemeye çalışılmaktadır.

Örneğin, bugünkü iktidar ilk zamanlarında Kürdçe TV kanalı açıp, Kürdlerin temel hakları konusunda iyimser bir hava yarattı, ancak bugün nerdeyse yine Kürdçe konuşmayı engelleme noktasına geriledi.

Kadınlara yönelik suçları önleme konusunda iyimser adımlar atıldı ancak İstanbul Sözleşmesi"nin ilk imzalayıcısı olan yönetim, kendi imzaladığı sözleşmeden usulsüz şekilde imzasını çektiğini açıkladı. Kadın örgütlerinin hazırladığı raporlarda; İstanbul Sözleşmesinden imzanın geri çekildiği açıklamasından sonra kadına yönelik suçlarda ve kadın cinayetlerinde artış olduğu ve son dört ayda 137 kadının öldürüldüğü ortaya çıkmıştır. Bu da gösteriyor ki, sözleşmeden çıkılmış olması , toplumda kadına yönelik şiddetin meşru olduğu ve cezasız kaldığı algısı yaratmıştır. Buna örnek olarak en son, daha önce Aleyna Çakır cinayetinden sorumlu Ümitcan Uygun, şimdi de Esra Hankulu"nu katletmiştir.

Geçtiğimiz Temmuz ayında da 20 kadın öldürüldü. Yine çok yakın bir tarihte Azra Gülendam Haytaoğlu"nun parçalanmış bedeni gizlendiği yerde bulundu. Yine toplumsal kabul olan ve sistemin durmadan beslediği, kadın iradesini, varlığını kendi egemenliğinde gören bir erkek tarafından tasarlanıp planlanarak katledildi Azra Gülendam Haytaoğlu.

Yine son zamanlarda çocuk ve kadınlara yönelik taciz suçlarında ispat şartının getirilmeye çalışılması kadın ve çocuklara yönelik suçlarda cezasızlık algısını güçlendirmiş, suç faillerini cesaretlendirmiştir. Bununla yetinmeyen yönetim erki ne yazık ki hala, kadınları korumaya yönelik yasaları etkisizleştirme çabalarını da sürmektedir

Geçmişte Kürdlere yönelik saldırı ve katliamlar bugün de aynı saiklerle devam ediyor, sorumlusu elbette bunun çözümü için çaba göstermeyen yönetim erkidir. Anlaşılan o ki, ret ve inkar tutumunun artık işe yaramıyacağını idrak edememişler.

Biz bunlara alışmayacağız!

Bu ülkede her bir insanın temel haklar çerçevesinde, özgür ve eşit bireyler olarak, doğaya zarar vermeden, doğayla uyumlu yaşamalarını sağlayacak adımlar atmak yönetim erkinin sorumluluğudur. Bunu yapacak yetkileri var, yeter ki bu cinayetleri durdurma ve insan ve doğa yararına işler yapma iradesi tercih edilsin. Buradan hareketle;

Kadın ve çocukları korumasız bırakan, onlara karşı işlenen suçların önünü açan ve suçluları cesaretlendiren adımlar atmaktan vazgeçerek, İstanbul Sözleşmesi"ni yürürlüğe koymalı ve bununla uyumlu hukuki düzenlemeleri yaparak hayata geçirmelidir.

Kürdlerin eşitlik temelinde özgür yaşayacakları anayasal değişiklik ve düzenlemleri yapmak için bir an önce adımlar atılmalı ve toplumsal uyum için hiç vakit kaybedilmemelidir.
Print