2022-08-09
Skip Navigation Links
Destpêk/Anasayfa
Pêwendî/İlişki
Lînk
Skip Navigation Links
Video
Album
Arşîv
Kemal Burkay
 
İNSANLAR VE TARİH 3. Bölüm - ÜLKENİN YÜZYÜZE OLDUĞU SORUNLAR VE ÇÖZÜM YOLLARI
2021-08-09 16:08
Kemal Burkay
Birinci bölümün başında Marks’ın ünlü bir sözünü vermiştim: “İnsanlar kendi tarihlerini kendileri yapar.”

Fazla ötelere gitmeden şu anda yaşadığımız ülkeden söz edelim. Olup bitenler, ülkenin yüz yüze olduğu sorunlar kimin eseri?

Küçüklü büyüklü bir dizi sorunla boğuşuyoruz.

Bunların başta gelenlerinden biri ekonomik sorun. Ülke halkının önemli bir bölümü için İşsizlik, yoksulluk… Elbet herkes için değil; üç-beş işi olan, yedi sülalesine yetecek kadar yükünü tutan da var. Demek ki sorunlardan biri de gelir dağılımı sorunu.

Şu pandemi döneminde ekonomik sorunun önemi bir kat daha hissedilir oldu. Pek çok işyeri iş yapamaz oldu ya da kapandı, işsizlerin sayısı kat kat arttı. Fiyatlar yükseldi, yoksulluk arttı.

Bu dönemde ekonomik durumu iyi olan ve görece olarak tedbirlerini almış olan ülkeler zor duruma düşen yurttaşlarına destek oldular. Ötekilerse bir bakıma onları kendi hallerine bıraktılar. Türkiye bu alanda iyi bir sınav veremedi.

Bu dönemde bir de ülkeyi saran yangınlar, yaşanan zor duruma tuz biber ekti.

Peki Türkiye’nin bu zorluklarla başa çıkacak olanakları yok mu? Besbelli var. Eğer başa çıkılamıyorsa, ekonomik durum iyi değilse bunun baş sorumlusu dünden bugüne süregelen kötü yönetimdir ve adil olmayan gelir dağılımıdır.

Örneğin Türkiye Cumhuriyeti kurulduğu günden beri bir “Kürt sorunu” yaşıyor ve kaynakların önemlice bir bölümü bu işe gidiyor. İmparatorluğun son yüzyılını da dahil edersek bu iki yüzyılı aşan bir sorun.

Bu sorun zamanında çözülemez miydi? Bugüne kadar sürüp gelmesi kaçınılmaz mıydı? Besbelli değil.

Osmanlı imparatorluğunun da Çarlık Rusyası gibi sınırları içinde farklı diller konuşan, farklı inançta birçok halk vardı. Bu halkların özgür olduğu elbet söylenemezdi. İkisi de 20. Yüzyıl başlarında çöktüler. Ama çöküş süreçleri farklı oldu.

Çarlık Rusyası’nda, 1917 Ekiminde Lenin’in önderliğinde yaşanan sosyalist devrimin ardından milletler sorunu barışçı ve adil biçimde çözüldü. Yeni oluşan Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Birliği (SSCB) sınırları içinde 16 cumhuriyet, pek çok otonom bölge ve eyalet barındırıyordu. Bu cumhuriyetlerin, otonom bölgelerin halkı kendi kendilerini yönetiyorlardı. Kendi parlamentoları ve hükümetleri vardı. Dilleri resmi dil ve eğitim dili idi. Öyle ki kendi dillerinde alfabeleri, yani yazılı dilleri olmayan kabile halklar için alfabe bile yapıldı.

Bu federal çözümdü ve dünyanın başka ülkelerinde, örneğin İsviçre’de de örneği vardı. Daha sonra da birçok ülkede benzer çözüm yolları bulundu. Örneğin Belçika üç cumhuriyetli federal bir ülkedir. Kanada’da, Fransızca konuşan Kebek bölgesi güçlü bir otonomiye sahiptir, kendi yerel parlamentosu ve hükümeti vardır, Fransızca İngilizcenin yanı sıra resmi dildir.

Sovyetler Birliği’nde 1980’li yılların sonunda sistem çöküp SSCB dağıldıktan sonra da yeni oluşan Rusya Federasyonu, sınırları içinde bu sistemi sürdürmektedir ve 20 kadar federe cumhuriyetle pek çok otonom bölgeden oluşmaktadır.

Osmanlı imparatorluğunda ise süreç farklı şekilde yaşandı ve milletler meselesi çözülmeden Cumhuriyet döneminde de sürüp bugünlere kadar geldi. Bundan da bir sonraki bölümde söz edeceğim.

9 Ağustos 2021

Print